6. Ceza Dairesi 2022/7350 E. , 2024/4021 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/942 E., 2021/969 K.
EK KARAR TARİHİ VE NO : 29/03/2022 gün ve 2021/942 E. 2021/969 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz başvurusunun reddi ile ek kararın onanması
Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/942 Esas, 2021/969 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararının 02.10.2021 tarihinde sanık müdafi Av....'e tebliğ edildiği, temyiz edilmemesi üzerine 18.11.2021 tarihinde kesinleştirilerek mahkemeye iade edildiği anlaşılmıştır. Ancak 7201 sayılı Tebliğat Kanununa aykırı olarak sanığa usulsüz tebliğat yapıldığı anlaşılarak sanık tarafından ek karara karşı yapılan 04.04.2022 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilmekle, Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve 2021/942 Esas 2021/969 Karar sayılı temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Van Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2019 tarihli ve 2019/3510 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, d, h, 53, 58, 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2019/471 Esas, 2020/145 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-d-h maddeleri gereğince neticeten 11 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3.Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 03.12.2020 tarihli ve 2020/1167 Esas, 2020/1136 Karar sayılı kararı ile;
'' UYAP kişi cezaevi bilgileri kısmından sanığın 17.06.2020 tarihinden itibaren Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olarak bulunduğu, sanığın mahkemesinde alınan 15/10/2019 tarihli savunmasında açıkça "duruşmalardan vareste tutulmasına ilişkin bir talebinin olmamasına" rağmen, 30.06.2020 tarihinde hükmün açıklandığı duruşmada, sanığın bizzat veya SEGBİS sistemi üzerinden duruşmada hazır edilmeden yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurulması karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 193/1 ve 196/5. maddelerine aykırı olarak, duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gerekmesine rağmen son oturumda hazır bulundurulmadan yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02/10/2018 tarih ve 2017/21-263 Esas, 2018/397 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, somut olay incelendiğinde, sanık müdafisi Av. ...'ın, 30/06/2020 tarihinde sunduğu dilekçe ile; "... Pandemi nedeniyle il dışından dönüşlerde uygulanan karantina tedbirleri kapsamında takip sürecim devam etmesi sebebiyle duruşmaya katılamayacağını, mazeretinin kabulüne ..." karar verilmesini talep etmesine rağmen, sanık müdafisinin mazereti ile ilgili, hiçbir gerekçe gösterilmeden ve mazeret konusunda olumlu veya olumsuz karar verilmeksizin, sanık müdafisinin yokluğunda duruşma yapılarak, sanık müdafisinin savunmalarının alınması ve delil sunma imkanı sağlanmadan, sanığın mahkumiyetine karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması suretiyle CMK'nun 289/1-e maddesine aykırı olarak kanunen hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda karar verilmesi,''
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2020 tarih 2020/417 Esas, 2020/533 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla birden fazla kişi tarafından birlikte gece vakti yağma suçundan 11 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 24.03.2021 tarihli ve 2021/499 Esas, 2021/615 Karar sayılı kararı ile ''Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/8802 soruşturma, 2019/3510 iddianame numaralı dosyası ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kamu davasının açıldığı, Van 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/471 esas dosyası ile yapılan yargılamada, sanığa zorunlu müdafi olarak Av. ...'ın atandığı, sanığın alınan savunmasında da bizzat hazır bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda mahkemece sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü verildiği, sanık müdafisi Av. ... tarafından anılan kararın istinafı üzerine Daire'mizin 03.12.2020 tarih ve 2020/1167 Esas, 1136 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bu bozma ilamı üzerine mahkemece dosyanın 2020/417 Esas numarasına kaydedilerek yargılamaya başlandığı, duruşma davetiyesi kendisine gönderilen Av. ...'ın 15.12.2020 tarihinde verdiği dilekçe ile geçirdiği rahatsızlık nedeniyle görevi devam ettirme imkanı olmadığından istifa ettiğini beyan ettiği, bunun üzerine mahkemece 18.12.2020 tarihinde sanığa zorunlu müdafi olarak Av. ...'in atandığı, Av. ... 25.12.2020 ve 31.12.2020 tarihlerinde sunduğu mazeret tarihli dilekçesi ile duruşmaya katılamayacağını, yokluğunda karar verilmesini istediği, yani bozma sonrası savunmada bulunan sanık ... ile yeni atanan Av. ...'in yargılamanın hiç bir aşamasında bir araya gelmedikleri, mahkemece yargılamaya bu şekilde devam edilerek, sanığın yüzüne karşı hükmün açıklandığı,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, 1412 sayılı CMUK'un 138, 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 149, 150. maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde müdafii talep edebileceği gibi alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan istemi aranmaksızın müdafii atanacağı, baroca istem halinde veya Yasa gereği zorunlu olarak atanan müdafiin görevinin hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, bu durumda zorunlu müdafiin sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa da; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, (emsal niteliğinde Yargıtay 6. Ceza Daresi'nin 10.02.2021 tarih ve 2019/1306 Esas, 2021/2828 Karar sayılı ilamı)
Sanık ...'a gerekçeli kararın, T.C. Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 232/6 ve 291.maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak gerekli ihtaratları taşıyacak biçimde tebliği ile, bilgisi dışında atanan zorunlu müdafinin istinafını kabul edip etmediği sorularak, süresi içerisinde kendisinin de ayrıca istinaf isteminde bulunabileceği, bulunmadığı takdirde, zorunlu müdafiin açtığı istinaf talebinin inceleneceği konusunda meşruhatlı tebligat çıkarılması ve verilirse istinaf dilekçesi ile bu dilekçenin karşı tarafa tebliği ve buna ilişkin verilirse cevap dilekçeleri ile birlikte Dairemize iadesi için, Dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine TEVDİİNE,'' karar verilmiştir
6.Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/942 Esas, 2021/969 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri
Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.16.04.2019 günü Diyarbakır'dan gezmek için Van'a gelen katılanın ... Otel civarında adını bilmediği bir pansiyona yerleştiği, saat 20.00'den sonra pansiyon önünde oturduğu esnada sanığın katılanın yanına gelerek kullanmak amacıyla telefonunu istediği, katılanın telefonu verdikten sonra siması yabancı gelmediği için sanığa abisinin olup olmadığını sorduğu sanığın abisinin adının ..., kendi isminin de ... olduğunu söylediği, katılanın ...'le tanış olduğunu söylediği ve böylece taraflar arasındaki konuşmanın devam ettiği, ...'i görmek için bulundukları yerden ticari taksiyle uzaklaştıkları, 21.30 sıralarında ... İş Merkezi önünde taksiden indikleri, iş yerine girerek 3. kata çıktıkları, kat koridorunda ele geçirilemeyen satırla katılanın yakasına yapışarak satırı boğazına dayadığı, ''Cebindeki parayı çıkarıp bana vereceksin, yalanım yok, ciddi ciddi seni indiririm, kafam güzel seni harbiden öldürürüm'' diyerek katılanı tehdit ettiği, katılanın korkuyla cebindeki paranın yarısını çektiği esnada sanığın 1.200,00 TL olan paranın hepsini aldığı, katılanın 23.00 sıralarında polise giderek şikayetçi olduğu, polisin telefonda arama kayıtlarını kontrol ederek aradığı numaralar üzerinden sanığın kimlik bilgisine ulaştığı, kollukça tanınan şahıslardan olan sanığın fotograflarının çıkarılıp katılana gösterildiği, katılanın sanığın teşhis ettiği anlaşılmakla, eylemin ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın Savcılıkta : "... isimli kimseyi tanımıyorum. Kendisiyle görüşmedim. ............. Ben kimseyi gasp etmedim." şeklinde savunmada bulunmuştur.
3.Sanık Mahkemede ".............. müşteki ...'yı tanımıyorum, olay günü ... ile ... oteli civarlarında karşılaştık, benim yanımda telefonum olmadığı için kendisinden yengem aramak için telefonunu istedim, müşteki bana telefonunu verdi,................ benden uyuşturucu madde istedi, ancak ben uyuşturucu madde kullandığımı ancak torbacı olmadığımı, kendisine de temin edemeyeceğim söyledim, kendi üzerimde içimlik miktarda cam diye tabir edilen metamfetamin vardı, taksiye binerek müşteki ile ... merkezine uyuşturucu maddeyi birlikte içmek için gittik, bu metamfetamini müştekiyle birlikte içtik, müşteki uyuşturucu krizinde olduğu için benden fazlasını istedi, ancak bende olmadığı için vermedim, bağırıp çağırarak olay yerinden ayrıldı, bana neden bu şekilde iftira attığını bilmiyorum, taksiyle uyuşturucu madde içeceğimiz yere gelirken taksi parasının tamamını müşteki karşılamıştı, yaklaşık 20 TL taksiye verdi, taksi ücretini verdiği için benden daha fazla uyuşturucu madde istedi, ben kesinlikle müştekinin parasını almadım, müştekiyi öldürmekle tehdit etmedim, atılı suçlamayı kabul etmiyorum................ ben müştekinin kesinlikle boynuna satır dayayarak parasını almadım." şeklinde savunmada bulunmuştur.
4.Katılan beyanı, dosyada mevcuttur.
5.CD İzleme ve Çözüm Tutanağı, dosyada mevcuttur.
6.17.04.2019 tarihli Olay Tespit ve Teşhis Tutanağı, dosyada mevcuttur.
7.İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 02.03.2020 tarihli görüntü incelenmesine ilişkin kısmi benzerlik raporu, dosyada mevcuttur.
8.Olay tespit ve teşhis tutanağı dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
Sanığın diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde daha da açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.
Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, Tezcan/Erdem/Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583)
Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,
Somut olayda,
Katılanın ''sanık satırı aldı, benim boğazıma dayadı, yakamdan tuttu, paraları çıkar dedi, ben engel olmaya çalıştım, kendisi bana çok ciddiyim, keserim, çıkar o paraları!" dedi, bende tamam dedim ve toplam 1.200,00 TL paramı kendisi elini cebime atarak aldı'' şeklinde iddia ettiği ancak; sanığın aşamalarda yağmaya dair suçlamayı inkar etmesi, katılanın soyut iddiası ve CD İzleme ve Çözüm Tutanağındaki görüntülerde sanık ve katılanın iş merkezine beraber girdikten sonra yine beraber çıktıkları görüntüler olması karşısında sanığın üzerine atılı nitelikli yağma suçu işlediğine dair mahkumiyete yeter derecede delil bulunmadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/942 Esas 2021/969 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!