6. Ceza Dairesi 2022/8914 E. , 2024/4529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/723 E., 2021/299 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
1.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen "3 yıl 4 ay hapis cezası" mahkûmiyet hükmüne konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği, anlaşılmıştır.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen nitelikli yağma hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/1097 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi ve 63 üncü maddesi gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
2.Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve2019/55 Esas, 2020/6 Karar sayılı kararı ile;
a-Sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 Yıl 1 Ay 10 Gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tutuklulukta ve gözaltında geçirilen sürelerin mahsubuna,
b-Sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 Yıl 4 Ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tutuklulukta ve gözaltında geçirilen sürelerin mahsubuna, karar verilmiştir.
3.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarihli ve 2020/723 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararı ile sanıklardan ... yönünden sanığın 11.01.2020 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında sanık müdafiinin kararı istinaf etme yetkinin bulunmadığından sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince esastan reddine, sanık ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
1-Sanığın alacağını tahsil amacıyla hareket etmesi nedeniyle sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 inci maddesinin uygulanması gerektiğine,
2-Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 151'de düzenlenen mala zarar verme suçunun uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan karar verilmesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğuna,
3-Sanığın haksız tahrik altında hareket ettiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ...'in kendisine ait olmayan, yeğeninin alacağı olduğunu iddia ettiği alacağı tahsil amacı ile yanında diğer sanık ... olduğu halde katılanın evine gittiği, tarafların konuşmak için sanık ...'in kullandığı araca bindikleri, yolda aralarında tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanık ...'in tehdit içeren ifadeler kullandığı, çıkan tartışma neticesinde sanık ...'in aracı durdurduğu ve diğer sanıkla birlikte katılana vurmaya başladığı, katılanı doktor raporunda belirtildiği üzere yaraladığı daha sonra katılan ile işinin bitmediğini ifade ederek yanlarında gelmeye zorladığı, Toprakkale-Erzin yol ayrımı yakınlarında ıssız bir yerde aracı tekrar durdurarak katılanın kafasına silah dayayarak fotoğraf çektirdiği, yine katılanın üzerinde bulunan cep telefonunu zorla alması şeklindeki eylemlerin ilk derece mahkemesince maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
2.Katılan aşamalarda alınan beyanında olayı 1 numaralı bentte yer alan şekilde anlatmıştır.
3.Sanık soruşturma aşamasında alınan ilk beyanında katılanı tanımadığını beyan etmesine rağmen CD görüntüleri kendisine gösterildikten sonra katılanı tanıdığını katılan ile yeğeni arasındaki alacak verecek meselesinden dolayı aralarında tartışma çıktığını ancak olayda silah kullanmadığını beyan etmiştir.
4.Sanığın katılanın kafasına silah dayadığı fotoğrafların ortaya çıkması üzerine sanık bu sefer katılan ile aralarında geçen tartışma neticesinde sinirlenerek katılanın kafasına silah dayadığını beyan etmiştir.
5.Sanık soruşturma aşamasında alınan beyanlarında öncelikle katılanın abisinden yeğeninin alacaklı olması hasebiyle katılanın abisine söz dinleteceğini varsayarak katılanla görüşmeye gittiğini beyan etmesine rağmen aşamalarda alınan beyanlarında kendisinin dolaylı olarak katılandan alacaklı olduğunu beyan etmiştir.
6.Sanığın iddia ettiği alacak katılan tarafından kabul edilmemiştir. Katılan, dosyada tanık olarak dinlenen ve alacak-borç ilişkisinin tarafı ... beyanlarında özetle alacak borç ilişkisinin kendisi ile sanığın yeğeni ... arasında olduğunu beyan etmiştir.
7.Dosyada tanık olarak dinlenen ... soruşturma aşamasında alınan beyanında "...... ile aramızda herhangi bir ticaret alacak verecek ya da husumet konusu bulunmamaktadır, belirttiğim gibi bu şahsın ağabeyi ... ile aramızda alacak verecek konusu bulunmaktadır, ancak ...’ın bu alacak verecek konusu ile hiçbir ilgisi yoktur..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
8.Katılanın yaralanmasına ilişkin 22.10.2017 tarihli genel adli muayene raporu, sanığın katılanın kafasına silah dayaması ve darp etmesine dair görüntüler ve katılanın telefonunun olaydan hemen sonra kullanılmadığına dair İletişim Tespiti (HTS) kayıtları dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarihli ve 2020/723 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararı ile sanıklardan ... yönünden sanığın 11.01.2020 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında sanık müdafiinin kararı istinaf etme yetkinin bulunmadığından sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince esastan reddine, sanık ... yönünden yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında 5237 Sayılı Kanun'un 150 nci Maddesinin Birinci Fıkrası ve Haksız Tahrik Hükümleri Gereğince Hüküm Tesis Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası ile; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinden bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak ... bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, tarafların hukuki ilişki kurulduğu sırada bu ilişkinin tarafları olması ve yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanın aşamalarda alınan tüm beyanlarında sanığa borcunun bulunmadığını beyan etmesi, sanığın soruşturma aşamasında yeğeninin alacağından bahsetmesine rağmen kovuşturma aşamasında kendisinin dolaylı alacaklı olduğunda dair birbirleri ile uyumlu olmayan beyanları, dosya içeriğine göre alacak-borç ilişkisinin ... ve ... olduğunun anlaşılması karşısında hukuki ilişkinin kurulduğu esnada bu ilişkinin tarafı olmayan kişilerce alacağın temlik edilmesi veya başka bir suretle alacağın tahsili amacıyla kişilere karşı uygulanan cebir veya tehdit eylemlerinin 5237 sayılı Kanunun 150 nci maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceği ve olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 151 inci Maddesinde Düzenlenen Mala Zarar Verme Suçunun Uygulanıp Uygulanmayacağı Tartışılmadan Karar Verilmesinin Kanuna ve Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeye göre, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ederek veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle, davranış veya hareketler ile de tehdit edilebilir. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Olay ve Olgular başlığı altında (A) bendinin birinci paragrafında izah edildiği şekilde sanığın cebir kullanmak suretiyle katılandan telefonu alması şeklinde gerçekleşen eylemin yağma suçuna sübut verdiği, sanığın eylemlerinin mala zarar verme suçunu oluşturmadığı bu nedenle mahkemece mala zarar verme suçu tartışılmadan karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık oluşturmadığı yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Ön inceleme bölümünün birinci pargrafında açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarihli ve 2020/723 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarihli ve 2020/723 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Katılan ...'ın ... Otomotiv Turizm İnşaat Eğitim Hayvancılık ve Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin resmi sahibi olduğu, katılanın abisi olan ...'ın ise polis memuru olması nedeniyle söz konusu galerinin gayri resmi ortağı olduğu ve galeriyi birlikte işlettikleri, sanık ...'in öz yeğeni olan ...'nin polis memuru olduğu ve katılanın galerisinde araç alım satımı yaptığı yine ...'ın araç alım satımı konusunda ...'a para verdiği, karşılığında kar payı aldığı, katılan ve katılanın abisi ... arasında alacak verecek konusunda anlaşmazlık çıktığı, ...'ın alacağını ...'ten isteyip alamadığı, alacağı olduğu hususunun tanık ... tarafından da kabul edildiği, ...'ın alacağını tahsil edememesi üzerine durumu öz dayısı olan sanık ...'e anlatıp yardım istediği, sanığın bu talep üzerine katılanı daha önce telefon ile aradığı ve borcun ödenmesi konusunda konuştukları, katılanın borcun kendisi ile alakasının olmadığını beyan ederek telefonu kapattığı, aradan zaman geçmesine rağmen paranın katılan ve abisi tarafından ödenmemesi üzerine sanığın olay tarihinde katılanı aracına aldığı ve yolda aralarında ...'ın alacağı yüzünden tartışma çıkması üzerine katılanı darp ettiği, silahla tehdit ettiği ve devamında katılanın cep telefonunu zorla aldığı olayda heyetimizde uyuşmazlık konusu olan husus sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı hususudur.
Hukuki alacağı olan kişinin ortağı, işçisi, yakın arkadaşı ve yakın akrabası vb. ile birlikte veya kendisi olmaksızın sayılan kişiler tarafından alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit uygulanması halinde söz konusu eylemlerin yağma suçunu oluşturmayacağı hususu dairemizce benimsenerek uygulama yapıldığı, somut olayda sanığın alacaklı olan ...'ın öz dayısı olduğu, katılanın da iş yerinin resmi sahibi olduğu ve fiilen de gayri resmi ortak olan abisi ... ve ... ile birlikte araç alım satımı hususunda ticaret yaptıkları, bu nedenle ...'in borcundan ortak olarak sorumlu olduğu sanığın da dayı olarak yeğeninin alacağını isteme ... olduğu anılan nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği görüşüyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!