6. Ceza Dairesi 2022/119 E. , 2023/11045 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/157 E., 2020/776 K.
ŞİKÂYETÇİ : ...
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık müdafiinin, 07.06.2020 tarihinde tarafına tebliğ edilen kararı yasal temyiz süresi geçtikten sonra 30.06.2020 tarihinde temyiz ettiği, ancak Covid-19 salgını nedeniyle 7226 sayılı Kanun'un Geçici birinci maddesinin birinci fıkrası ve Yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmasına ilişkin 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince; 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında temyiz süresinin durduğu ve temyiz talebinin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/13686 soruşturma numaralı ve 30.01.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. ... Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2018 tarihli ve 2018/81 Esas, 2018/382 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2019/157 Esas, 2020/776 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği sanığın beraatine,
2. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü şikâyetçinin fatura ödemek üzere evden çıktığı, sanığın şikâyetçiye arkadan yaklaşarak önce saati sorduğu, şikâyetçinin saatinin olmadığını söyleyip uzaklaşmaya çalıştığı sırada sanığın şikâyetçiye saldırıp darp ederek para istediği, korkan şikâyetçinin 50,00 TL parayı sanığa verdiğinin, kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Şikâyetçinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasını gösterir adli rapor, dava dosyasında mevcuttur.
3. Sanık savunmasında özetle, şikâyetçiye tokat attığını, şikâyetçinin kendisine taşla vurmaya çalışması nedeniyle şikâyetçinin elini tuttuğunu, şikâyetçinin 50,00 TL para verdiğini, parayı borç olarak aldığını beyan ederek tevil yollu ikrarda bulunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Delil Bulunmadığından Sanığın Beraatine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Şikâyetçinin aşamalarda değişmeyen ısrarlı anlatımları, sanığın tevil yollu ikrarı, şikâyetçi beyanı ile uyumlu adli rapor ve dosya içerisinde mevcut diğer tutanak ve belgeler ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Etkin Pişmanlık Hükümlerine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi ve failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık, kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında şikâyetçi ile uzlaşmak istediğini ve pişman olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, şikâyetçinin uğradığı 50,00 TL zararın mahkeme veznesine depo edilmek suretiyle giderilmesi amacıyla sanığa süre verilmesi gerektiği gözetilmeden, "...her ne kadar sanık karşı tarafla uzlaşmak istediğini ve parayı ödemek istediğini beyan etmiş ise de, mahkememizce suç tarihinden itibaren 8 sene geçmiş olduğu, bu nedenle zararın giderilme talebinin mahkememizce samimi görülmediğinden..." şeklinde gösterilen haksız ve hukuka aykırı gerekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
3. Değer Azlığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın şikâyetçiyi darp ederek 50,00 TL parasını yağmaladığı olayda, suç tarihi olan 26.09.2008 itibarıyla paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2019/157 Esas, 2020/776 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!