6. Ceza Dairesi 2023/13723 E. , 2023/10680 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahla tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2011 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. Cümle, 106/2-c, 63, 31/3 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2012 tarihli ve 2011/209 Esas, 2012/155 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c, 31/3, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 3 yıl denetim süresi belirlenmiştir,
3. Suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle Derik Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarih, 2014/430 E, 2015/300 K. sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiğinin bildirilmesi üzerine, Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
4. Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.05.2021 tarihli 2021/3807 Esas, 2021/14223 Karar sayılı ilamı ile,
"..Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Yerel mahkemece uyulan bozma sonrası Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/874 Esas, 2021/2120 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c, 31/3, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuğun Temyiz Sebepleri
1. Suçu işlemediğine, mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
2. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurun, Silopi Lisesi'nde matematik öğretmeni olarak görev yaptığı, suça sürüklenen çocuğun da inceleme dışı suça sürüklenen çocuk ile aynı okulda öğrenci oldukları ve olay günü kul koridorunda mağdurun yanına gelerek sözlü notlarının düşük verilmesi gerekçesiyle mağdura hitaben "Funda sen Silopi'den sağ çıkamayacaksın, seni sürekli takip edeceğiz, bunu yanına bırakmayacağız, nasıl olurda sen bizim sözlü notumuzu bu kadar düşük verirsin, çabuk bizim notlarımızı yükselt, sen suçlusun, sen kim oluyorsunda notlarımızı düşük veriyorsun, seninle daha sonra görüşeceğiz, yaptıkların yanına kalmayacak, sen evine gidebileceğini mi zannediyorsun" şeklinde tehdit ettikleri, anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı Yasa'nın 231/11 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Derik Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarih, 2014/430 Esas, 2015/300 Karar sayılı ilamına konu suç 5607 sayılı Kanun'un 3/11 inci maddesi kapsamında olup 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7242 sayılı Kanun) 63 üncü maddesindeki ve 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/1 inci maddesindeki ''Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.'' şeklindeki düzenleme gereğince, öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorulmak suretiyle tespit edilip suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sözü edilen ve suça sürüklenen çocuk lehine olduğu değerlendirilen işbu değişiklikle ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen istikrarlı içtihatları uyarınca, denetim süresinde işlenen ve sonradan uzlaştırma kapsamına alınan ve kasten işlenen bir suçtan (Örneğin; somut olaydaki gibi 5607 sayılı Kanun'a muhnalefet suçundan) dolayı uzlaştırma prosedürünün işletilmesi gerekir. Uzlaşma gerçekleştiği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanamaz. Buna karşılık uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde, sonradan uzlaştırma kapsamına alınan ve denetim süresinde kasten işlenen suçtan dolayı verilen mahkûmiyet hükmü, yeniden açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına mesnet oluşturabilir.
Bu itibarla, hükmün açıklanmasına dayanak yapılan ve denetim süresinde kasten işlenen suçla ilgili olarak uzlaştırma işlemlerine tevessül edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için açıklanan mahkumiyet hükmünün bozulması gerekir.
Ancak;
5237 sayılı Yasa'nın 231/8 maddesinin “Denetim süresi içerisinde dava zaman aşımı durur.” biçimindeki âmir hükmü ve yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen istikrarlı içtihatları uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihten, denetim süresi içerisinde kasten işlenen (bu suçtan dolayı verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi kaydıyla) suçun işlendiği tarihe kadar dava zaman aşımı süresi durur. Öte yandan aynı Yasa'nın 67/2-d maddesinin amir hükmü uyarınca, mahkumiyet hükmünün verilmesi dava zaman aşımı süresini kesen sebeplerdendir. Bu tarihten sonra dava zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Mahkûmiyet hükmünün sonradan kanun yolu denetimi esnasında her hangi bir nedenle bozulması, kesme sonucunu ortadan kaldırmaz.
Nihayet 5320 sayılı Kanun’un 4/2. maddesi uyarınca, “Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yapılan işlemler ve verilen kararlar geçerliliklerini sürdürürler.” düzenlemesine yer verilmiştir. Esasen bu düzenlemeyle usul hükümlerin değiştirilmesi halinde, önceki mevzuata uygun olarak verilen kararların ve yapılan işlemlerin genel olarak geçerli sayılmasına dair çok önemli bir usul hukuku ilkesi zikredilmiştir. Örneğin; 06.03.2014 tarih ve 28933 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6526 sayılı Kanun değişikliğinden önce 5271 sayılı Yasa'nın 135 inci maddesi uyarınca, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi kararını, (şimdi olduğu gibi) tek hâkimin de vermesi mümkündü. Ancak, 6526 sayılı Kanun değişikliğiyle birkaç yıl süreyle dinleme ve kayda alma kararını, yalnızca Ağır Ceza Mahkemesinin ve oybirliğiyle karar vermesi koşulu getirilmişti. Bu değişiklik, 06.03.2014’ten önce tek hakimin verdiği dinleme ve kayda alma kararını geçersiz hale getirmez ve bu yolla elde edilen deliller de hukuka aykırı olarak kabul edilemez.
“Bir kararın yok hükmünde sayılması ile sonradan hükümsüz hâle gelmesi aynı şey değildir. (Kunter – Yenisey – Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, sahife 207)” Bu itibarla, hükmün açıklanması kararına dayanak yapılan ve denetim süresi içerisinde kasten işlenen 5607 sayılı Kanun'a muhnalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün, kanun değişikliği ve uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde sonradan hükümsüz kalma ihtimali mevcut ise de, bu durum söz konusu mahkumiyet kararının yok hükmünde kabul edilmesi sonucunu doğurmayacağı gibi, açıklanan bir mahkûmiyet hükmü somut olayda olduğu gibi uzlaştırmanın kapsamının genişlemesi sebebiyle bozulabilir ve bilahare sonradan hükümsüz hale gelebilirse de, yok hükmünde sayılamaz.
Dava zaman aşımı süresinin dolmamış olması, olumsuz bir yargılama (dava) şartı olup, dava zaman aşımı süresinin dolması halinde Devletin yargılama hakkı düşer.
Somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21.03.2012 tarihinden, denetim süresinde işlenerek hükmün açıklanmasına sebep olan suçun işlendiği 16.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşen durma süresi ile hükmün açıklandığı 08.03.2016 tarihinden bozma ilamı sonrası 11.11.2021 tarihinde verilen mahkûmiyet hükmü de dahil olmak üzere kesme sebepleri de dikkate alındığında, aynı zamanda olağan ve uzatılmış dava zamanaşımı süreleri de dolmuştur.
Elbette hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz üzerine mercii tarafından kaldırılmışsa, bu karara herhangi bir sonuç bağlanamaz. Örneğin; yoklukta verilmesi, tebligat, itiraz ve nihayet itiraz merciinin kaldırma kararı arasında geçen sürede dava zaman aşımı süresinin durduğu kabul edilemez. Ancak, verilen bir mahkûmiyet hükmü hatalı da olsa dava zaman aşımını süresini keser. Aynı şekilde açıklanması geri bırakılan bir kararın açıklanması suretiyle de olsa verilen mahkûmiyet kararının dava zaman aşımını süresini kesen bir sebep olduğunda herhangi bir kuşku yoktur.
Yapıldığı tarihte hukuka uygun ve geçerli olan duruşma açılması, hükmün açıklanması işlemleri ile aynı şekilde verildiği tarihte hukuka uygun olan ve açıklanması geri bırakılan bir kararın açıklanması suretiyle verilen mahkûmiyet kararının, sanık (veya hükümlü) lehine yapılan bir kanun değişikliği gerekçesiyle, sanık aleyhine yorumla, geçersiz ya da yok hükmünde sayılması (keenlemyekün), anılan kanun hükümleriyle, Ceza Muhakemesine egemen olan en önemli ilke ve haklardan olan hukuk güvenliği ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırılık oluşturur. Esasen 5271 sayılı Yasa'nın 231/8. maddesinde düzenlenen dava zaman aşımı süresinin (azami) denetim süresi kadar durması kuralı göz önüne alındığında, önceden dayanak yapılan suç dışında yine denetim süresinde işlenmiş başka bir kasıtlı suçtan mahkûmiyet kararı bulunsa bile, uzlaştırma prosedürünün işletilmesi için bozma yaptığımızda, uzlaşma gerçekleşse de gerçekleşmese de, nihayetinde verilecek karar, her halükârda düşme kararıdır. Bu itibarla, açıklamaya dayanak yapılan hükmün sonradan uzlaştırma kapsamına alınması dolayısıyla uzlaştırma işlemlerine tevessül edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için bozulması yerine, olumsuz yargılama (dava) şartı olan dava zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle bozma ve düşme kararı vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle;
Suça sürüklenen çocuğa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 106/2-c, 31/3 maddelerine uyan silahla tehdit suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 maddelerinde öngörülen 5 yıl 4 aylık olağan dava zaman aşımı süresinin, hükmün açıklandığı 08.03.2016 tarihinden bozma ilamı sonrası kurulan 11.11.2021 tarihli mahkûmiyet tarihine kadar geçmiş bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/874 Esas, 2021/2120 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1-1 bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!