6. Ceza Dairesi 2023/3073 E. , 2023/12378 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/465 E., 2016/107 K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Onama, Red
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Emirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2015 tarihli, 2015/1251 Soruşturma no'lu iddianamesiyle katılan sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125/1,125/4,43/2,53;86/2,53/1;106/1-1,43/2,53.maddeleri uyarınca ; katılan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanunu'nun 86/2,53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/465 Esas, 2016/107 Karar sayılı kararı ile katılan sanık ... hakkında yaralama ve hakaret suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, tehdit suçundan beraatine; katılan sanık ... hakkında yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunu'nun 86/2,62,52 maddeleri uyarınca doğrudan 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Sanık ...'ın Temyiz Sebepleri
1. Sanığa verilen cezanın az ve eksik olduğuna, sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan da ceza verilmesi gerektiğine, tüm kararı temyiz ettiğine,
2. Kendisi hakkında verilen ceza ile ilgili olarak; kendisini korumaya calıştığına, nefsi müdafaa da bulunduğuna, eksik inceleme sonucu verildiğine,
3. Vesaire'ye
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay öncesinde katılan-sanık ...'ın katılan-sanık ...'tan alacağı bulunduğu, olay günü bu alacağını tahsil için ...'ın dükkanına gittiği, ...'ın borcunun bir kısmını ...'a ödediği, ödenen miktarın borç miktarına oranla düşük olması nedeniyle taraflar arasında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, tarafların birbirini basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yumrukla vurmak suretiyle yaraladıkları, kavgayı ayırmaya çalışan ...'ın kızı katılan ...'ın da Sanık ...'nın yumruk vurması nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, kavga esnasında ...'ın İsa ve Mümine'ye hitaben "ananızı avradınızı sinkaf ederim." diyerek hakaret ettiği, tarafların birbirlerinden şikayetçi oldukları, dolayısıyla ...'ın ... ile ...'a karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralama, ...'ın da ...'a karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralama ve ...'ın ... ile Mümine'ye karşı hakaret suçlarını işledikleri anlaşılmıştır.
2. Katılan sanık ... savunmasında "...olay günü dükkanıma gelip benden alacağını istedi, benim üzerimde 250 TL artı 50 Euro para vardı, üzerimde bulunan parayı verdim, geri kalan borcumu o gün salı pazarı olduğu için biriktirdiğim kadarını akşam üzeri vermek istediğimi söyledim, bir anda dükkanın kapısını kapatıp bana yumrukla vurmaya başladı, ben masa ile kasa arasına düştüm, "ben Diyarbakırlıyım mezarını buraya kazarım, ananı avradını sinkaf ederim " şeklinde hakaret ve tehditlerde bulundu..."şeklinde savunmada bulunmuştur. Katılan ... ise beyanında "... sanık babam ... ile bana iddianamede okuduğunuz şekilde "ananızı avradınızı sinkaf ederim " şeklinde hakaret etti, sanık bana tehdit içerikli bir söz söylemedi, " seni öldürürüm, yaşatmam" şeklinde bana bir tehdidi olmadı, babama olup olmadığını da benim bulunduğum an itibari ile görmedim .." şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
3. Mahkeme kapsamında dinlenilen tanıklar ... ve ... beyanlarında tarafların birbirlerine hakaret veya tehdit içeriğini hatırlamadıklarını beyan etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Sanık ... Hakkında Yaralama Suçundan Verilen Karar Yönünden;
Katılan Sanık hakkında hükmolunan doğrudan adli para cezasının türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Katılan Sanık ... Hakkında Yaralama ve Hakaret Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden;
5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların temyizinin olanaklı bulunmayıp aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itirazının olanaklı olduğu anlaşılmıştır.
C. Katılan Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Dosya kapsamı incelendiğinde katılanın iddiasını destekleyecek görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılan sanık tarafından sanık ... hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan da ceza verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de sanık hakkında bu suçtan açılmış bir dava olmadığı anlaşıldığından katılan sanık tarafından yapılan itiraz yerinde görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan sanık ...'ın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Katılan Sanık ... Hakkında Yaralama Suçundan Verilen Karar Yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle katılan sanığın temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Sanık ... Hakkında Yaralama ve Hakaret Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (B) paragrafında açıklanan nedenle katılan sanık ...'ın temyiz istemlerinin 5271 sayılı Yasanın 264/2. maddesi uyarınca itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, mahkemesince iletilmek üzere İADESİNE,
C. Katılan Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde ye alan (C) paragrafında açıklanan nedenlerle Emirdağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/465 Esas, 2016/107 Karar sayılı kararında katılan sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan sanık ... 'ın temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!