6. Ceza Dairesi 2022/7978 E. , 2024/3608 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/156 E., 2022/1234 K.
SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/224 Esas, 2021/440 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/156 Esas, 2023/1234 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Sanıkların çelişkili beyanda bulunduklarına,
2.Delillerin yanlış değerlendirildiğine,
3.Sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince "...Sanıkların tüm aşamalarda yapmış oldukları savunmalarında; müştekiye karşı herhangi bir eylemlerinin olmadığını, müştekinin eşyasını, saatini veya parasını almadıklarını, eve de zorla değil müştekinin daveti üzerine girdiklerini savunarak üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, katılan soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarında sanıkların kendisini alıkoyduklarını, ölümle tehdit ettiklerini ardından karakola gittiklerinde kolunda ceneve marka saatinin olmadığını fark ettiğini beyan etmesine rağmen katılanın mahkememizce alınan beyanlarında sanıkların tartışma sırasında yere düşen saatini aldıklarını, daha sonra masanın üzerine koyduklarını gördüğünü beyan ettiği, katılanın aşamalarda alınan beyanlarının birbirini doğruşamadığı ve çelişkiler barındırdığı, diğer taraftan katılana saatinin hangi sanık tarafından alındığının sorulduğu ancak katılanın bu soruya da net bir cevap veremediği kaçamak anlatımlarda bulunduğu, dosya içerisinde bulunan olaya ilişkin ses kaydının çözümünü içerir bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere iddianamede atılı suçların işlendiğine dair herhangi bir konuşmanın bulunmadığı, taraflar arasında önceye dayalı husumetin de bulunduğu dikkate alındığında, katılanın beyanlarının samimiyeti hususunda mahkememizce tereddüt hasıl olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanıkların savunmalarına üstün tutulabilecek mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği..." gerekçesi ile sanıklar hakkında beraat karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının 22 nci sayfasında "...sanıkların atılı suçlarından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereceğince..." ibaresinden sonra beraatlerine yerine cezalandırılmasına yazılması yerinde düzeltilmesi mümkün maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/156 Esas, 2022/1234 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re'sen incelenecek konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!