WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/1988 E.  ,  2023/14816 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2513 E., 2020/1975 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1219 esas sayılı iddianamesi ile; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi,53 üncü maddesi gereğince kamu davası açılmıştır.

B.... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2019 tarihli ve 2019/197 Esas, 2019/438 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

C. ... Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Ceza Dairesinin 06.10.2020 tarihli ve 2019/2513 Esas, 2020/1975 Karar sayılı kararıyla; sanık müdafinin istinaf talebi üzerine, 5271 sayılı Kanun 303 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün, "yağma suçuna ilişkin ( B ) hüküm fıkrasının 1. bendindeki " 149/1-a-d " ibaresinin " " 149/1-d " olarak düzeltilmesine, aynı bentteki "silahla" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, aynı bendin 2. Paragrafındaki "149/1-a,d" ibaresinin "149/1-d" olarak, "11 YIL" ibaresinin ise "10 YIL" olarak düzeltilmesine, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve d maddeleri gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafi Temyiz Dilekçesinde
1. Delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmede hatalı değerlendirme yapıldığı,
2. Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin birinci fıkrasındaki suçu oluşturup oluşturmadığına dair değerlendirme yapılmadığı,
3. Yağma suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanamayacağının gözetilmemesine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın sanıktan ayrılmak istemesi üzerine sanığın katılandan birlikte oldukları dönemde gittikleri tatil ücretleri, yemek ücretleri gibi konularda toplam 15.000,00 TL para istediği, bu amaçla katılana bir çok mesaj gönderdiği, sanık ile katılanın ... isimli kafe (iş yeri) de buluştukları, burada sanığın yanında 1.500,00, 1.500,00 ve 12.000,00 TL lik olmak üzere üç adet senet getirdiği ve katılandan bu senetleri imzalamasını istediği, katılanın başta bunu kabul etmemesi üzerine sanığın katılana dolu geldiğini yani üzerinde silah bulunduğunu imzalamaması durumunda hayatını mahvedeceğini, kendisini öldüreceğini söylemesi üzerine katılanın imzaladığı, ilk 1.500,00 TL lik seneti ödediği anlaşılmıştır.

2. Katılanın aşamalarda olayın gelişimi ile uyumlu ve tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür.

3. Sanığın, katılana attığı dosyada bulunan mesajları kovuşturma aşamasında kabul ettiği anlaşılmıştır.

4. Tanıklar J.Y.B.S'nin aşamalarda alınan beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Suça konu senetlerin suretleri dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uygulaması ile ceza miktarına ilişkin uygulama dışında olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanığın katılana yönelik, üzerinde silah bulunduğunu imzalamaması durumunda hayatını mahvedeceği, kendisini öldüreceği şeklindeki tehdit etmek suretiyle buluştukları kafede suça konu 1.500,00 TL, 1.500,00 TL ve 12.000,00 TL değerindeki senetleri zorla aldığı iddia olunmuş ise de sanık ile katılan arasında duygusal ilişkilerinin son bulması nedeniyle anlaşmazlık ve husumet bulunduğu, özellikle katılanın zorla alındığını iddia ettiği senetlere ilişkin şikayet başvurusunun, ilk senedi ödemeden önce yapmamış olması, sanığın senetleri katılanın rızası ile verdiği yönünde değişmeyen savunmaları, tanık J.Y.B.S'nin katılanın kendisine sanık ile aralık ayının ilk haftası buluştuklarını, birlikte konuşarak senet imzalamaya karar verdiklerini, doğrudan görgüye dayalı objektif tanık beyanı bulunmaması hususu tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı nitelikli yağma suçunu gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 06.10.2020 tarihli ve 2019/2513 Esas, 2020/1975 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir suretininde ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

30.11.2023 tarihinde karar verildi.