6. Ceza Dairesi 2022/6204 E. , 2023/13135 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/232 E., 2021/441 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2013 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1 -a,c ve 109/2-3-b,f, 31/3 üncü maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2014/26 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan beraat kararı verilmiştir.
3. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2015 tarihli ve 2014/26 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11.02.2019 tarihli ve 2016/1904 Esas, 2019/910 Karar sayılı ilâmı ile,
".. Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarından kurulan beraat hükmünün incelenmesinde, Oluş ve dosya kapsamına göre; mağdurun olaydan bir süre önce tartıştığı ve kendisine sinkaflı mesaj gönderen sanık ile barışıp buluşma kararı aldıklarını, buluştuklarında bilardo oynamaya giderken ... isimli şahsın arkadan koluna girerek ...'ın kullandığı araca bindirdikleri, araçta mağdura hitaben, “ baban anneni orospu olduğu için öldürdü.. baban ananı nasıl öldürdüyse bizde seni öyle yapacağız” diyerek Venk tepesine götürdükleri, burada ...'nın, ... ile sanık ...'e araçtaki su borusu gibi cismi getirmesini istediği, ...'ın bu cisim ile ...'nın ise tekme tokat kendisini dövdüklerini, ateşte naylon yakarak dumanına doğru kafasını bastırdıklarını, cep telefonunu alan ...'nın kız kardeşiyle ilişkisi olduğunu söyleyerek ilişkinin mahiyetini öğrenmek için cep telefonundan kendisiymiş gibi kardeşine mesajlar gönderdiğini akabinde de olay yerinden birlikte ayrıldıklarını ve yol üzerinde araçtan indirildiğini, bu sırada araçtan inen sanık ... ile ...'nin üzerini arayıp cebindeki 150 TL parasını aldıklarının ileri sürülmesi karşısında; ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/12903 soruşturma numarası ile 25.10.2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek silahla yaralama suçundan dava açıldığı ve ... 8. Asliye Ceza mahkemesi'nin 2014/238 E, 2014/92 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucu, sanıkların eyleminin basit yaralama suçunun oluşturduğu belirtilerek şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verildiği ve bu kararın 09.10.2014 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, ancak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/12903 soruşturma numarası ile 25.10.2013 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının ise usulüne uygun şekilde mağdurun vekili ve/veya yasal temsilcisine tebliğ edilip edilmediğinin ve sözkonusu kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı nasıl bir işlem yürütüldüğüne ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmakla; somut olayda mağdurun annesinin babası tarafından öldürüldüğü gerekçesiyle cezaevinde olduğu ve mağdurun, dedesinin yanında kaldığının ileri sürülmesi karşısında, soruşturma aşamasında mağdurun usulüne uygun şekilde vekil ve/veya yasal temsilci tarafından temsil edilip edilmediği hususu tespit edildikten sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/12903 soruşturma numarası ile 25.10.2013 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının usulüne uygun şekilde mağdurun vekil ve/veya yasal temsilcisine tebliğ edilip edilmediği, sözkonusu kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı nasıl bir işlem yürütüldüğü, bu karara karşı herhangi bir itiraz yoluna gidilip gidilmediğinin ve/veya bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, sözkonusu kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırıldığının ve dava açıldığının belirlenmesi halinde delillerin birlikte değerlendirilmesi için bu iki davanın birleştirilmesi, aksi durumda açıklanan süreçlere ilişkin evrakın tasdikli bir nüshasının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına konulması gerektiğinin gözetilmemesi.."
Nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/81 Esas, 2019/276 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, 31/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2-3-a, 31/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükümlerin ertelenmesine karar verilerek 2 yıl 6 ay 20 gün denetim süresi belirlenmiştir.
5. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/81 Esas, 2019/276 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07.04.2021 tarihli ve 2020/1826 Esas, 2021/7015 Karar sayılı ilâmı ile,
"..Dairemizin 11.02.2019 tarih 2016/1904 E. ve 2019/910 K. sayılı ilamı ile, “..soruşturma aşamasında mağdurun usulüne uygun şekilde vekil ve/veya yasal temsilci tarafından temsil edilip edilmediği hususu tespit edildikten sonra şüpheliler ... ve ... hakkında mağdura yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/12903 soruşturma numarası ile 25.10.2013 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının usulüne uygun şekilde mağdurun vekil ve/veya yasal temsilcisine tebliğ edilip edilmediği, sözkonusu kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı nasıl bir işlem yürütüldüğü, bu karara karşı herhangi bir itiraz yoluna gidilip gidilmediğinin ve/veya bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, sözkonusu kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırıldığının ve dava açıldığının belirlenmesi halinde delillerin birlikte değerlendirilmesi için bu iki davanın birleştirilmesi, aksi durumda açıklanan süreçlere ilişkin evrakın tasdikli bir nüshasının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına konulması..” gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının 15.3.2019 tarih, 2013/12903 soruşturma sayılı yazısında, “25.10.2013 tarihinde verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ilgili olarak dosya içerisinde taraflara çıkarılmış herhangi bir tebligatın bulunmadığının” bildirildiği halde mahalli mahkemece, “kovuşturmaya yer olmadığı kararının mağdur ve dedesine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, dosya içerisinde mağdur ve dedesine ait itiraz dilekçesinin yer almadığının görüldüğü ancak kesinleşmeye ilişkin kararın bulunmadığı görülmüş ise de yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle mahkememizce kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına ilişkin işlem yapılmamıştır.” gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak dosya içerisinde ve UYAP sisteminde yapılan incelemede ise sözkonusu tebligatların usulüne uygun şekilde yapıldığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığının anlaşılması karşısında; Dairemizin anılan bozma kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak işlem yapılması ve yapılacak işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin veya tasdikli birer nüshalarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına konulması gerektiğinin gözetilmeyerek eksik inceleme ve araştırma ile duraksamaya neden olacak şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak bozulmasına, 1412 sayılı CMUK326/son maddesi uyarınca, ceza miktarı yönünden suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının korunmasına.."
Nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma üzerine ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, 31/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2-3-a, 31/3, 62/1 inci maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükümlerin ertelenmesine karar verilerek 2 yıl 6 ay 20 gün denetim süresi belirlenmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Beraat kararı verilmesi, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur ...'ın olaydan bir süre önce tartıştığı ve kendisine sinkaflı mesaj gönderen suça sürüklenen çocuk ... ile barışıp buluşma kararı aldıklarını, buluştuklarında bilardo oynamaya giderken hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ... ve ... isimli şahıslardan ...'nin arkadan gelerek mağdurun koluna girdiği ve ...'nın kullandığı araca bindirdikleri, araçta mağdura hitaben, “Baban anneni orospu olduğu için öldürdü, baban ananı nasıl öldürdüyse bizde seni öyle yapacağız” diyerek Venk tepesine götürdükleri, ...'nın, ... ile suça sürüklenen çocuğa araçtaki su borusu gibi cismi getirmesini istediği, ... ile ...'nın mağduru dövdükleri ateşte naylon yakarak dumanına doğru kafasını bastırdıkları, ...'nın mağdurun cep telefonunu aldığı.. akabinde de olay yerinden birlikte ayrıldıklarını ve yol üzerinde indirdikleri mağdurun üzerini arayan ... ile suça sürüklenen çocuğun, mağdurun cebindeki 150,00 TL parasını da aldıklarının kabulü ile karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Mağdur aşamalarda alınan ifadelerinde olay bölümünde (1) nolu bentte belirtildiği gibi beyan etmiştir.
3. Suça sürüklenen çocuk ...'in müdafii eşliğinde soruşturma aşamasında alınan ifadesinde özetle, ".. mahalleden samimi arkadaşım olan mağduru 3-4 gün önce arayarak ''sağda solda bana şiddet uygulayacağını söylüyormuşsun'' dedim. O da inkar etti. Hatta konuşma sırasında kendisinin ''seni sinkaf ederim, bana bir daha mesaj atma'' şeklinde de mesaj göndermiştim. Fakat devam eden gün ise kendisiyle barıştık. En son 09.07.2013 günü saat 10.00 sıralarında ...'nın telefonuyla aradım ...'nın kız kardeşi ... ile mağdur bir süre çıktılar ve ben mesajlaşmalarına şahit oldum. Ben de bunu ...'ya anlatınca ... çok sinirlendi. Aslında ben ...'nın talebine uyarak müştekiyi çağırdım. Arabaya alarak bahse konu mevkiiye götürdüm. Sözünü ettiğim yere vardığımızda arabadan inip konuşmaya başladık. ... mağdura ''neden böyle yaptın oysa biz seni kardeşimiz gibi görüyorduk senin yaptığın iş mi'' dedi. ... ...'e kız kardeşiyle çıktığını söyledi. O da kabul etti ve hatta kız kardeşiyle öpüştüğünü de ikrar etti. Sivrisinekler olduğundan bunları kovmak amacıyla ... ateş yaktı. Çıkan tartışma sırasında ... ve ... tokat atmak suretiyle müştekiyi darp ettiler. ... kardeşiyle neler yazıştığını anlamak için müştekiden telefonunu istedi. ... de 2 adet telefon çıkardı. Kız kardeşiyle yazıştığı telefonu aldı. ... kız kardeşine sanki ...'miş gibi mesaj yazdı. Bu sırada ...'i aşağı götürdü ve ...'e hitaben ''telefon akşam bende kalsın yarın vereceğim'' dedi ve telefonu arabanın ön konsoluna koydu. Ben olaya müdahil olmadım. Kimse kendisinden telefonu zorla almamıştır ve yine zorla para almamıştır. ... müştekiyi babasının annesini öldürme sebebinin namus davası olduğunu, annesinin amcası ile cinsel ilişkiye girdiği yönünde bazı sözler sarfetti ama tehdit sözleri kullanmadı. Aynı zamanda plastik ince bir su borusuyla ... mağdurun avuç içine birkaç kez vurdu..." kovuşturma aşamasında ise, ''.. mağdur mahalleden arkadaşımdır... Kernek meydanında buluştuk, buluştuğumuz yerde marketten ... ve ... çıktı, bize istediğimiz yere bizi götürebileceklerini söyledi, bizi mahalleye bırakacaklardı ancak mahalleye gelince durmadılar, ben de nereye götürdüklerini sordum, dur birşey konuşacağız diye cevap verdiler, Bademlik denilen yolun altında bulunan mevkiye gidince arabadan inip dışarıda oturduk bu sırada ... mağdura, "sen benim bacımla çıkmışsın ve terbiyesiz şeyler yapmışsın" diye söyledi, iki tane tokat attı ve ben sana vursam bana gülerler diye söyledi, mağdurun cebinde bir lira dahi yoktu, yüzme parasını da ben karşılayacaktım, bundan sonra arabaya bindik, parka gidip ayrıldık, ben telefon olayı ve para isteme olayını görmedim, zaten böyle birşey olmadı, zaten sonradan müşteki ile görüştüğümde dedesinin yönlendirmesiyle o şekilde ifade verdiğini söylemişti.." şeklinde beyan etmiştir.
4. Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ...'nın aşamalardaki ifadelerinde özetle, "..mağdurun kız kardeşiyle çıktığını, ilişki yaşadığını çevrede anlatıp uygunsuz konuştuğunu duyduğunu bunun üzerine çalışanı ...’e mağduru aratıp buluşma yerine çağırdığını araca rızasıyla binen mağdur aldıklarını ve hep birlikte ağaçlık yere gidip konuştuklarını, mağdura duyduklarını sorduğunda inkar etmesi nedeniyle dövdüğünü, mağdurun cep telefonunu mesajlarına bakmak için alıp daha sonra iade ettiğini, daha sonra ...’in kendisine mağdurun cep telefonunu araçta düşürdüğünü söyleyip getirdiğini.." beyan etmiştir.
5. Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ... ise aşamalardaki ifadelerinde özetle, ".. mahallede deli ... olarak bilinen birisinin kendisine sanık ...’nın kız kardeşini mağdurla birlikte gördüğünü söylemesi üzerine durumu ...’ya anlattığını, sanık ...’e mağduru arattırıp buluştuklarını, tartışmada sanık ...’nın mağdura 2-3 tokat attığını, kendisinin vurmadığını, mağdurun cep telefonunu araçta düşürdüğünün gören Abdulkadirin cep telefonunun ...’ya verdiğini." beyan etmiştir.
6. Mağdur hakkında düzenlenen adli rapor dava dosyası içerisindedir.
7. Kolluk tarafından düzenlenen 10.07.2013 tarihli yakalama/muhafaza altına alma tutanağında, "olayla ilgili yapılan şikayet üzerine olaya karıştığı ileri sürülen ... isimli şahsın ikametine gidildiği, şahsın beyanında kız kardeşiyle ilgili uygunsuz konuşmalar yapması nedeniyle ... ile konuşmak için arkadaşlarıyla birlikte gittikleri Venk tepesinde ...’i dövdüklerini, mesajlarına bakmak için cep telefonunu istediğinde ...’in isteğiyle cep telefonunu verdiğini, cep telefonunun yanında olduğunu ve teslim edebileceğini belirterek mağdura ait cep telefonunu teslim ettiğinin.." belirtildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Beraat Kararı Verilmesi, Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Mağdurun aşamalardaki değişmeyen kararlı beyanları, suça sürüklenen çocuğun tevil yollu ikrarı, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ... ve ...'nin anlatımları mağdur hakkında düzenlenen adli rapor, "Hukuki Süreç" paragrafının (3) ve (5) No.lu bentlerinde gösterilen bozma ilamları dikkate alındığında, suçun kesin delillerle suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin saptandığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, bozmaya uyulduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak, suça sürüklenen çocuğun mağdur çocuğa yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini silahtan sayılacak su borusu ve birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştiren suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109/3-(b) ve (f) bentleriyle de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi sonuca etkili olmadığı ve aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
C. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Mağdura yönelik yağma eylemini silahla ve birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirdiği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yanında (c) bendi ile de uygulama yapılması ve aynı Yasa'nın 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, bu hususun dikkate alınarak alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi,
2. Oluş ve dosya kapsamına göre, kolluk tarafından düzenlenen 28.03.2016 tarihli tutanakta, ".....'nın cep telefonunun yanında olduğunu ve teslim edebileceğini belirterek mağdura ait cep telefonunu teslim ettiğinin.." belirtildiği anlaşılmakla; kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığı mağdurdan sorularak sonucuna göre suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/3-1 inci maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Nedenleriyle hükümlerde hukuka aykırılıklar bulunmuştur.
V. KARAR
1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme İlişkin,
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) paragraflarında açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Yağma Suçundan Kurulan Hükme İlişkin,
Gerekçe bölümünde (C) No.lu paragrafta açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebebi ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemi yerinde görüldüğünden, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin (son) fıkrası uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!