6. Ceza Dairesi 2022/4342 E. , 2024/1725 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1457 E., 2020/536 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf isteminin esastan reddi, ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
A.Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden; İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ağrı 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2017/175 Esas, 2018/250 Karar sayılı kararı ile; Sanık ...'ın hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 168/3, 62/1, 53/1-2-3 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a,b, 62/1, 53/1-2-3 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına;
Suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 31/3, 168/3, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 12 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a,b, 31/3, 62/1 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 06.03.2020 tarihli ve 2019/1457 Esas, 2020/536 Karar sayılı kararı ile sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine;nitelikli yağma suçu yönünden ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak; sanık ...' hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 62 nci maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 31/3, 62/1 inci maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebebi
1.Dosya kapsamında eksik araştırma yapıldığına,
2.Şikayetçi beyanı doğrultusunda dosyada herhangi bir delil olmadığına, araştırmalar sonucunda; silahın kullanılmadığı, olay da gasp edilen sözde cep telefonunu başka bir şahısta bulunulduğu, şikayetçinin alkol tedavisi gördüğüne, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme yapılarak yeterli delil ve bulgu toplanılmadığına,
3.Olayda bahsi geçen pompalı silah hakkında herhangi bir bulguya rastlanılmadığına,
4.Şikayetçinin beyanlarının çelişkili olduğuna, şikayetçinin yine bir beyanında araçtan inen yüzü maskeli kişilerden bahsettiğine ancak iletişim tespiti (HTS) kayıtlarında araçta sanık suça sürüklenen çocuk ve şikayetçi dışında kimsenin bulunmadığı görüldüğüne, müvekkillerin beraatine karar verilmesine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Mağdur, sanık ve suça sürüklenen çocuğun akraba oldukları, suç tarihinden bir gün önce sanık ... ile mağdur ...'in görüştüğü, görüştüklerinde sanık ...'nin evleneceği kız ile ilgili olarak kızın burnunun büyük olduğunu söylediği, daha sonra da bu konuyla ilgili dedikoduların yapıldığı, suç tarihi olan 30.06.2016 tarihinde sanık ...'ın mağdur ...'ı aradığı ve ... köyüne çeyiz götüreceğini kendisini yardımcı olması yönünde teklifte bulunduğu, mağdurun da bu teklifi kabul etmesi üzerine suç tarihi olan 30.06.2016 tarihinde sanık ...'ın sevk ve idaresindeki araçta yanlarında suça sürüklenen çocuk ... olacak şekilde köye doğru hareket ettikleri, köye doğru asfalt yoldan gittikleri sırada sanık ...'ın aracı durdurarak aracın arka tarafından bir şey alacağını söyleyerek aracın arka tarafına gittiği ve bir süre sonra geri döndüğünde elinde av tüfeği ile geri döndüğü, tüfeği mağdura doğru yönelterek "sen benim evleneceğim kızla nasıl dalga geçersin, seni öldüreceğim, ayağına sıkacağım" şeklinde sözler ile tehdit ettiği, akabinde suça sürüklenen çocuk ... ile sanık ...'ın mağduru araçtan indirerek "in araçtan seni öldüreceğiz seni s....ceğiz" şeklinde sözler ile tehdit etmeye devam ettikleri, bu sırada mağdurun sırtına tabancayla vurulması üzerine müştekinin yere düştüğü ve yerde bulunduğu sırada mağdurun tekmelenmek suretiyle darp edildiği, daha sonra kalkmasını söylemeleri üzerine mağdurun ayağa kalktığı, sanık ...'ın suça sürüklenen çocuk ...'a hitaben mağdurun cebinde bulunan telefon almasını söylediği, bunun üzerine ...'ın mağdurun cebinde bulunan telefonu aldığı, suça sürüklenen çocuk ...'ın sanık ...'a telefonu verdiği, bu sırada mağdurun bir fırsatını bularak sanıkların ellerinden kaçtığı, TRT parkında bulunan güvenlik görevlilerinin yanına sığındığı, TRT parkının güvenlik görevlisi olan tanık H.D.'nin 156 Jandarma imdat hattını arayarak 35 yaşlarında kendisini ... olarak tanıtan bir şahsın geldiğini ve 5-6 kişi tarafından kaçırılarak darp edildiğini, kendisini kaçıranların elinden kaçarak yaya olarak TRT parkına geldiğini söyleyen bir kişi olduğunu söyleyerek ihbarda bulunması üzerine güvenlik güçlerinin söz konusu yere gittiği ve devamında şikayetçinin alınan doktor raporunda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olduğu, olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
2.Mağdurun aşamalarda özde değişmeyen beyanı, dava dosyasında mevcuttur.
3.Sanık ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu kabul etmediği görülmüştür.
4.Tanıklar H.D.'nin, H.A.'nın beyanı, dava dosyasında mevcuttur.
5.Tanık E.Y.'nin beyanı, dava dosyasında mevcuttur.
6.Mağdurun, yaralanmasına ilişkin, raporu dava dosyasında mevcuttur.
7.Kolluğun düzenlediği olay tutanağı, görüntü inceleme tutanağı ve diğer tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
8.Sanığın ve suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda, mağdur ve sanık ile suça sürüklenen çocuğun kendi beyanlarına göre akraba oldukları, suç tarihinden bir - iki gün önce sanık ... ile mağdur ...'in görüşmelerinde ...'nin evleneceği kız ile ilgili olarak kızın burnunun büyük olduğunu söylediği, daha sonra da bu konuyla ilgili dedikoduların yapıldığı, suç tarihi olan 30.06.2016 tarihinde sanık ...'ın mağdur ...'ı telefon ile aradığı ve ... köyüne çeyiz götüreceğini kendisini yardımcı olması yönünde teklifte bulunduğu, mağdurun da bu teklifi kabul etmesi ile sanığın sevk ve idaresindeki araçta yanında suça sürüklenen çocuk ... olacak Ağrı şehir merkezinde mağdur ile buluşup kapalı kasa kamyonet ile köye doğru hareket ettikleri, mağdurun beyanına göre bir süre köye doğru hareket halindeyken sanık ...'ın aracı durdurarak, aracın arka tarafından bir şey alacağını söyleyip aracın arka tarafına gittiği ve elinde av tüfeği ile ayrıca kamyonetin kasasından inen yüzü maskeli elleri silahlı iki kişi ile birlikte geri döndüğü, kar maskeli şahsın aracı asfalt üzerinden alarak tarlalara doğru sürmeye başladığı, sanık ...'nin tüfeği mağdura doğru yönelterek "sen benim evleneceğim kızla nasıl dalga geçersin, seni öldüreceğim, ayağına sıkacağım" şeklinde sözler ile tehdit ettiği, akabinde suça sürüklenen çocuk ... ile sanık ...'ın mağduru araçtan indirerek "in araçtan seni öldüreceğiz seni s....ceğiz" şeklinde sözler ile tehdit etmeye ve dövmeye başladıkları, mağdurun sırtına vurulması üzerine yere düştüğü daha sonra kalkmasını söylemeleri üzerine mağdurun ayağa kalktığı, sanık ...'ın suça sürüklenen çocuk ...'a hitaben mağdurun cebinde bulunan telefon almasını söylediği, bunun üzerine suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdurun cebinde bulunan telefonu ve mağdurun olayın sıcağı sıcağına vermiş olduğu ifadesinde alındığını belirttiği 1.150,00 TL parasını aldıktan sonra mağdurun bir fırsatını bularak sanıkların ellerinden kaçtığı, TRT parkında bulunan güvenlik görevlilerinin yanına yağmalandığını ve dövüldüğünü beyan ederek sığındığı, TRT parkının güvenlik görevlisi olan tanık H.D.'nin 156 Jandarma imdat hattını arayarak 35 yaşlarında kendisini ... olarak tanıtan bir şahsın geldiğini ve 5-6 kişi tarafından kaçırılarak darp edildiğini, kendisini kaçıranların elinden kaçarak yaya olarak TRT parkına geldiğini söyleyen bir kişi olduğunu söyleyerek ihbarda bulunması üzerine güvenlik güçlerinin söz konusu yere gittiği ve devamında mağdurun alınan doktor raporunda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olduğu, mağdurun olayın sıcağı sıcağına vermiş olduğu beyanında 1.150,00 TL parasında yağmalandığını beyan ettikten sonra kovuşturma evresinde parasının sanıklar tarafından alınmadığını, sadece cep telefonunun alındığı şeklindeki sonradan değiştirdiği ifadesinin akraba olmaları nedeniyle sanık ve suça sürüklenen çocuğu suçtan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmeyip, suça konu cep telefonunun olaydan sonra atılmış vaziyette iken dava dışı ... tarafından Fatih mahallesi eski Mezbahane yolu üzerinde yol kenarında atılmış vaziyette iken bulunduğu ve ... tarafından bir süre kullanıldıktan sonra kolluk görevlileri tarafından ...'den zapt edilerek değer tespiti yapılıp ve 150,00 TL değerinde olduğu belirlenerek mağdura iade edilmesinde, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği zira 1.150,00 TL paranın mağdura iadesi sağlanmadığı gibi cep telefonunun kolluk görevlileri tarafından mağdura iade edilmesinde sanık ve suça sürüklenen çocuğun herhangi bir katkısının bulunmadığı belirlenerek sanık ...'ın yağma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 62 nci maddeleri uyarınca; suça sürüklenen çocuk ...'ın yağma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 149/1-a-c, 31/3, 62/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık ...'ın kız arkadaşı hakkında mağdurun konuşması meselesi yüzünden tartıştıkları, bu nedenle taraflar arasında husumet bulunduğu, mağdurun aşamalarda değişen çelişkili soyut beyanının bulunduğu hususu, tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanık ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı nitelikli yağma suçunu gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı gözetilerek sanık ve suça sürüklenen çocuğun hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Suça Sürüklenen Çocuk ve Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Ön inceleme bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle REDDİNE,
B.Suça Sürüklenen Çocuk ve Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 06.03.2020 tarihli ve 2019/1457 Esas, 2020/536 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Her ne kadar çoğunluk tarafından yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de,
Dosyanın incelenmesinde, mağdur anlatımı, sanığın müşteki anlatımını doğrular beyanları, mağdurun her aşamada birbirini teyit eden ifadeleri, dosya içindeki tutanaklar ve olay günü mağdurun sanıklar tarafından arabaya alınıp götürüldüğüne ilişkin görüntüler, mağdurun olay günü sanık ve yanında bulunan kişiler tarafından arabadan indirilip dövülerek üzerinden 1.150,00 TL ve telefonunun alındığı, yine dosya içindeki tanık beyanlarından cep telefonunun olaydan sonra atılmış vaziyette ... tarafından bulunduğu ve bu telefonun mağdura iade edilmediği, olay sırasında mağdurun sanıkların elinden kurtulması üzerine TRT parkına sığındığı ve orada güvenlik görevlisi tanık ...'un bu olayı doğruladığı, bilahare jandarma imdat hattının arandığı, olay günü ... isimli kişinin geldiğinin sabit olduğu dosya içindeki doktor raporları, tanık beyanları ile uyumlu HTS raporları ve olay sırasında mağduru yağmaladıktan sonra ... köyü ile yağmalandığı iddia edilen Endüstri Caddesi arasının yaklaşık 7,1 km olduğu ve bu mesafenin araç ile 17 dakika sürdüğü yürüyerek daha uzun bir süre tuttuğu ve TRT parkına sığındığının dosyadaki delillerle sabit olduğu,
Mağdurun sanıklar tarafından yağmalandığı sabit olduğundan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince Ağrı 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yağma suçuna ilişkin kararının esastan reddi ile onanmasına dair kararının yerinde olduğu, sanığın yağma suçundan cezalandırılması gerektiği,
Buna göre sanığın cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!