6. Ceza Dairesi 2022/8360 E. , 2024/4886 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/421 E., 2020/2343 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.01.2020 tarihli ve 2018/649 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2020/421 Esas, 2020/2343 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
1.Suçun ... olması sebebiyle mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,
2.Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılan ...'un, ... Emlak isimli firmanın sahibi olduğu, olay öncesinde katılanın yabancı bir şahsa ait taşınmazın satışı için aracılık yaptığı, bu aracılık işlemi sebebiyle katılan ile sanıklar arasında alınan komisyon ücreti sebebiyle anlaşmazlık olduğu, olay tarihinde saat 14.00 sıralarında katılanın sanıklar ... ve ...'nin çalıştıkları emlak dükkanına gittiği, burada sanık ...'nin de bulunduğu, katılan ofise girdikten sonra, sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'ın katılana hitaben onu bırakmayacaklarını, kan döküleceğini beyan ettikleri, sanık ...'nin ayıraca "seni siktireceğim parayı getirmezsen" şeklinde söz sarfettiği, katılanın bir fırsatını bularak tanık Ş.E.'nin telefonuna "beni ara çıkart, çok ara" şeklinde mesaj attığı ve bu mesajı sanıklara gösterdiğinde sanıkların katılanı bıraktıkları, bırakırlarken de "bu işi çöz çözmezsen de kan dökülecek" şeklinde söz sarf ettikleri, aynı gün saat 16.00 sıralarında katılanın kendi ofisine geçtiği, ofisinde inceleme dışı sanık ...'in de yer aldığı, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ın katılanın ofisine geldikleri, inceleme dışı sanık ...'ın katılanı kastederek "bu işi halledeceğiz halletmezseniz kan dökülecek" şeklinde tehdit içerikli söz sarf ettiği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Bununla birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından, sanıklar ..., ..., ... ve inceleme dışı sanık ...'ın üzerilerine atılı suçu kabul etmemeleri, taraflar arasında husumet bulunması sebebiyle tek başına katılan ...'un beyanının mahkûmiyete yeterli olmayacağı, ayrıca katılanın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu, görevsiz mahkemede ve duruşmada verdiği beyanlarda, "sanık ...'in kendisine silah çektiği ve zorla senet imzalatmak istediğini" belirtmesine rağmen kollukta bu hususlardan hiç bahsetmediği, yine beyanlarında tanık Ş.E.'ye mesaj atarak "beni buradan çıkart, çıkartamazsan polisi ara" yazdığını ve bu mesajı sanıklara göstermesi üzerine sanıklar tarafından serbest bırakıldığını belirttiği ancak mesaj tespit tutanağında mesaj içeriğinin "beni ara çıkart ve çok ara" olduğu, bu mesajın tanık tarafından birden fazla kez aranmak suretiyle işi olduğunu iddia ederek sanıkların yanından ayrılmak amacıyla kullanılmak üzere atılmış olabileceği değerlendirilerek, ilk derece mahkemesi tarafından sanık ...'in emlak ofisinde gerçekleşen olay ile ilgili olarak sanıklar hakkında yağmaya teşebbüs suçunun işlendiğini gösterir her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Katılan ...'nin ofisinde gerçekleştiği iddia edilen olay ile ilgili olarak ise, sanıklar ..., ... ve inceleme dışı sanık ...'ın olayı konuşmak için katılanın ofisine gittiği kabul edilse de sanıkların iddianamedeki eylemleri kabul etmediği, inceleme dışı sanık ...'in de katılan ile birlikte çalışması sebebiyle sanıklarla aralarında husumet bulunan ... ve Kadir'in beyanlarının tek başına mahkûmiyete yeterli kabul edilemeyeceği, daha önce belirtildiği üzere katılanın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu, olay yerinde bulunan tanık Ş.E.'nin de katılan ...'un işçisi olması sebebiyle tarafsız tanık olarak kabul edilemeyeceği, bu haliyle sanıklar hakkında yağmaya teşebbüs suçunun işlendiğini gösterir her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı kanaatine varılarak ilk derece mahkemesi tarafından sanıkların, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraatine, karar verildiği anlaşılmıştır.
3. Katılan ... tarafından tanık Ş.E.'ye gönderilen mesaj ile ilgili kolluk tarafından tutulan tespit tutanağı dosyada mevcuttur.
4. Sanıklar ..., ..., ... ve inceleme dışı sanık ... aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir.
5. Katılan ...'un aşamalarda kısmen değişen beyanları dosyada mevcuttur.
6. Tanık Ş.E.'nin beyanları dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıklar ..., ..., ...'ın üzerilerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2020/421 Esas, 2020/2343 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!