6. Ceza Dairesi 2022/13800 E. , 2024/8193 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2639 E., 2022/2975 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun'da (5237 sayılı Kanun), 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308 inci maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Yasa'nın 308 inci maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Yasa'nın 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır.
Somut olay değerlendirildiğinde, katılanın, eşi olan tanık Halit'in sanık ...'den aldığı borca karşılık kendi adına kayıtlı taşınmazı üzerinde borç alınmadan önce ipotek işlemi tesis ettirerek alacak borç ilişkisinin tarafı haline geldiği gözetilmeden ve sanıklar ile katılan ve tanık arasındaki para alışverişinde sanık hakkında faizle ödünç para verdiğine ilişkin iddia da birlikte değerlendirilerek alacak-borç miktarının tespiti ile aşkın miktarın varlığının kabulü halinde sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması gerekirken, suça konu senedin konusu olan paranın borç olarak müştekinin eşi olan Halit'e verilmiş olması sebebiyle yağmanın konusunun müştekiden hukuki bir alacağa konu olmadığının açık olduğu belirtilerek eksik ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!