WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/6061 E.  ,  2024/2777 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3696 E., 2021/2251 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun reddi ve bozulması

1.Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar vermek gerekmektedir.

2.İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/18214 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi gereğince kamu davası açılmıştır.

B. Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2018/518 Esas, 2019/445 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 168 inci maddesi, 53 üncü maddesi, sanık ... hakkında 58 inci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin 10.12.2021 tarihli ve 2019/3696 Esas, 2021/2251 Karar sayılı kararıyla; sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın yağma kastının bulunmadığı,
2.Değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiği,
3.Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı,
4.Kesin delil bulunmadığı, beraatine karar verilmesi gerektiğine,
B.Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu,
2.Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği,
3.Her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkûmiyete yeter delil bulunmadığı,
4.Değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiği,
5.5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiği,
6. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanıkların araçla mağdur ve arkadaşının yanlarından geçerken durdukları, ön yolcu koltuğunda oturan sanık ...'in önce araçtan inmeden mağdur ve arkadaşına paranız var mı diye sorduğu, mağdurların da olmadığını söylemeleri üzerine araçtan inerek elindeki bıçağı gösterip mağdurları zorla aracın arka koltuğuna bindirdiği, mağdurların yanında arka koltukta oturan sanık ...'in mağdurların ceplerini kontrol ettiği, bu şekilde araçla yola devam ettikleri, mağdur ...'un cebindeki tespihi aldığı, daha sonra her iki mağduru da mahallede dövmeksizin onlara karşı şiddet uygulanmaksızın araçtan indirdikleri anlaşılmıştır.

2.Mağdur ...'un 26.02.2019 tarihli celsede alınan beyanına göre zararının soruşturma aşamasında tamamen giderilmiştir.

3.Mağdur ...'un olayın sıcaklığı ile alınan beyanı ve aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerde kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedinin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.

Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.

Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.

Cebir veya tehdit, ''yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.

Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir.

Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdur beyanı, sanıkların beyanları ile dosya içerisinde mevcut diğer tutanak ve belgeler ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun unsurlarının oluştuğu, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümlerde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;
5237 sayılı Kanun'un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle hüküm altına alınmış bir husustur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 15.12.2009 tarihli, 6/242-291 Esas ve Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında ve gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.

5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.

Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.

5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi ve 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.

Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi veya 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.

Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.

Nitekim YCGK'nın dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb. de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.

Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların mağdurun cebinden zorla 40,00 TL değerindeki tespihi almaları karşısında, suç tarihi olan 05.03.2016 itibarıyla paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
1.Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.12.2021 tarihli ve 2019/3696 Esas, 2021/2251 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

29.02.2024 tarihinde karar verildi.