6. Ceza Dairesi 2023/20103 E. , 2023/15283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1015 E., 2023/997 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan verilmiş bulunan düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi hükmüne yönelen temyiz istemi bulunmadığı anlaşılmakla, anılan suç kapsam dışı bırakılarak yapılan incelemede:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2022 tarihli ve 2022/804 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile dördüncü fıkrası, 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.01.2023 tarihli ve 2022/166 Esas, 2023/13 Karar sayılı Kararı ile sanık hakkında;
A. Nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (d) bentleri, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
B. Çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2023/1015 Esas ve 2023/997 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı sayılı Kanun'un 280 inci maddesi birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık uyarıcı madde etkisi altında olduğundan ve eylemlerinin anlam ve sonuçlarını idrak etmede yetersiz olduğundan cezai ehliyetinin bulunmadığına,
2. Yağma suçuna konu 20,00 TL paranın değerinin az olması nedeniyle verilen cezanın fazla olduğuna,
B. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın cinsel istismar ve yağma suçlarını işlediği sübuta ermiş olup üst hadden ve takdiri indirim nedenleri uygulanmaksızın cezalandırılması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü gündüz saat 13.30 sıralarında, sanığın katılan çocuk evde tek başına bulunduğu esnada açık olan pencereden içeriye girdiği, katılandan silah doğrultmak suretiyle para istediği, bunun üzerine katılanın cüzdanında bulunan 30,00 TL parayı sanığa verdiği, akabinde katılanın üzerine doğru yürüyerek üzerindeki kıyafetlerini çıkarmasını istediği, aldığı olumsuz yanıt üzerine katılanı yere yatırıp kendisininde üzerine yattığı, eliyle vücudunun çeşitli yerlerine dokunduğu ancak katılanın direnmesi üzerine üzerinden kalktığı ve katılana "bağırma kimseye de birşey söyleme" şeklinde söylemde bulunarak ikametten ayrıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
2. Katılanların aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
3. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği anlaşılmıştır.
4. Katılanın sanığı kesin ve net olarak teşhis ettiğine ilişkin 21.02.20206 tarihli canlı teşhis tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
5. Kolluk güçleri tarafından tanzim olunan, 21.06.2020 tarihli olay ve araştırma tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
6. ... Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 03.11.2022 tarihli "sanığın işlediği iddia olunan suçla ilgili cezai ehliyetinin tam olduğuna" dair sağlık kurulu raporu dava dosyasında mevcuttur.
7. Dosya içerisinde 05.06.2020 tarihli olay yeri inceleme raporu mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Cezai Ehliyetinin Bulunmadığı ve Daha Ağır Hadden Cezalandırılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık ile aralarında herhangi bir husumet bulunmayıp olay sebebiyle sanığı ilk kez gören katılanın aşamalarda uyumlu ve tutarlı beyanları, sanığın tevili ikrar içeren savunmaları, usulüne uygun teşhis tutanağı, kolluk görevlilerince düzenlenen tutanak içerikleri, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32 inci maddesinden faydalanamayacağına ve cezai ehliyetinin tam olduğuna dair sağlık kurulu raporu ve tüm dosya içeriği karşısında, sanığın eylemlerinin sabit olduğu belirlendiğinden, oluş ve dosya içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesinin Kabulü başlığı altında izah edilen şekilde gelişen olay nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümlerde sanık ve müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı görülmüştür.
B. Değer Azlığı Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedinin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Cebir veya tehdit, ''yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.
Cebir- şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.
5237 sayılı Kanun'un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 15.12.2009 tarihli, 6/242-291 Esas ve Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın, katılanın cüzdanındaki 30,00 TL parasını silah zorluyla aldığı olayda, olayın oluş şekli, katılanın cüzdanında yağmalanan 30,00 TL haricinde para bulunmaması ve sanığın yağma suçunu ağır suçlardan olan cinsel istismar suçu ile birlikte işlediği değerlendirildiğinde, değer azlığından söz edilemeyeceği kabul edilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2023/1015 Esas ve 2023/997 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
14.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!