WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/6137 E.  ,  2024/5101 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1953 E., 2020/146 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Esastan reddi ile onama
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiince ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve Yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur.

Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.

Dairemiz uygulamalarında ise "faydalanma kastının" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2013 gün 2012/6-1290E. 2013/35K. Yargıtay 6.C.D. 2005/10644E. 2005/9164K. Yargıtay 6.C.D. 2015/8292E. 2017/4019K. sayılı ilamları)

Bu bakımdan somut olayımızın incelenmesine gelince; Olay günü sanıkların iştirak halinde, adli kolluk görevlisi sıfatı bulunan katılanın bir başka soruşturma kapsamında arama, yakalama işlemi görevini yapmasını engellemek amacıyla katılana yönelik cebir kullandıkları, katılanın görev silahını çekerek sanıklara uyarıda bulunup etkisiz hale getirmeye çalışırken çıkan arbede sırasında silahın katılanın elinde iken ateş aldığı ve sanık ...'nin silahı tutması nedeniyle sol el avuç içinde yanık oluşacak şekilde yaralandığı ve ekonomik bir yararlanma amacı bulunmadan mevcut yaralanmasından daha ağır sonuçlardan kurtulmak ve kendisinin yakalanmasının engellenmesi amacıyla sadece silahı katılandan alarak olay yerinden kaçtığı daha sonra soruşturma aşamasında 22.03.2017 günü sanık ...'nin yer gösterimi ile bahse konu silahın iadesinin sağlanmış olduğunun anlaşılması karşısında suça konu silahın alınmasında faydalanma kastı bulunmadığı dikkate alındığında sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 265/3-4. maddelerinde düzenlenen birden fazla kişi ile birlikte, silahla görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğunun gözetilmemiş olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, sanıkların sonuç ceza miktarları yönünden kazanılmış haklarının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

18.04.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

K A R Ş I O Y

Her ne kadar çoğunluk tarafından sanıklar hakkında TCK'nın 149/1-c-d, 168/1,3, 58. maddeleri gereğince verilen ceza yönünden sanıkların faydalanma kastının bulunmadığı bu sebeple eylemin silahla görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de,

Dosya içindeki müşteki anlatımı, jandarma erlerinin tanıklarının beyanları, sanığa ait çok sayıda suçtan almış olduğu sabıka kayıtları, doktor raporları ve tutanaklar birlikte değerlendirildiğinde başka suçlardan aranan şahsın evinin önünde bulunan tarlanın içinde hayvanlarını otlattığının ihbar edilmesi üzerine jandarma karakol komutanı, j.k.d, başçavuş ...'nın dört kişilik jandarma timiyle olay yerine gittiği, jandarma ekibinin sanığın kaçmasını engellemek amacıyla emniyeti sağladığında müştekinin ... ve ...'ın yanına yaklaşarak sanık ...'ın nerede olduğunu sordukları onların da evde olmadığını hatta eve bakabileceğini söyleyerek eve davet ettikleri, müştekinin evin balkonuna geldiğinde sanık ...'ı gördüğü kendisine karşı omzuna yaklaşarak etkisiz hale getirmeye çalıştığı o anda sanığın müştekinin elindeki tabancayı almaya çalıştığı, kardeşleri ... ve ...'ın da müdahale ettikleri bu sırada silahın patladığı ve ...'ın elinden yaralandığı daha sonra da silahı alarak olay yerinden kaçtığı kardeşleri olan ... ve ...'ın da buna yardım ettikleri, olayın 18.03.2017 tarih saat 17.30 da meydana geldiği bilahare firari olan sanığın 21.03.2017 tarihinde yakalandığı ilk ifadesinde yağmaya konu edilen tabancayı almadığını ve nerede olduğunu bilmediğini beyan etiği ancak 27.03.2017 tarihinde yağmaya söz konusu tabancanın dikenli incir ağacı olarak tabir edilen ... Dündar isimli şahsa ait penceresi olmayan, kullanılmayan evin bahçesine toprağa poşet içerisinde gömdüğünü belirttiği ve bilahare silahın bu şekilde ele geçirildiği,

Buna göre sanıkların iştirak halinde yağma suçunu işlediklerinin ... olduğu, çoğunluk tarafından faydalanma kastının bulunmadığından bahsedilmiş ise de, kanunda faydalanma kastından bahsedilmediği, zilyetliğin ele geçirilmesinin yeterli olduğu, sanığın tabancayı yağmaladıktan sonra aynı gün emniyete veya jandarmaya teslim edebilecekken etmediği, üç gün sonra yakalanması üzerine de silahı yağmalamadığını belirttiği ancak dördüncü gün bu silahı nereye sakladığını gösterdiği, buna göre suç kastının ... olduğu diğer kardeşlerin de bu suça iştirak ettikleri açıkça anlaşıldığından sanıkların yağma suçundan cezalandırılmasına yönelik Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.02.2019 tarih ve 2017/284 Esas, 2019/53 sayılı kararı ile TCK'nın 149/1-c-d, 168/1,3 58. maddeleri gereğince verilen kararın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin 2019/1953 Esas, 2020/146 Karar sayılı kararı ile esastan reddine dair kararın yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum.

K A R Ş I O Y

Sanıklar hakkında yağma suçundan ilk derece mahkemesinde verilen mahkûmiyet ve bölge adliye mahkemesince bu karara karşı yapılan istinafın esastan reddine dair karar dairemizce direnme suçu oluştuğundan bahisle faydalanma kastı olmadığından bozulmuş ise de olay günü görevi nedeniyle sanık ...'nin ikametine gelen ve sanığın yakalama kararı gereğince işlem yapmak isteyen katılana sanık ve kardeşlerinin müdahale ederek tabancasını almak istedikleri bu esnada silahın ateş aldığı ve ...'nin yaralandığı, sonrasında sanık ...'nin almasını sağladıkları sonrasında sanık ...'nin olay yerinden kaçtığı 4 gün sonrasında teslim olduğu ancak silahı teslim etmediği söz konusu silahı önce almadığını iddia ettiği sonrasında sonra silahın yerini gösterdiği eylemin bu haliyle kanunda belirtildiği şekilde yağma suçunu oluşturduğu kanunda faydalanmak kastıyla söz edilmediği böyle bir kasıt olsa dahi bunun ekonomik bir faydalanma olduğu hususunun bulunmadığı sanığın katılanın silahına el koyarak olay yerinden kaçtığı bu şekilde kendisine menfaat sağladığı bu şekilde atılı suçun oluştuğu direnme suçunun belirtildiği üzere kuvvet uygulayan kolluğa karşı yapılması gerektiği olayda ise sanıkların kolluğa karşı doğrudan saldırıya geçip kuvvet ve güç kullanarak görev silahına el koydukları anlaşılmakla atılı suçun yağma suçunu oluşturduğundan ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararı yerinde olduğundan sayın çoğunluğun direnme suçu oluştuğuna dair bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.