WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2023/3075 E.  ,  2023/13794 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/379 E., 2016/683 K.
SUÇLAR : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.03.2015 tarihli ve 2014/123195 soruşturma sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 123/1, 106/1-1, 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. ... 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/379 Esas, 2016/683 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit ve kişilerin huzur-sükununu bozma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a,c maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine,
2. Kovuşturmanın eksik yapıldığına,
3. Eksik inceleme yapıldığına,
4. Suçun unsurlarının oluştuğuna,
5. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'in ... Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nde Hukuk Müşaviri olarak görev yaptığı, aynı zamanda Türkiye Körler Federasyonunda yönetici olduğu, katılanın da Türkiye Körler Federasyonu'nda yönetici olduğu, katılan ve sanık arasında tanık Avukat T. İ. ile ilgili olduğu anlaşılan ancak sebebi tam olarak bilinmeyen bir nedenle husumet bulunduğu, sanık ...'in olay nedeniyle tanıklığına başvurulan Avukat T.İ.'ye sürekli telefon açarak ...'in zarar verici nitelikte biri olduğunu ve onunla arkadaşlık yapmasının doğru olmadığını söylediği, tanık T.İ.'nin sanığın sözlerine inanmaması üzerine, sanığın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ... Cumhuriyet Başsavcılığının bir soruşturma dosyasından talep edildiğini iddia ettiği, katılanın yaptığı telefon konuşmalarına ait olduğunu söylediği, sahte oluşturulmuş kurumun cevabi yazısı ve ekindeki tape kayıtlarını 27.02.2014 tarihinde gönderdiği, yine sanığın 29.05.2014 tarihinde tanık T.İ.'nin faxına, çalıştığı kurumun fax numarasından kendisiyle katılan arasında geçtiğini iddia ettiği, yine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun ... Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 15.05.2014 tarihli sahte oluşturulmuş cevabi yazısı ve ekindeki tape kayıtlarını gönderdiği, sanığın 2014 yılı Temmuz ayı içerisinde de tanık T.İ.'ye posta yoluyla, içerisinde katılanla yaptığı telefon görüşmelerinin ses kaydı olduğunu iddia ettiği flash belleği yolladığı, sanığın kullanmakta olduğu 0 532 ... .. .. numaralı telefondan, katılanın kullanmakta olduğu 0 532 ... .. .. numaralı telefona "bak ... artık yalan söylemeyi bırak, başına büyük sorunlar, belalar açacaksın.... Pazartesi günü sana derneğe Savcılıktan tebligat gelecek.... Ses kayıtları ve senin benimle turhana attığın iddiları ve dosyada bunları ifade edecek tanıklar. Artık söylediğin yalanları iftiraları kabul et, bu iş bitsin" şeklinde ve yine "en az 3 sene hapis cezası alacak bir suçtan yargılanıyorsun..." şeklinde mesajlar yazarak tehdit ettiği, böylelikle şüphelinin üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.

2. Katılanın beyanları, mesaj tespit tutanakları dosya içerisinde mevcuttur.

3. Sanık aşamalarda alınan savunmasında suçlamayı kabul etmemiş olup, sanık hakkında idari soruşturma sonucuna göre düzenlen rapor örneği dosya içinde mevcuttur.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın Mahkumiyetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Dosya kapsamı incelendiğinde dinlenen tanık beyanları ve dosyaya yansıyan diğer belgelerden sanığın kişinin huzur ve sükunu bozma kastı ile ısrarlı bir şekilde telefon etmesi veya hukuka aykırı bir eylem gerçekleştiği yönünde atılı suçun işlendiğini gösterir, yeterli, kesin, birbirini tamamlar, şüpheden arındırılmış delil elde edilemediği, bu nedenle atılı suça yönelik soyut iddialar dışında yeterli delile ulaşılamamıştır.

Tehdit suçu yönünden de Yargıtay'ın istikrar kazanan son uygulamalarına göre oluşmasına ilişkin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi için sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun nitelikte olması gerektiği, oysa gönderilen mesaj bildirimlerinin uyarı niteliğinde olduğu ve tehdit suçunun unsurlarını oluşturmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.
Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4 üncü maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, sanığın yüklenen suçlar açısından sanığın kastının bulunmadığı gibi, her iki suçun da unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa'nın 223/2-a,c maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/379 Esas, 2016/683 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

26.10.2023 tarihinde karar verildi.