6. Ceza Dairesi 2023/2738 E. , 2023/12568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/475 E., 2016/302 K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... (...) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/475 Esas, 2016/302 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanunun 223/2-b maddesi gereğince sanık ... hakkında tehdit suçundan beraatine, sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince hakaret suçundan sanıkların beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Eksik araştırma yapıldığına,
2. Vesaire'ye
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan sanıklar ... ve ...'ın olaydan önce evlerinin etrafına güvenlik kamerası takılması nedeniyle komşuları olan diğer katılan sanıklar ile aralarında hususmet oluştuğu, olay günü bu sebepten tartışma sırasında .. ve ...'ın, sinkaflı küfürler yoluyla diğer katılan sanıklara hakaret ettikleri, hakaret iddiasını tanık ...'in doğruladığı, katılan sanıklar ..., ... ve ...'in de tartışma sırasında sinkaflı küfürler ederek ... ve ...'a hakaret ettikleri, ayrıca katılan sanık ...'in "inin aşağıya görüşeceğiz" diyerek katılan sanık ...'ın ise "öldüreceğim, inin aşağıya" diyerek ... ve ...'ı tehdit ettikleri iddiası ile dava açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanıklar ..., ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 125/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ancak, katılan sanıkların üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, tanıkların katılan sanık ... ve Çetin'in katılan sanıklara hakaret ettiğini duymadıklarını beyan etmişlerdir.
3. Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle Mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanığın mahkeme huzurunda alınan savunmasında olay günü kendisinin olay yerinde hiç olmadığını, olayın olduğu saatlerde çalıştığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, dinlenen diğer katılan sanıklar ve tanıklar B. ve H. nin de sanığın savunmasını doğrulayarak olay tarihinde sanığın işyerinde çalışmakta olduğunu beyan ettikleri görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. Sanıklar ... ve ... Hakkında Hakaret Suçundan Verilen Beraat Kararına Yönelik;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... (...) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/475 Esas, 2016/302 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!