WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/11619 E.  ,  2024/6517 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1384 E., 2021/1659 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301 inci maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;

Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak,
Sanık ... ile mağdur ...'nın resmi nikahla evli oldukları, olay tarihinde sanığın mağdurdan altın yüzüğünü vermesini istediği ancak mağdurun vermemesi üzerine sanığın mağduru darp ederek yüzüğü aldığı, sanığın suça konu altın yüzüğü iki hafta önce kendisini aldığını beyan ettiği dava konusu olayda;

5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.

5237 sayılı Yasa'nın "Hata" başlıklı 30. maddesi dört fıkra halinde;
(1)Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.
(2)Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3)Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(4)(5377 SK ile eklenen ...) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz"

Şeklinde çeşitli hata halleri düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir.

İkinci fıkra ile kişinin, suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüştür

Üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır.

Maddeye 5377 sayılı Kanun ile eklenen dördüncü fıkrada ise, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Uyuşmazlığa ilişkin olarak maddenin birinci fıkrasının daha ayrıntılı ele alınması gerekmektedir.

Uyuşmazlığa ilişkin olarak maddenin birinci fıkrasının gerekçesinde; "Kast, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddi unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur." denilmektedir.

Bu genel açıklamalardan sonra olayımıza gelecek olursak;

Sanık ile mağdur resmi evlidirler. Sanığın suça konu yüzüğü iki hafta önce mağdura hediye olarak aldığını beyan ettiği ve mağdurun bu durumun aksini iddia etmediği gibi mahkeme huzurunda sanığın zorla almadığını, yüzüğü sinirlenip kendisinin fırlatıp attığını beyan ettiği, sanığın mağdurda bulunan yüzüğü mağdurun vermemesi üzerine kendi ... olduğunu düşünerek parmağından çekerek aldığı açıktır. Kendi hakkını, alacağını aldığını düşünerek ve bu amaçla hareket eden sanığın mağdurdan altın yüzüğü almasına yönelik olayda sanığın yağma kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olacağı açıktır. Dolayısıyla sanığın başlangıçtan beri evlilik birliği içerisinde ve ortak malvarlığına ait olduğu inancıyla hareket ettiği eylemin 5237 sayılı Kanunu'nun 30 uncu ve 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 86 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) benti uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 08.06.2021 tarihli ve 2021/1384 Esas, 2021/1659 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

21.05.2024 tarihinde karar verildi.