WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/4496 E.  ,  2024/3225 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/130 E., 2020/844 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Mağdur ... ile sanık ... arasında şiddetli geçimsizlik olduğu ve bu geçimsizlikler nedeniyle çıkan tartışmalar neticesinde, olay günü, mağdurun, müşterek evlerinden ayrılarak babası olan ...'ın ikametine geldiği, bir kaç saat sonra eşi olan sanığın, mağdurla konuşmak üzere buraya geldiği, ancak konuşma sırasında yine aralarında tartışma çıktığı, bu sırada sanığın, mağdurdan altınlarını istediği, mağdurun vermek istememesi üzerine sanığın katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaraladığı ve altınlardan 6.000-7.000 TL değeri bulunan 2 bilezik, 2 yüzük ve 4-5 adet çeyrek altını alarak ayrıldığı olayda; sanık söz konusu altınları borç yaparak evlilik birliği içerisinde aldığını iddia etmiş, mağdur ise kendisine düğünde mehir olarak verilen altın olduğunu beyan etmiştir.

Mağdur ve sanık evli iken Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.05.2019 tarihli ve 2019/144 Esas, 2019/275 Karar tarihli ilamı ile anlaşmalı boşanma davası sonucunda boşandıkları ve dosya ekinde bulunan boşanma ilamında tarafların (mağdur ve sanığın) birbirlerinden mal, ziynet alacağı ve eşya taleplerinin bulunmadığı görülmüş; mağdurun mahkemeye sunduğu 03.12.2019 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmıştır.

Sanığın altınları alma kastının belirlenmesi açısından öncelikle, sanık ve mağdur arasında görülen anlaşmalı boşanma davasına esas oluşturan 02.04.2019 tarihli protokol ve boşanma dava dosyasının ilgili mahkemeden getirtilmesi, sanığın ve mağdurun bu konuda ifadelerinin alınması, tarafların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun eşler arası mal rejimini düzenleyen hükümlerine göre evlenmeden önce veya sonra (noterde düzenleme veya onaylama şeklinde) 'mal rejimi sözleşmesi' yapıp yapmadıkları, yada evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmiş olup olmadıkları, sözleşme yapmışlar ise kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edip etmedikleri, böyle ise hangisini seçtikleri ve bu rejime ilişkin düzenlemeler kapsamında suça konu edilen altınların kime ait olduğu hususlarının etraflıca araştırılması, mal rejimi sözleşmesi yapılmamış ise eşler arasında edinilmiş mallara 'katılma rejimi'nin uygulanması asıl olacağından, evlilik birliği devam ederken paydaş oldukları altınların boşanma süreci ile 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir hukuki ilişkiye dayalı alacağa konu olup olmayacağının tartışılması/değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2 nci maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA,

5271 sayılı Yasanın 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmesine,

5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca yeniden verilecek hükmün önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine,

07.03.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanık ile mağdurun suç tarihinde evli oldukları, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle bir gün önce mağdurun babasının evine geldiği, sanığın olay günü alkollü bir vaziyette mağdurla görüşmek üzere mağdurun babasının evine geldiği, boşanma konusunu konuştukları ancak fikir birliğine varamamaları üzerine sanığın altınları istediği, mağdurun vermek istemediği, sanığın mağdurun telefonunu aldığı, altınları vermemesi halinde telefonunu vermeyeceğini söylediği, buna rağmen mağdurun altınları vermemesi nedeniyle sanığın mağdura karşı kasten yaralama eyleminde bulunarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, bunun üzerine mağdurun düğünde kendisine hediye olarak takılan altıları vermek zorunda kaldığı, sanığın altınları aldıktan sonra suça konu cep telefonunu yere atıp araçla üzerinden geçerek ezdiği, olaydan sonra tarafların 02.05.2019 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, mağdurun karar tarihinden sonra 03.12.2019 tarihinde şikayetinden vazgeçtiği ancak beyanında herhangi bir değişiklik yapmadığı olayda, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.03.2018 tarih ve 2016/6-704 Esas, 2018/122 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere suça konu 2 bilezik, 2 yüzük ve 4-5 adet çeyrek altının Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince mağdurun kişisel malı olduğu, edinilmiş mallara katılma rejimine tabii bir eşya olarak kabulünün mümkün bulunmadığı nazara alındığında Türk Ceza Kanunu’nun 150/1. maddesi kapsamında hukuki bir ilişkiye dayanan alacaktan bahsedilemeyeceği kanaatinde olduğumdan sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.