WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/15067 E.  ,  2024/8355 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/618 E., 2022/38 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz sebebinin kararın eksik inceleme ile verildiğine görgü tanıklarının dinlenmediğine ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı TCK’nın 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı TCK’nın 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde ... yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır.

Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir.

Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en ... kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır.

Alacağın varlığına inanarak ve bu ... elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide ...- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 )

Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde;

Olay günü müşteki oğlu ile birlikte sanığın Zeytinburnu ilçesinde bulunan iş yerine gittikleri, sanık ile bir süre sohbet ettikten sonra sanığın belinden çıkarttığı silahı müştekinin başına dayayarak bir senedi masaya koyup doldurarak imzalamasını istediği, müştekinin de korktuğundan 15.000,00 TL.lik senedi düzenleyip imzalayarak sanığa verdiği, akabinde müşteki ile ...'ın geldikleri kiralık araca binecekleri esnada sanığın, aracın anahtarını ve içindeki GPRS cihazını söküp aldıktan sonra müştekiye senet borcunu ödemeden aracı vermeyeceğini belirterek araca da el koyup onları gönderdiğinin müştekinin ve oğlu tanık ... tarafından iddia edildiği eylemde;

Sanığın tüm savunmalarında olay öncesinde müştekinin Zeytinburnu'da bir dükkanda giyim, kuşam malzemeleri alarak Bursa'da ilçelerde satacağını, "sattığında borcunu ödeyeceğini söylediğini’’ müştekinin giyim malzemeleri alırken aracı olduğunu ancak müşteki borcu ödemeyince kendisinin müştekinin borcunu ödediğini ve defalarca istemesine rağmen müştekinin 16.500,00 TL borcunu ödemediğini beyan ettiği, olay günü müştekinin askerden gelecek oğlunun karşılamak için diğer müşteki ...'den oto kiralayıp oğlu ile Bursa'dan İstanbul'a geldikleri, müştekinin askerden tanıdığı, sanık ile telefonla görüştüğü, sanığın kendisini dükkanına çağırdığı, müşteki oğlu ile birlikte dükkana gittiğinde, oturup yemek yedikten sonra sanığın müştekiden 16.500,00 TL borç karşılığı 15.000,00 TL'lik senet aldığı, ayrıca bononun teminatı olarak bono bedelini ödediğinde geri almak üzere, ‘’bonoyu ödediğinde aracını alırsın’’ diyerek müştekinin sandığı arabayı güvence olarak tuttuğu, müştekinin araç olmaksızın Bursa’ya gitiği, otoyu kiralayan ...'in otosunu geri istediğinde müştekinin olayı anlattığı ve birlikte İstanbul’a giderek ...'in yanındaki yedek anahtarla otoyu Bursa'ya getirdiklerinin anlaşılması karşısında; müştekinin oğlu tanık ...'ın ve müştekinin beyanlarının çelişkili olduğu, sanığın alacağına karşılık aracı almasında arabayı doğrudan almaya yönelik kasdı olmadığı, arabayı borcun ödenmesine karşılık teminat olarak aldığı, sanığın kasdının 16.500,00 TL lik alacağını almaya yönelik olduğu, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesinin yollamasıyla “hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla silahla tehdit suçu olabileceği gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.