6. Ceza Dairesi 2022/3961 E. , 2023/15506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1102 E., 2019/2918 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2018 tarihli, 2018/39946 esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 150 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi gereğince kamu davası açılmıştır.
B. ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/447 Esas, 2019/68 Karar sayılı kararıyla; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5271sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
C. ... Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/1102 Esas, 2019/2918 Karar sayılı kararıyla; katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Gerekçesiz beraat kararı verildiği,
2.Mesaj içerikleri ve tanık beyanlarıyla suç sübut bulduğundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği,
B.Sanık ... Müdafii Temyiz Sebepleri
Ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihi olan 02.02.2017 günü gündüz saatlerinde, sanıklar ..., oğlu ... ve yeğeni ... üçü birlikte önce ...'ın 1. Sanayi de bulunan ... Otomativ adlı işyerine gittikleri onunla yaptıkları görüşmede ...'ın "parayı şu an ödeyemem elime geçtikçe ödeyeceğim" dediği, bunun üzerine sanıkların aynı gün katılan ...'un Gıda Çarşısında bulunan işyerine gittikleri, katılanın ortağı olan ... ile birlikte sanık ...'dan araç aldığını katılanın da bu borçdan sorumlu olduğunu belirterek borcu ödemesini istedikleri, katılanın borcu inkar etmediği, taksitler halinde ödeyeceğini söylediği, sanık ...'nın sadece söze itibar etmeyerek borca karşılık kendi adına senet düzenleyip vermesini istediği katılanın senet düzenlemeyi önce kabul etmediği, resmi olarak kendisini borç altına sokmak istemediği, sanık ...'nın senet vermesi hususunda ısrarcı olduğu, bu sırada katılanın çağırması üzerine katılanın komşusu tanık M.A.T.'nin katılanın iş yerine geldiği, tarafların alacak borç meselesine önceden tanımadığı, sanık ... F.'dan sorarak öğrendiği, tanığın yanında da sanık ...'nın ısrarı üzerine katılan ...'un senedi düzenleyerek imzaladığı anlaşılmıştır.
2. Tanıklar M.A.T, A.K ve F.Ö.'nün aşamalarda alınan beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Emanete alınan 55.000,00 TL'lik senet ve 37.000,00 TL değerindeki senet fotokopisi dava dosyasında mevcuttur.
4. Katılan ile görgü tanığı A.K.'nın birbiri ile kısmen çelişkili ifadelerde bulundukları görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Katılan Vekilinin Temyiz İstemine yönelik yapılan incelemede
Tarafsız görgü tanığı M.A.T.'nin aşamalardaki anlatımında sanıkların katılana yönelik tehdit içeren bir sözü olmadığını ifade ettiği, tanık F.Ö.'nün de tehdite ilişkin görgüsünün bulunmadığını belirttiği, sanıkların aşamalarda istikrarla suçlamayı kabul etmedikleri sabittir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından sanıkların beraatine ve istinafı üzerine esastan reddine dair verilen kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemine Yönelik Yapılan İncelemede
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak kendisini diğer sanıklardan farklı vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık yararına maktu vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Katılan Vekilinin Sanıklar ... Ve ... Haklarında Temyiz İstemi Yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2019/1102 Esas, 2019/2918 Karar sayılı kararında katılan vekilinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2.Sanık ... Hakkında Katılan Vekili İle Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden,
Gerekçe bölümü (B) paragrafından açıklanan nedenle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2019/1102 Esas, 2019/2918 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinnin; "Sanıklar ... ve ... kendilerini özel müdafii ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.450,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak ayrı ayrı sanıklar ... ve ...'ya verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
21.12.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!