WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2023/21247 E.  ,  2024/9499 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2360 E., 2023/2889 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek, oluş ve dosya içeriğine göre; mağdurların olay günü sanıkların çalıştığı Gazino 06 isimli eğlence merkezine geldikleri, mağdur ...'in içeri girerken kendisine ait ruhsatlı silahı emanet olarak görevlilere teslim ettiği, bir süre eğlendikten sonra içeride hesabın fazla gelmesinden dolayı bir tartışma yaşandığı, bunun üzerine mağdurların dışarı çıkarıldıkları ve burada sanıklar tarafından darp edildikleri, sanıkların, mağdur ...'nin üzerinde bulunan 2.000,00 TL parayı aldıkları, mağdur ...'in ise gazinoya girerken vermiş olduğu ruhsatlı silahını geri vermedikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; mağdur ...'nin mahkûmiyet hükmüne esaslı delil olarak dayanak alınan ifadelerinde, kendi içinde tutarsızlıkların bulunması, mağdurun duruşmadaki beyanını, sanıkların savunmalarını destekler şekilde değişikliğe uğratması, mağdur ...'in kendisine ait ruhsatlı tabancasını herhangi bir darp ve cebir olmaksızın kendi rızasıyla emanet etmesi hususları gözetildiğinde; hesabın fazla gelmesi üzerine yaşanan tartışmada mağdur ...'nin aşamalarda değişiklik gösteren beyanlarından, sanıkların gerçek alacağı makul ve kabul edilebilir sınırdan çok fazla aştıklarının kabul edilmeyeceği şüpheden sanık yaralanır ilkesi gereğince taraflar arasında hukuken geçerli bir alacağın varlığının kabulü gerektiği, sanıkların bu hâliyle eylemlerinin, mağdur ...'ye yönelik hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama suçunu, mağdur ...'e yönelik ise güveni kötüye kullanma ve kasten yaralama suçlarını oluşturduğu, ancak mağdurların şikayetlerinden vazgeçtiklerinin anlaşılması karşısında, sanıklara 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri sorularak, kabul etmeleri halinde, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci maddesi uyarınca şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 19.07.2023 tarihli ve 2023/2360 Esas, 2023/2889 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

24.09.2024 tarihinde karar verildi.