6. Ceza Dairesi 2022/15097 E. , 2024/7978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2539 E., 2021/1530 K.
SUÇ : İşyerinde veya eklentilerinde yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiince ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;
1. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesindeki düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını, hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçlarını oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.
Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. "Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir." şeklinde açıkça gösterilmiştir.
Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.
Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi"nin savunduğu gibi Mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile ... tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; katılana ait cafe güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, 08.53'te sanığın kasadan parayı aldığı, 08.54'te parayı pantolonunun arka cebine koyduğu, akabinde iş yerinden ayrıldığı, 08.56'da katılan kasayı kontrol ettiğinde paranın olmadığını fark ederek sanığın peşinden koştuğu, 08.57 civarında ikisinin birlikte işyerine geldikleri ve kamera görüntülerini izledikleri, paranın sanık tarafından alındığının gösterildiği, 08.59'da da kamera görüntülerinin izlenmesi neticesinde katılanın sanıktan çaldığı parayı istediği, bunun üzerine aralarında tartışma çıktığı karşılıklı itiş kakışma olduğu, katılanın parayı istemesine rağmen sanığın vermemesi üzerine katılanın olayı abisine bildirmek için cep telefonunu eline aldığı, bunun üzerine sanığın katılanı itip cep telefonunu elinden düşürdüğü, eliyle vurmak ve kafa atmak suretiyle yaralayarak katılandan kurtulduğu ve kaçtığı, katılanın da peşinden gittiği, buna rağmen sanığı yakalayıp parayı geriye alamadığının anlaşılması karşısında, sanığın parayı alarak işyerinden çıkmasıyla birlikte, icrai hareketlerin tamamlandığı, sanıkla göz temasının kesildiği, katılanın hakimiyet alanından çıkması üzerine hırsızlık suçunun tamamlandığı, daha sonra katılana cebir uygulandığı anlaşılmakla sanığın hırsızlıkla başlayan eylemi yağmaya dönüşmeyeceğinden sanığın eyleminin bina dahilinden hırsızlık, kasten yaralama suçlarını oluşturduğu halde suç vasfının tayininde hata yapılarak nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2. Katılanın işyeri kasasından 50,00 TL paranın alındığının anlaşılması karşısında; suç tarihindeki paranın satın alma gücü ve ekonomik koşullar ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca değer azlığı nedeniyle indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2019/2539 Esas, 2021/1530 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Kahramanmaraş l. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!