6. Ceza Dairesi 2023/1969 E. , 2023/11028 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahla tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2013 tarihli ve 2013/305 Soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 58 inci maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli ve 2013/333 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2015 tarihli ve 2013/333 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2017/21836 Esas, 2021/4452 Karar sayılı kararı ile;
"...1-Hükmün verildiği tarihte başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın talimatla alınan 26.02.2015 tarihli beyanında, asıl mahkemesinde savunma yapmak istediğini belirtmesi karşısında, 12.03.2015 tarihli duruşmada hazır bulundurulmadan savunması da alınmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılması,
2-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/227 esas, 2011/54 karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin 11.12.2012 olup, sanığa yükletilen suç tarihinden sonra olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının anlaşılması karşısında, sanığın başkaca tekerrüre esas sabıkası olup olmadığı da belirlenerek sonucuna göre hakkında TCK'nın 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
3-Anayasa Mahkemesi'nin karar tarihinden sonra 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması..."
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2021/287 Esas ve 2022/620 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ...'ın Temyiz Sebepleri
1. Suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Zamanaaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine,
3. Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
4. Tekerrür şartları oluşmadığı halde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna,
5. Eksik incelemeye karar verilmiş olduğuna,
6. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile şikâyetçinin olay tarihinde barda bulundukları sırada aralarında kız arkadaş meselesi nedeniyle çıkan tartışmada sanığın şikâyetçiye aracının içerisinden çıkardığı ele geçirilemeyen tüfeği göstermek suretiyle tehdit ettiği anlaşılmıştır.
2. Şikâyetçinin aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
3. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği anlaşılmıştır.
4. Kolluk güçleri tarafından tanzim olunan, 23.12.2012 tarihli tutanak dava dosyasında mevcuttur.
5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Eksik İncelemeyle Karar Verilmiş Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Şikâyetçinin aşamalardaki tutarlı beyanları ve bu beyanları doğrulayan sanığın şikâyetçiye aracının içerisinde bulunan sopayı tehdit amaçlı gösterdiğine ilişkin tevili yollu ikrar içeren savunmaları ve Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Suçun Unsurlarının Oluşmadığına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Tehdit suçu 5237 sayılı Kanun'un özel hükümlere ilişkin ikinci kitabın “kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmının “hürriyete karşı suçlar” başlıklı yedinci bölümünde düzenlenmiştir. Tehdit “gözdağı” olarak ifade edilmektedir.
Tehdit, failin iradesine bağlı gelecekte meydana getirilmesi hedeflenen kötülüktür. Tehdit, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında iki şekilde yaptırıma bağlanmıştır. Mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi ilk yaptırım halidir. İkinci yaptırım hali ise, kişinin mağduru malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmesidir. Tehdit suçunun meydana gelmesi için soyut tehlike doğurmaya elverişli eylemin hangi vasıtayla olursa olsun (sözle, mektupla, işaretle vb.) karşı tarafa ulaşması gerekir. Tehdit suçunda önemli olan kullanılan vasıta değil, mağdurun kötülüğe maruz kalacağını bilmesidir. Sözle, yazıyla veya işaretle gerçekleştirilen tehdit eyleminin mağdurun iç huzurunu bozmaya, korku ve endişe meydana getirmeye elverişli olması gerekir. Elverişli olması suçun gerçekleşmesi bakımından yeterlidir. Ayrıca eylem neticesinde mağdurun sübjektif olarak iç huzurunun bozulması, korku ve endişe meydana getirmesi aranmaz. Bu aranan tehditin mağdurun iç huzurunu bozmaya mağdurda korku uyandırmaya elverişli olması yeterlidir.
5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise nitelikli haller sayılmıştır somut olayımızla ilişkisi nedeniyle bu hallerden birisi de silahla tehdittir.
5237 sayılı Kanun'da hangi tür araçların silahtan sayılacağı, silah kavramının tanımı, “tanımlar başlıklı” 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilmiştir.
Hâl böyle olunca sanığın ele geçirilemeyen tüfeği sanık savunmasına göre yine silah sayılan sopayı şikâyetçiye göstermesi şeklindeki eyleminin tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmış ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Lehe Hükümlerin Uygulanmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Mahkemece aynı sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde temel ceza ve haksız tahrik indirim oranlarının belirlendiği, sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili Kanun maddelerinin de değerlendirildiği, aynı sayılı Yasa'nın 62 nci maddesinin sanık lehine uygulanmış olduğu, sanığın tekerrüre esas mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlar, 51 inci maddesi kapsamında erteleme ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesseseleri yönünden; "...Sanığın geçmişinde işlemiş olduğu kasıtlı suçlar nedeni ile mahkum olması, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde herhangi bir pişmanlık göstermemesi, mükerrir oluşu ve adli sicil kaydından anlaşılan suç işleme eğilimi dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu bir kanaat oluşmadığından..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Zamanaşımı Sebebi ile Düşme Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahla tehdit suçuna ilişkin olağan dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre 8 yıl olduğu, aynı suçun olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıl olduğunun anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı eylem nedeniyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı gözetilerek kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Tekerrür Hükümlerinin Uygulanma Şartlarının Oluşmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesi gerektiği, infazının aranmadığı, 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca; beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, en geç bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl içinde işlenen suçlar açısından uygulanacağı belirlenmiştir.
Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde tekerrüre esas alınan Dalaman Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.02.2011 tarihli ve 2009/135 Esas, 2011/30 Karar sayılı kararının 09.09.2011 tarihinde kesinleştiği, 13.11.2012 tarihinde dosyaya konu silahla tehdit suçunun işlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimini uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
6. Vesaire Yönünden
Sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmasına ilişkin olarak hükümde herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemle uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının gereğinin yerine getirildiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2021/287 Esas ve 2022/620 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!