6. Ceza Dairesi 2022/15421 E. , 2024/8537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/144 E., 2022/1114 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;
Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanık ... ile mağdur ...'ün resmi nikahla evli oldukları, sanığın olaydan bir kaç gün önce maaşından çektiği paranın bir kısmını kendisine ayırıp bir kısmını da evin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla mağdur eşine verdiği, suç tarihinde müşterek ikametlerinde bulundukları esnada sanığın mağdura evin ihtiyaçları amacıyla verdiği parayı geri istediği, mağdurun vermemesi üzerine bıçak gösterip üzerine yürüyerek ''haysiyetsiz, şerefsiz, domuz, senin bu bıçakla kesecem, bu evi ve seni yakacağım benim kaybedecek bir şeyim kalmadı, seni geberteceğim, seni süründüreceğim" diye tehdit ettiği dava konusu olayda;
5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Hata" başlıklı 30. maddesi dört fıkra halinde;
(1)Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.
(2)Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3)Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(4)(5377 SK ile eklenen ...) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz"
Hükmüne havi olup, maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir.
İkinci fıkra ile kişinin, suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüştür
Üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır.
Maddeye 5377 sayılı Kanun ile eklenen dördüncü fıkrada ise, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak maddenin birinci fıkrasının daha ayrıntılı ele alınması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; "Kast, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddi unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur." denilmektedir.
Bu genel açıklamalardan sonra olayımıza gelecek olursak;
Sanık ile mağdurun resmi olarak evli oldukları, sanığın suça konu parayı kendi maaşından çekerek mağdura verdiğini beyan ettiği ve mağdurun bu durumun aksini iddia etmediği, olay günü sanığın mağdurdan kendisine evin ihtiyaçları için verdiği parayı istediği ancak mağdurun vermediği, bunun üzerine sanığın kendi hakkı olduğunu düşünerek parayı zorla almaya çalıştığının anlaşılması karşısında, kendi hakkını, alacağını aldığını düşünerek ve bu amaçla hareket eden sanığın yağma kastıyla hareket etmediği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, sanığın eyleminin başlangıçtan beri evlilik birliği içerisinde ve ortak malvarlığına yönelik olduğu inancıyla hareket ettiği değerlendirilerek, eyleminin 5237 sayılı Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi’nin 20.05.2022 tarihli ve 2021/144 Esas, 2022/1114 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!