WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2023/16345 E.  ,  2024/7839 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/186 E., 2023/94 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, hırsızlık, nitelikli tehdit, kasten yaralama, nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali
KARAR : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında mağdurlar ... ve ...'e yönelik yağma ve sanık ... hakkında tehdit suçlarından kurulan beraat; sanıklar hakkında mağdur ... ve ...'e yönelik konut dokunulmazlığının ihlali ve sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2015 tarihli ve 2014/73 Esas, 2015/378 Karar sayılı hükmünün, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2019/1514 Esas, 2021/4003 Karar sayılı ilamı ile;
“Mağdur ...’ı kasten yaralayarak araçlarına bindirip bir süre sonra bırakan sanıklar hakkında, hürriyeti tahdit suçundan dava zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay tarihinde gece vakti sayılan zaman dilimi içerisinde aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanıkların, mağdurlar ... ve ... ...’ın evlerine giderek, kapıyı açan ve eve girmelerine engel olmaya çalışan ...’ı kasten yaralayarak evin içine soktuktan sonra salonda asılı bulunan pompalı tüfeği alarak ... ...’a doğrultarak ölümle tehdit ettikleri, sonrasında mağdur ...’ı da yanlarına alarak geldikleri araca bindirip evden 50 metre kadar uzağa götürdükten sonra bırakmaları şekilde gerçekleşen olayda, suça konu pompalı tüfeği yanlarında götüren ve kovuşturma aşamasına denk gelecek zaman dilimi içerisinde mağdurlara iade etttikleri anlaşılan sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 149/1-a-c-d-h, 168/3. maddelerinde tanımlanan yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli ve 2021/186 Esas, 2023/94 Karar sayılı kararı ile;
“Olay tarihinde gece vakti sayılan zaman dilimi içerisinde aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanıkların, mağdurlar ... ve ... ...’ın evlerine giderek, kapıyı açan ve eve girmelerine engel olmaya çalışan ...’ı kasten yaralayarak evin içine soktuktan sonra salonda asılı bulunan pompalı tüfeği alarak ... ...’a doğrultarak ölümle tehdit ettikleri sonrasında mağdur ...’ı da yanlarına alarak geldikleri araca bindirip evden 50 metre kadar uzağa götürdükten sonra bırakmaları şeklinde gerçekleştiği iddia olunan olayda;
Sanıklar ..., ..., ...'ın üzerine atılı yağma suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
Her ne kadar sanıklar hakkında eylemlerinin yağma suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi üzerine mahkememizce yargılamaya devam olunmuş ise de, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında ısrarla müştekilerin evinden tüfeği almadıklarını,kendilerinde tek kırma av tüfeği olduğunu ateş edip etmediklerini bilmediklerini savundukları sanıkların savunmalarının kendi içerisinde tutarlı ve birbirleriyle uyuşur nitelikte olduğu, sanıkların tüfeği aldıklarına dair dosya kapsamında sadece husumetli oldukları müştekiler ... ve ... ...'ın beyanlarının bulunduğu, müştekilerin aşamalarda alınan beyanları irdelendiğinde,
Müşteki ...'in alınan beyanında, ''eşimle ... ve ... tartışmışlar kapı çaldı kim o dedim ses vermediler kapı çamını kırdılar eşim kapıyı açtı üçü de içeriye girdi babamın asılı silahını aldılar beni ... bu silahla tehdit etti, sonra eşimi götürdüler bende annemlere haber vermeye gittim'' dediği, müşteki ... ise alınan beyanlarında, ''Gündüz uyuşturucu saklama konusunda tartıştık, gece kapı çaldı eşim kim o dedi ses vermeyince ben dışarı çıktım, beni de zorlayarak içeri girdiler'' dediği, ilk ifadesinde ise ''Kayınpederimin silahını alarak eşime vurdu'' diye anlattığı, mahkeme huzurunda alınan beyanında ise, ''... kendi elinde getirdiği silahla bizi tehdit etti tüfeği ise Serdar hiç bir şey söylemeden alıp gitti'' diyerek anlattıkları dikkate alındığında, olayı birebir aynı şekilde yaşayan müştekilerin gerek kendi beyanları arasında gerekse olayın gelişimine ilişkin bulundukları beyanlarda çelişkiye düştükleri dolayısıyla beyanlarına mahkememizce itibar edilemeyeceğinin değerlendirildiği, diğer müşteki sanıkların da tüfeğin sanıklar tarafından yağmalandığına ilişkin görgülerinin olmadıkları yine dosya kapsamında tüfeğin alınmasına ilişkin görgüye dayalı tarafsız bir tanığın da bulunmadığı, olayda yağmalandığı iddia olunan tüfekle yine iddiaya göre çok kısa bir zaman diliminde kullanıldığı, olay yeri inceleme ve kriminal rapora göre olay yerinde bulunan tüm kapsüllerin aynı silahtan çıkmış olduğunun belirtildiği, ancak neredeyse olaya karışan tüm taraflar yağmalanan silahın olayda kullanılan silah olduğunu belirttikleri oysa ki ...'ın da yaralanmasının bulunduğu, ve alınan kriminal rapora göre atışların uzak atış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla sanık ...'ın kendi kendisini vurmasının da mümkün olamayacağı, 03.10.2012 tarihinde tutulan tutanağa göre olaydan hemen sonra sanıkların evinde yapılan aramada suça konu tüfeğin olmadığına dair tutanak tutulduğu ve müştekinin mahkeme huzurunda alınan beyanlarında tüfeğin kendilerine olaydan 2-3 ay sonra iade edildiğini belirttikleri dikkate alındığında,
Ceza muhakemesinin ... amacı muhakemeye katılan bireylerin haklarına zarar vermeksizin maddi gerçeği hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bulmak bulmak ve buna bağlı olarak cezai uyuşmazlığı çözmektir. Muhakemenin konusunu teşkil eden olayın nasıl gerçekleştiğinin tespitine ilişkin olarak maddi sorun, geçmişte olup biten olayın onu temsil eden vasıtalar yani deliller aracılığıyla şimdiki zamanda ortaya konulmasıdır. Ceza muhakemesinde yargılama cezai uyuşmazlığın maddi kısmını çözerken vicdani kanaatine göre karar verir. Eğer mahkeme cezai uyuşmazlığa konu olan olaya ilişkin olarak gerekçeye dayanan şüpheyi yenmiş ise vicdani kanaate ulaşmış ve maddi gerçeği bulmuş demektir. Vicdani kanaat maddi gerçeğin bulunması ve dolayısı ile cezai uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasındaki ... kıstasdır.
Bu bağlamda; yukarıda irdelenen deliller uyarınca sanıkların evde bulunan tüfeği cebir ve tehditle aldıkları ve ...'ın bu tüfekle müştekileri tehdit ettiğine dair, müştekilerin inandırıcılıktan uzak bulunan soyut beyanı dışında, mahkûmiyetlerine yeter nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediğinden; masumiyet karinesi ve şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesinin bulunduğu bir ceza yargılaması sisteminde suçluluk karinesinden hareketle mahkumiyet kararı verilebilmesi mümkün olmadığından, şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo ) evrensel ceza hukuku ilkesi geregince, suçun ... olmaması nedeniyle (isnat edilen suç fiili maddi gerçekliğine yönelik tam bir vicdani kanı oluşmadığından),
23.12.2015 tarihli mahkememizce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, "Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2019/1514 Esas, 2021 4003 Karar sayılı bozma ilamındaki gerekçe yasaya uygun bulunmadığından direnilmesine karar verilerek, sanıklar ... ve Serdar'ın yağma, ...'ın yağma ve tehdit suçlarından ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Bu hükmün o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "bozma" istekli 26.04.2023 tarihli ve 2023/36781 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.
Oluş ve dosya kapsamına göre, sanıkların üzerine atılı yağma suçu ile sanık ...'ın üzerine atılı tehdit suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçu ile sanık ... hakkında mağur ...'e yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden olayın kabul; oluş ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun niteliğini tayin ve usulüne uygun olarak tespit ile takdir kılan direnme kararı yerinde görüldüğünden,
"Dairemizin 18.02.2021 tarihli ve 2019/1514 Esas, 2021 4003 Karar sayılı bozma kararının" kaldırılmasına,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye aykırı olarak, Sayın üyeler ... ve ...'ın muhalefetleriyle oy çokluğuyla ONANMASINA, 24.06.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Dairemizin 2019/1514 Esas ve 2021/4003 Karar sayılı bozma ilâmında belirtildiği üzere, olay tarihinde gece vakti sayılan zaman dilimi içerisinde aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanıkların, mağdurlar ... ve ... ...’ın evlerine giderek, kapıyı açan ve eve girmelerine engel olmaya çalışan ...’ı kasten yaralayarak evin içine soktuktan sonra salonda asılı bulunan pompalı tüfeği alarak mağdur ... ...’a doğrultarak ölümle tehdit ettikleri, sonrasında mağdur ...’ı da yanlarına alarak geldikleri araca bindirip evden 50 metre kadar uzağa götürdükten sonra bıraktıkları, suça konu pompalı tüfeği yanlarında götürdükleri ve kovuşturma aşamasında mağdurlara iade etttikleri anlaşılan olayda, sanıkların eyleminin bir bütün halinde 149/1-a-c-d-h, 168/3. maddelerinde tanımlanan yağma suçunu oluşturduğu kanatinde olduğumuzdan, direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken direnme kararının onanmasına dair Sayın çoğunluğun kararına iştirak etmiyoruz.