6. Ceza Dairesi 2022/12572 E. , 2024/6520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4032 E., 2021/2684 K.
SUÇ : Gece vakti silahla yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay günü suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiyi çalışmakta olduğu işyerine giderek konuşma amacıyla dışarı çağırdığı, şikâyetçinin dışarı çıkması üzerine suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiden birini arama gerekçesiyle cep telefonunu istediği, suça sürüklenen çocuğun vermemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun bıçak çektiği ve bıçağı şikâyetçiye sokacağını söylediği, korkan şikâyetçinin cep telefonunu verdiği, cep telefonunun şifresini de yine suça sürüklenen çocuğun isteği üzerine korkarak verdiği, suça sürüklenen çocuğun telefon ile yürümeye başladığı, şikâyetçinin de onu takip ettiği, ara sokağa gelince suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiden para istediği, şikâyetçinin ise parasının olmadığını söylediği, suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiye ait telefon ile konuşur gibi yaptığı sırada şikâyetçinin hızlıca elinden cep telefonunu alıp olay yerinden kaçtığı şeklinde gelişen olayda, uyuşmazlık suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı hususundadır.
Öğretide hırsızlık ve yağma suçu birlikte hareket suçu veya neticeli suç olarak ve yağma suçu bileşik suç olarak nitelendirilmektedir. Hareket suçlarında kanunda tarif edilen hareketin tamamlanması, neticeli suçlarda ise hareketin tamamlanması ile beraber neticenin de gerçekleşmesi gerekmektedir. Bileşik suçlarda suçun tamamlanabilmesi için bileşen her bir suçun unsurlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle yağma suçunda bileşen yaralama veya tehdit suçu ile beraber hırsızlık suçunun da tamamlanması gerekmektedir. Şöyle ki bileşen hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını kabul ettiğimiz takdirde tehdit veya yaralama suçu tamamlanmış olsa da yağma suçu tamamlanmamış olacaktır. Zira hırsızlık suçundaki tamamlanmama eksikliğinden dolayı yağma suçunun kanunda tarif edilen fiili tamamlanmamış veya suçun neticesi gerçekleşmemiş olacağından yağma suçu teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.
Hırsızlık ve yağma suçunun kanuni tarifinde ortak olarak alma fiiline yer verilmiş, yağma suçun da ilaveten alınmasına karşı koymama fiilinden bahis edilmiş ise de sonuçta her iki suçta da alma hukuki tabiri kullanılmıştır. Yine her iki suçun maddelerinin gerekçelerine baktığımızda ve mukayese ettiğimizde gerekçelerde ortak bir ifade ile alma fiili yani alma hukuki tabiri zilyetlik ile açıklanmıştır. Almak hareketinin gerçekleşmesi veya tarafımızca kabul gören alma hareketinin ve zilyetliğin sona erdirilmesi neticesinin gerçekleşmesi için mal üzerinde zilyetliğin sonlandırılması, mal üzerinde tasarruf olanağının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Malum olduğu üzere kelime ve terimlerin bir doğal anlamı yani sözlük anlamı birde ıstılah yani bilimsel anlamı vardır. Kanun'un gerekçesine göre her iki suçun kanuni tarifinde yer alan hukuki anlamdaki almanın gerçekleşmesi için zilyetliğin sona erdirilmesi gerekmektedir. Yoksa burada ifade edilen alma sözlük anlamındaki bir malı kişinin elinden veya bir yerden alma eylemi değildir. Örneğin kasten yaralama suçundaki ... hukuki anlamda araya hukuki kesinti girmeden bir veya birden çok eylemi içinde barındırmaktadır. Birden çok bıçakla yaralama hukuki anlamda tek bir yaralama suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle alma fiili bakımından iki suç açısından farklı kriterler belirlemek, hırsızlıkta teşebbüs aşamasında yağmada tamamlandı sonucuna ulaşmak hukuki açıdan isabetli olmayacaktır. Hırsızlık suçunda zilyetliğin sona erdirilmesi gerektiği kabul edilerek kesintisiz takip kriteri getirilmiş ve bu doktrinde ve uygulamada genel kabul görmüştür. İzah ettiğimiz gibi birbirinden farklı olamayan madde gerekçelerinden dolayı aynı kriterin yağma suçunda da uygulanması daha isabetli olacaktır. Yağma suçunun daha vahim olduğu bu nedenle yağmada teşebbüs açısından uygulamada daha dar bir kriter ile uygulama yapılmalıdır görüşü Kanunun genel prensiplerine uygun bir görüş olmayacaktır. Kanun koyucu almak fiili bakımından aynı kriteri getirmiş, maddelerin gerekçesinde bunu tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklamış, hırsızlık suçuna nazaran yağma suçunun haksızlık içeriğini dikkate alarak suçunun cezasının aşağı ve yukarı hadlerini daha yüksek belirlemiştir. Aynı tip suçlarda ortak olan teşebbüs hükümlerinin farklı kriterler getirilerek uygulanması hukukun prensiplerine aykırı olacaktır. Suçun haksızlık içeriği her bir olayda TCK’nun 61. maddesi gereğince değerlendirilmeli, gerekirse aşağı hadden uzaklaşılarak ceza verme imkanı varken bunun yapılmayıp daha fazla ceza verilmelidir saiki ile teşebbüs bakımından benzer suça göre farklı kriter getirilerek esasen teşebbüste kalan yağma suçunun tamamlandığını kabul ederek uygulama yapmak hukuken uygun olmayacaktır.
Hırsızlık ve yağma suçlarında almak fiili bakımından gerekçenin aynı olduğu her ikisinde de zilyetliğin sona erdirilmesi gerektiğini görüşünü kabul etmekle beraber bu defa hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunda kişinin tehdit edilmesi ile manevi dünyasında yaşadığı korkunun etkisi ile mal üzerinde tasarruf olanağının kalmadığı dolayısıyla suçun tamamlandığı veya kişiye karşı cebir kullanılarak malı alınır alınmaz suçun tamamlandığı görüşü de bileşik suçlarda suçun tamamlanması için bileşen her suçun tamamlanması gerekir prensibine uygun olmayacaktır. Zira yeni TCK ile zaten neticesi harekete bitişik suç, ani suç kavrama terk edilmiş, yerine hareket suçları ve neticeli suçlar kavramı benimsenmiştir. Başka bir ifade ile bileşen hırsızlık suçundaki alma hareketinin tamamlanması için mağdurun malı üzerindeki tasarruf imkanının olanaksız hale gelmesi veya tarafımızca da benimsenen görüşe göre mağdurun zilyetliğinin sona erme neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Aksi görüşte kişinin tehdit edildiğinden malını verdiğini ancak daha sonra mücadele ederek geri aldığını ve sanığı yakaladığını farz ettiğimiz bir durumda da suçun tamamlandığını kabul etmemiz gerekecektir. Dairemiz uygulamalarında kişinin kendisinden tehdit veya cebirle alınan malını akabinde olay mahallinde veya çok yakınında mücadele ederek geri alması veya mücadelede sanığın atıp kaçması üzerine geri alması halinde suçun teşebbüs aşamasında kaldığı, zilyedin sanığı takip edip olay mahallinden uzakta malını sanıktan veya attığı yerden ele geçirmesi halinde suçun tamamlandığı, yine mağdurun malının mağdur yerine başkalarınca kesintisiz takip ile geri alınması halinde suçun tamamlandığı kabul eden az da olsa çelişkili kararlar verilmektedir. Halbuki bu durumda kişi tehdidin etkisi ile malını sanığa verse de zilyetliği sona ermemiş ancak zilyetliğini geçici olarak kullanamamış ve malını geri alarak zilyetliğini devam ettirmiş olacaktır. Medeni Kanun'un 976. maddesine göre fiili hakimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması zilyetliği sona erdirmeyecek, geçici sebeplerle değil kalıcı ve uzun sebeplerle kullanılmaması halinde zilyetlik sona ermiş olacaktır. Yine MK’nun 981. maddesine göre kişinin zilyetliğine karşı yapılan saldırıyı kuvvet kullanarak def etme ... vardır. Bu hak nedeni ile kişi herkesten yardım isteyebilir. Kolluk görevlileri zaten görevleri gereği suçluyu yakalamak ve mağdurun zilyetliğini korumak zorundadırlar. Ceza Muhakemesi Kanunun'a göre herkes suçluyu yakalayabilir. Dolayısıyla suçluyu bizzat zilyedin yakalayıp malını geri alması veya kaçarken atılan malını geri alması ile zilyedin dışındaki kişilerin malı sanığı takip edip geri alması halinde teşebbüs bakımından bir ayrım yapılamaz. Kişinin malının kendisince veya başkasınca geri alınması, geri almanın olay mahallinde veya yakınında olması halinde teşebbüs hükümlerinin farklı uygulanması yerine kişinin zilyetliğini geçici olarak mı yoksa kalıcı olarak kaybettiği yani kişinin malı üzerinde tasarruf imkanının ortadan kalkıp kalkmadığına göre teşebbüs hükümlerinin uygulanması ilgili maddenin ve gerekçesinin lafzına ve ruhuna uygun olacaktır. Zira bu kriter uygulamada getirilen kesintisiz takip kavramına da uygun bir kriter olacaktır.
Yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosyamızda şikâyetçinin suça sürüklenen çocuk tarafından yağmalanan cep telefonu üzerindeki zilyedliği kesin olarak sona ermemiş ve cep telefonuna geri kavuşmuş olduğundan suça sürüklenen çocuğun eylemi teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 21.10.2021 tarihli, 2019/4032 Esas ve 2021/2684 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
21.05.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarih, 2018/18 sayılı kararında "Neticesi hareket ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hallerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koymamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması halinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir." (Nur Centel- Hamide ...- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406) Belirtildiği üzere yağma suçunda malın alınması ile suçun tamamlandığı öngörülmüştür.
Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koyamayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.
Dosya kapsımına göre; olay günü suça sürüklenen çocuğun müştekiyi çalışmakta olduğu işyerine giderek konuşma amacıyla dışarı çağırdığı, müştekinin dışarı çıkması üzerine suça sürüklenen çocuğun müştekiden birini arama gerekçesiyle cep telefonunu istediği, suça sürüklenen çocuğun vermemesi üzerine suça sürüklenen çocuğunu bıçak çektiği ve bıçağı müştekiye sokacağını söylediği, korkan müştekinin cep telefonunu verdiği, cep telefonunun şifresini de yine suça sürüklenen çocuğun isteği üzerine korkarak verdiği, suça sürüklenen çocuğun telefon ile yürümeye başladığı, müştekinin de onu takip ettiği, ara sokağa gelince suça sürüklenen çocuğun müştekiden para istediği, müştekinin ise parasının olmadığını söylediği, suça sürüklenen çocuğun müştekiye ait telefon ile konuşur gibi yaptığı sırada müştekinin hızlıca elinden cep telefonunu alıp olay yerinden kaçtığı olayda, suça konu cep telefonunun mağdurun hakimiyet alanından çıkmakla yağma suçunun tamamlandığı, Dairemizin ve Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşıldığından, sayın çoğunluğun eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!