WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/11250 E.  ,  2024/6783 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/44 E., 2021/1136 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Her ne kadar tebliğnamede kolluk görevlileri tarafından tespit edilen güvenlik kamera kayıtlarına dair tutanak içeriğinden, mağdura yönelik eyleme doğrudan katılmayan ancak olay yerinde bulunup sanıkla birlikte hareket ettiği anlaşılan kimliği meçhul bir kişinin varlığının, bu kişi nedeniyle soruşturmanın ayrılmasına karar verilmesinin ve ilk derece mahkemesi kararında bu kişinin eyleme iştirak ettiğinin ve kamera kayıtlarının hükme esas alındığının belirtilmesinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1 inci maddesinin (c) bendinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır şeklinde görüş bildirilmişse de, kamera görüntülerinden bu kişinin eyleme doğrudan iştirak ettiğinin anlaşılamadığı, sanık ve mağdurun da herhangi bir üçüncü kişden bahsetmediği anlaşılmakla tebliğnamedeki bu görüşe iştirak edilmemiştir.

Sanığın, kesintisiz takip sonucu mağdur ve etraftaki vatandaşlar tarafından yakalandığı, kaçarken elindeki telefonu yere attığı anlaşılmakla, eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının gözetilmemesi, (Teşebbüs aşamasında kalan suçlarda 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin uygulanamayacağının dikkate alınması)

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

28.05.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Ceza Genel Kurulu'nun yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalması ve tamamlanmasına ilişkin içtihatlarında belirtildiği üzere;

Neticesi hareket ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel-Hamide ...-Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406).
Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.

Somut olayda, sanığın mağdurdan telefonunu istediği, mağdurun kontörü olmadığını söylediği, sanığın telefonu zorla çekerek mağdurun elinden aldığı, mağdurun bağırarak etraftan yardım istemesi üzerine sanığın kaçtığı, mağdurun sanığı kovaladığı ve yakaladığı, sanığın mağdura yumruk atarak yere düşürüp tekrar kaçmaya başladığı sırada mağdurun bu kez kahvehanedeki kişilerden yardım istediği, kahvehaneden çıkan birkaç kişiyle birlikte sanığı takip ederek yakaladıkları ve kolluk güçlerine haber verdikleri, bu şekilde hırsızlık şeklinde başlayan sanığın eyleminin yağma suçuna dönüştüğü, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere mağdura cebir şiddet kullanılarak mağdurun direncinin kırılması ve malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı anlaşıldığından yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığına dair sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmiyorum.