WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/4985 E.  ,  2024/2459 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2120 E., 2020/1484 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2017/353 Esas, 2018/360 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; Nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 21.09.2020 tarihli ve 2019/2120 Esas, 2020/1484 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
1.Bilgisine başvurulan S.S.'nin mahkemede tanık sıfatıyla dinlenmeden eksik inceleme ile karar verildiğine,
2.Sanıkların birbiriyle çelişen savunmalarındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğine
3.Sanıklar hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırılığına
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Her ne kadar sanıklardan ...'ın 2015 yılı Ocak ayı içerisinde katılan ... ile müteahhit ...'ın bir dairesine 250.000,00 lira karşılığında satmak üzere anlaştıkları katılanın sanık ...'e müteahhite ödemesi için 50.000,00 lira para verdiği, Tapu Müdürlüğünde dairenin değerinin 380.000,00 lira olduğunun söylenmesi üzerine katılanın evi satın alamadığı, ...'den vermiş olduğu parayı istemesi üzerine ...'in cebinden çıkardığı önceden doldurulmuş 50.000,00 liralık senedi katılana verdiği ancak katılanın bu senedin sahte olabileceğini söyleyerek yeniden huzurunda aynı miktarda bir senet daha tanzim ettirdiği her iki senedin de katılan da kaldığı, Katılan ...'nın 23.02.2015 tarihinde Sıhhiye köprüsü altında otobüs beklediği sitede sanık ...'ın azmettirmesi ile diğer sanıklar ... ve ... işleyen'in otomobil ile katılanın yanında durdukları katılanın oturduğu sitede bahçivanlık yapan ...'ın araca davet ettiği, katılan araca bindikten sonra boş bir araziye götürerek tekme tokat dövdükleri, biber gazı sıktıkları, katılanın üzerinde bulunan iki adet 50.000,00 lira bedelli borçlusu ... olan senedin arkasını zorla ciro ettirerek aldıkları bir suretle, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri ileri sürülmüş ise de, dosyada sanıkların savunmalarının aksini kanıtlayacak bir delil mevcut olmadığı, sanıkların atılı suçları işledikleri yönünde katılanın soyut beyanları dışında kanıt bulunmadığı, doktor raporlarında katılan da darp ve cebir izine rastlanılmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanıkların üzerine atılı suçları işlediği sabit bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Dosya arasında hts kayıtları (iletişim tespit), pts kayıtları (plaka tanıma sistemi), Adli Tıp Kurumu raporu, ifadeli teşhis tutanağı, senet örnekleri, tapu senedi örneği ve diğer kolluk tutanakları mevcuttur.

3.Katılana ait hts kayıtlarında suç tarihi ve saatinde belirtilen adreste bulunduğunu gösterir kayda rastlanılmamıştır.

4.Katılanın, vücudunda darp ve cebir izi olmadığına dair beyanları üzerine doktor raporu aldırılmadığı anlaşılmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4 üncü maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 21.09.2020 tarihli ve 2019/2120 Esas, 2020/1484 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 9.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.