WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/11570 E.  ,  2024/6703 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2567 E., 2021/1567 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen olaylar hakkında inceleme yapar." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttikleri sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;

Somut olayda; şikâyetçinin evinden çıkarak üst kattaki komşuya gittiği, kısa bir süre sonra evine döndüğü dış kapıyı açmaya uğraştığı sırada içeriden sesler geldiğini duyarak, içerdeki kişilerin arka taraftan kaçacaklarını düşünerek oraya geçtiği ve evden çıkan 3 şahsı gördüğü ancak şahısları yakalayamadığı, evinden 120,00 TL para 2 adet altın küpe, 1 adet yüzük, 2 adet altın zincir ve 1 adet altın kol saatinin çalınmış olduğu, iddia olunmuş ise de;

Malı almaya yönelik tehdit eylemi yağmaya dönüştürür.
Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.

Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır.

Madde metni ve gerekçesine göre birlikte değerlendirme yapacak olursak;
Tehdit; mağdurun veya onun bir yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyle esaslı (büyük) bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanıdır. Yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdit ve yağma suçunu oluşturmaz. Sanığın söz ve davranışla, müştekiye hayatına veya vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini söylemeli veya göstermeli, mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağını söylemeli veya göstermelidir.

Bunun doğal sonucu sanık hareketinin veya sözlerinin bir sonuç içermesi, bir kötülük yapılacağını açıkça göstermesi gerekir. Söylediği söz veya davranışından yapacağı kötülük veya davranış rahatlıkla anlaşılmalıdır.

Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle de tehdit edilebilir. Mesela sanık bıçağı eline aldı veya silahı yada silah gibi görünen nesneyi kemerine takmış onu göstererek çabuk eşyaları ver vs. dedi. Mağdur korkarak verdi. Tabi ki yağma olacak. Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekir yoksa mağdurun korkaklığından dolayı öyle algılaması yetmez.

Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadar ki aşamada kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Tehdit ve cebrin malı şikayetçinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir, sonra gerçekleşen cebir ve tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.
Cebir ve tehdit malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise ... yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.

Tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma oluşmaz, hırsızlık oluşacaktır.

5237 sayılı Kanun'un ... yağmayı düzenleyen 148/1 fıkrası, 765. sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2. fıkrasında düzenlenen "Dolaylı yağma" yada "yağmaya dönüşen hırsızlık" denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddede düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de “Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir" şeklinde açıkça gösterilmiştir.

Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi"nin savunduğu gibi mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile ... tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; şikâyetçinin kollukta sıcağı sıcağına vermiş olduğu beyanında evine döndüğünde kapıyı açtığında kapının arka tarafında bulunan kilidin kapalı olduğunu gördüğünü, kapıyı zırladığında evin içinden sesler gelmeye başladığını, bir süre sonra içerde bulunan şahısların arka taraftan kaçacağını düşünerek apartmandan aşağı indiğinde şahıslarla karşılaştığını, mahkemede ise şahıslardan birini binanın çıkışında yakaladığını" beyan ettiği olayda mağdurun birden fazla bağımsız bölümden oluşan binadaki dairesinde failleri bıraktığı kaçacakları yer olarak tahmin ettiği yere gidip beklemeye başladığı dolayısıyla suça sürüklenen çocuğun bağımsız bölümden çıktığını görmediği, sıcak takip olmadan bağımsız bölümden çıkılmakla hırsızlık eyleminin tamamlandığı bu nedenle suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, tehdit suçlarından mahkûmiyeti yerine, yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğnamedeki gerekçeye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/223 Esas, 2019/246 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d-h, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince neticeten 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2020/2567 Esas, 2021/1567 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h maddesinin uygulanamayacağı ancak aleyhe temyiz olmadığından eleştirerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sayın çoğunluk tarafından ise sanığın eyleminin hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve tehdit suçlarını oluşturduğundan bahisle kararın bozulmasına karar verilmiş ise de;

Dosyanın incelemesinde suça sürüklenen çocuk hakkında görevsizlik kararıyla nitelikli yağma suçunu işlediğinden bahisle açılan davada tüm aşamalarda sanığın suçlamaları kabul etmediği, olay mahallinde elde edilen materyaller üzerinde yapılan inceleme sonrasında suça sürüklenen çocuğa ait herhangi bir DNA testinin yapılamadığı, müştekinin eylemi gerçekleştirenlerden birinin suça sürüklenen çocuk olduğuna dair beyanlarının başkaca objektif kanıtlarla desteklenmediği, buna göre suça sürüklenen çocuğun suça iştirak ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden suça sürüklenen çocuğun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince delil yetersizliğinden beraat etmesi kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

K A R Ş I O Y

Olayın tek görgü tanığı olan müşteki mağdurun görevli mahkemece dinlenmeden karar verilmiş olduğundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 7, 210/1 ve 236/1. maddelerine aykırı verilen karara bozma gerekçesi yönünden muhalifim.