WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/8282 E.  ,  2024/4129 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1094 E., 2020/1164 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;

I.Sanık Hakkında Katılan ...'ya Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün Temyiz İncelemesinde;
Oluş ve dosya içeriğine göre, nitelikli yağma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanık hakkında kurulan hükümde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/1094 Esas, 2020/1164 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

II.Sanık Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmünün Temyiz İncelemesine Gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;
Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.

Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına rıza göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır.

Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır.

Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.

Hırsızlık suçu da yağma gibi mala karşı işlenen suçlardandır. Ancak hırsızlık suçunda taşınır mal, sahibinin rızası ve hatta çoğu zaman haberi olmaksızın bulunduğu yerden alındığı halde, yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır.

Somut olayımıza gelince; olay tarihinde gündüz vakti saat 07.00 sıralarında katılan ...'ün yolda yürüdüğü esnada sanık ve yanında bulunan açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısların katılanın elinde bulunan cep telefonunu elinden çekerek kaçtıkları, katılan ...'ün yolda gördüğü katılan ...'den cep telefonunun alındığını söyleyerek yardım istediği, katılan ...'in katılan ...'e sanıkların nerede olduklarını sorduğu ve her iki katılanın birlikte sanık ve suç arkadaşlarının gittikleri yöne doğru sanık ve suç arkadaşlarını aramaya başladıkları, yaklaşık 2 dakika sonra sanık ve yanında bulunan kimliği tespit edilemeyen şahsı yüksek bir yere çıkmış vaziyette gördükleri, bunun üzerine sanık ve yanında bulunan şahsın katılanlar ... ve ...'e bıçak doğrulttukları, katılan ...'in üzerinde bulunan 350,00 TL parayı zorla aldıkları, ayrıca katılanın cep telefonunu da almaya çalıştıkları, sanığın belinden ele geçirilemeyen silahı çıkardığı ve katılan ...'e "Cep telefonunu ver yoksa vururum." dediği ve silahla ateş ederek ve katılanı bacak bölgesinden basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı, katılanın ...'in direnmesi üzerine cep telefonunu alamadan sanık ve suç arkadaşının olay yerinden kaçtıkları olayda; katılan ...'in aşamalardaki benzer ve uyumlu beyanlarında katılan ...'ün kendisinden yardım istemesi üzerine sanık ve suç arkadaşlarının nerede olduğunu sorduğunu ve birlikte sanık ve suç arkadaşlarını aramaya başladıklarını beyan ettiği bu haliyle olayda kesintisiz bir takip bulunmadığı, katılan ...'ün cep telefonu üzerindeki fiili hakimiyetinin kalkması aşamasından sonra farklı zemin ve zaman diliminde sanığın kendisinin yanına gelen katılan ...’e suç arkadaşı ile birlikte silah doğrultması şeklinde gelişen eyleminde; hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve katılanın bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen tehdidin, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun yanında aynı kanunun 106/2-a-c. maddesinde silahla ve birden fazla kişi ile tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2020/1094 Esas, 2020/1164 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

28.03.2024 tarihinde karar verildi.