6. Ceza Dairesi 2023/17585 E. , 2024/3944 K.
"İçtihat Metni"KANUN YARARINA BOZMA
Yağma suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1, 522, 59/2 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca 9 yıl 8 ay 21 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2004 tarihli ve 2003/277 esas, 2004/40 sayılı kararının temyiz edilmeksizin 27.02.2004 tarihinde kesinleşmesini müteakip, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) uyarınca dosya üzerinden yapılan uyarlama yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 tarihli ve 2003/277 esas, 2004/40 sayılı ek kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 12.05.2023 gün ve 94660652-105-06-8616- 2022-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2023 gün ve 2023/64791 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hâk yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hâk yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ise de, benzer bir duruma ilişkin olarak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.10.2015 tarihli ve 2015/11290 esas, 2015/15383 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi gereğince mutlak hukuka aykırılık hâllerinin kanun yararına bozma konusu yapılabileceği, infaz aşamasında mahallinde düzeltilebilecek hususların kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinin uygulanıp uygulanmaması veya yanlış uygulanmasının sanık lehine kazanılmış hâk doğurmayacağı ve hapis cezasına mahkûmiyetin yasal sonucu olan hâk mahrûmiyetleri konusunda her zaman karar verilebileceği ve yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12.09.2006 tarihli ve 2006/359 esas, 2006/7944 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hâk oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1- 5237 sayılı Kanun'un 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005/2691 esas, 2005/3395 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431 esas, 2005/12718 karar sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hâkkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Hükümlünün mahkemedeki iyi hâli nedeniyle cezasının takdiren 1/6 oranında indirilmesi ve 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilirken uygulama maddesinin kararda gösterilmeyip 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232/6 ve 5237 sayılı Kanun'un 61/1. maddelerine aykırı davranılmasında, isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 tarihli ve 2003/277 esas, 2004/40 sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!