WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2023/16778 E.  ,  2023/13762 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/178 E., 2023/61 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2012 tarihli ve 2012/8707 Esas No.lu iddianamesiyle; sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 35 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.

B. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2012/85 Esas, 2013/467 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

C. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2012/85 Esas, 2013/467 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.04.2018 tarihli ve 2015/1548 Esas, 2018/2709 Karar sayılı ilâmı ile;
"Sanık ...'la katılan ... arasındaki hukuki ilişkinin varlığını kanıtlayan tüm belgeler, muhasebe kayıtları, ticari ilişki devamınca işletilen banka hesaplarına ilişkin hesap ekstreleri, ticari faaliyetin kuruluş aşamasındaki iştirak payları; takibe konu yapılmış alacağa ilişkin icra dosyaları ilgili yerlerden temin edilerek; gerektiğinde bu konuda uzman bir bilirkişiden sanık ...'ın katılan ...'den alacaklı olup olmadığına ilişkin rapor düzenlenip, deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli ve 2018/178 Esas, 2023/61 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Sanığın cezalandırılmasına yeterli somut delil bulunmadığı,
2.Suç niteliğinde hataya düşüldüğü,
3.Kararın gerekçesiz olduğu,
4.Suçun unsurlarının oluşmadığı,
5.Eksik inceleme ile karar verildiği,
6.Adil yargılanma ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine,
7. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklardan ... ile müştekinin 2007-2009 yılları arasında ... Mobilya adlı iş yerinde ortak oldukları, sanık ...'ın, 2009 yılında ortaklıktan ayrıldığı, olay tarihinde ise şirketten alacağı kaldığı gerekçesiyle katılanın para istediği, olumlu cevap alamayınca da diğer sanık ... ile birlikte katılanın işyerine gittikleri, sanık ...'ın kendisini Hakkı Saral olarak tanıtarak katılandan para istediği, katılanın ise kendisinin sanık ...'dan alacaklı olduğunu ileri sürerek para vermek istemediği, bu görüşmeden sonra sanık ...'ın hem telefonla arayarak, hem de mesaj çekmek suretiyle paranın verilmesi hususunda katılanı tehdit ettiği, sanığın katılandan alacağının olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

2. ... Mobilya Şirketine ait bir kısım belgelerin zayi olduğunun belirtildiği 14.08.2013 tarihli yangın raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Bilirkişi tarafından düzenlenen, sanık ile ... arasında ortaklık dışı ticari ilişkinin mevcut olduğu, ancak sanığın alacağına ilişkin bir tespit yapılamadığı, tespitin yapılabilmesi için ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğinin belirtildiği 21.11.2019 tarihli bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.

4. Bilirkişi tarafından düzenlenen, ... Mobilya Şirketine ait 2009 yılı ticari defterlerinin incelenebildiği, sanığın ... Mobilya Şirketine ortak olduğu, 27.03.2009 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmış olduğu, sanığın katılan ... ile ortaklık dışı ticari ilişkisinin mevcut olmadığı ve alacağına ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığının belirtildiği 10.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Tanıklar K.U., İ.H ve H.D.'nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanunu'nun 150. maddesinde sözü edilen "Hukuki ilişkiye dayanan alacak” kavramı hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı haktır. Alacak hakkı malvarlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkıdır. Alacak hakkı herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nisbi bir haktır. Borç ilişkisinden doğan haklar sadece borçluya karşı ileri sürülebilir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili Kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.

Dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesi ancak, mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabilecektir.

Sanık ile katılanın ... Mobilya adlı şirkette ortak oldukları, sanığın ortaklıktan ayrıldığı, bu ayrılma nedeniyle aralarında alacak verecek meselesi konusunda ihtilaf oluştuğu, ihtilaf olduğu konusunun tanık beyanları ile doğrulandığı, tüm ticari defterler mahkemeye sunulamadığından bilirkişiden alınan raporların dosyaya sunulan belgeler doğrultusunda hazırlandığı, sanığın alacağını talep etmek için diğer ölen sanık ... ile katılanın ofisine gittikleri, parayı tahsil etmek amacıyla sanık ...'in katılanı tehdit ettiği sabittir.

Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu açıktır. Bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. O halde sanığın alacak iddiası kuru bir iddianın ötesindedir. O halde sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen alacağının tahsil amacıyla yağma suçunu oluşturduğu ve sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki suçu oluşturduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2018/178 Esas, 2023/61 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

26.10.2023 tarihinde karar verildi.