6. Ceza Dairesi 2022/5729 E. , 2024/2223 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3544 E., 2021/1379 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 2019/57 No.lu iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (h) bentieri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucu Malatya 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2019/33 Esas, 2019/355 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmiştir.
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, 01.07.2021 tarihli ve 2019/3544 Esas, 2021/1379 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. İstinaf başvurusunun reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Müvekkilin aşamalarda değişmeyen, dosya kapsamı ile örtüşen beyanları nazara alındığında sanığın nitelikli yağma suçundan cezalandırılması gerekirken sanığın aşamalardaki çelişkili ve tevilli ikrar içeren savunmalarına üstünlük tanınarak sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Bankaların müşteri hizmetleri otomasyon hatları üzerinden yapılan konuşmalar kayıt altına alınmakta olup bu konuşmaların sanık tarafından yapılıp yapılmadığı hususu tespit edilmeksizin sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
4. Re'sen nazara alınacak hususlarına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan ve sanık arasında olay öncesinde alacak ve borç meselesinin olduğu, katılan ve sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarının çelişkili olduğu, katılan ve sanık arasında çok sayıda ibra belgelerinin bulunduğu, sanığın mahkûmiyetine yeter derecede her türlü şüpheden uzak somut ve yeterli delil bulunmadığı kabul edilmiştir.
2. Katılanın aşamalarda çelişkili beyanlarının olduğu görülmüştür.
3. Sanığın aşamalarda çelişkili beyanlarının olduğu görülmüştür.
4. Ziraat Bankasına ait 04.08.2018 tarihli TR... IBAN No.lu hesaptan 1100 TL çekildiğine dair makbuz dosyada mevcuttur.
5. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 2018/9531 soruşturma numaralı dosya örneği dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi, katılan ile sanık arasında olay öncesine dayalı alacak borç meselelerinin olması, bu meselelerden dolayı husumet bulunması, katılanın aşamalardaki beyanının çelişkili olması, katılanın iddiasını doğrular tanık beyanı veya başkaca delil bulunmaması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de göz önünde bulundurularak, sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere;
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 01.07.2021 tarihli ve 2019/3544 Esas, 2021/1379 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Malatya 4.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!