WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2022/10485 E.  ,  2024/3402 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/417 E., 2021/1970 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2019 tarihli ve 2019/105 Esas, 2019/548 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Yasa'nın 223üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 21.06.2021 tarihli ve 2020/417 Esas, 2021/1970 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanıkların nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu işlediklerinin sabit olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanıklar ... ile ...'in akraba oldukları, suç tarihinde sanıkların sürücülüğünü sanık ...'in yaptığı 01 ... .. plakalı araçla seyir halinde oldukları sırada aralarında "birinden para alalım" diyerek konuşmaya başladıkları, sanıkların birinden para alma konusunda karar aldıktan sonra bu amaçla hareket ederek Turgut Özal Bulvarı civarında katılan ...'nun kullandığı 01 ... .. plakalı lüks aracı görmeleri üzerine katılanın aracını katılanı gasp etmek amacıyla 01 ... ... plakalı araçla takip etmeye başladıkları, katılanının Güzelyalı mahallesi 81108 sokağa geldikten sonra 01 .. .... plakalı aracını apartmanların karşısında bulunan otopark olarak kullanılan yere park ettiği, sanıkların ise 01 ... .. plakalı araç ile katılanın aracının arkasında durduğu, araçtan inen sanık ...'in kafasında adli emanete kayıtlı kuru sıkı tabanca olduğu sırada katılanın park ettiği 01 ... ... plakalı aracın sağ arka kapısını açarak araçtan içeriye katılanı gasp etmek için girdiği, ardından katılanın kolundan tutarak katılanı "arabayı sür, sürmezsen fena olur" dediği, katılana bağırarak çığlık atması üzerine sanık ...'ın katılanın aracından inerek hemen arkada duran kendi araçlarına binerek sanık ...'in kullandığı araçla birlikte olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları nedeniyle nitelikli yağma suçu oluşacağının iddia edildiği görülmüştür.

2.Sanık ... savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olay tarihinde diğer arkadaşımla beraber onun işini hallettikten sonra cadde üzerinde yavaş yavaş giderken otelden tanıdığım müştekinin aracını gördüm, oda park yapmıştı, bende daha önce onu tanıdığımdan araçtan inerek onun aracının arka koltuğuna bindim, sonra o beni tanımadığı için ve daha önceden de tanışıklığımız olmadığı için bağırınca araçtan tekrar inerek diğer arkadaşımın aracına binip olay yerinden ayrıldım, eylemleri kabul etmiyorum, ben suç işlemedim, Oradaki ifademde doğrudur ben aslında kapalı bayanı görünce bunu otelden tanıdığım kişi zannettim ona şaka yapmak istedim, emniyette baskı gördüğüm için dövdükleri için diğer beyanlarım doğru değildir kabul etmiyorum, olay yukarıda anlattığım şekildedir, ben Hilmi'ye para lazım gibi bir ifade de bulunmadım, olaydan önce bu şekilde bir beyanım yoktur, Hilmi'nin bu beyanını kabul etmiyorum, olaydan önce Hilmi ile para mevzusu olmamıştır, şeklinde savunmada bulunmuştur.

3.Sanık ... savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, Turgut Özal caddesi üzerinde ... ile benim şoförlüğümde giderken ... bana dur dedi, bende durdum, sonra araçtan inip 5-10 saniye sonra döndü, bana sür dedi, ne olduğunu ben anlamadım, daha sonra polisler gelince şapkalı olan şahsı sordu bende ... olduğunu ve bir yere gittiğini şapkayıda bıraktığı yeri gösterdim, içerisinden kurusıkı tabancada çıktı, ben olay sırasında ...'da kurusıkı tabanca görmedim, ne yaptığını dahi anlamadım, atılı suçlarla alakam yoktur, Ben emniyette böyle birşey demedim, bu beyanı kabul etmiyorum, ben bayanın imdat diye bağırdığınıda duymadım, ben olay sonrasında ...'da silahta görmedim, benim huzurunuzda vermiş olduğum savunmalarım doğrudur, önceki savunmalarımı kabul etmiyorum," şeklinde savunmada bulunmuştur.

4.Katılan ... beyanında: "Ben sanıkları tanımam, savcılıkta verdiğim ifadem doğrudur, olay tarihinde aracımı durdurdum ve tam o sırada araçtan inmek üzereyken daha önceden hiç görmediğim bir erkek şahıs, ben şoför koltuğunda oturur iken arkadan kolumdan sıkı bir şekilde tutarak çabuk arabayı sür yoksa fena olur şeklinde beni tehdit etti ve ben de korkudan çığlık attım. Yanılmıyorsam elinde silaha benzeyen bir cisim de gördüm, ancak korkudan tam olarak seçemedim. Bu şahıs yaklaşık 1 dakika sonra araçtan inerek hemen aracımın arkasında bulunan beyaz renkli bir araca bindi. Ancak aracı bu şahıs kullanmadı, başka bir erkek şahıs vardı. Bu olaydan hemen sonra bir güvenlik görevlisi aracımın yanına geldi. şikayetçiyim, davaya katılma talebim bulunmaktadır, Bu olay nedeniyle herhangi bir maddi zararım yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.

5.Tanık E. S. beyanında: "Olay tarihinde ben site güvenliğinde çalışırken bir bayan bağırması duydum, daha sonra ön tarafa baktım, tanımadığım bir erkek şahsın bir araca hızlı bir şekilde bindiğini ve şapkası olduğunu aracında bu şahıs biner binmez hızla uzaklaştığını gördüm, daha sonra bayanın yanına geldim, çok telaşlı bir vaziyetteydi, ne olduğunu sorduğumda kendisine araca bu şahıs bindikten sonra " hadi sür " dediğini söyledi, çok heyacanlıydı, daha sonrada bizim görev yaptığımız siteye geldiğinide öğrendim, durumu daha sonra polise bildirdik, ben şahısların yüzlerini görmedim," şeklinde beyanda bulunmuştur.

6.Dosya arasında sanıklara ait iletişim tespiti (HTS) kayıtları mevcuttur.

7.Dosya arasında sanıkların mağdurun peşinden gittiklerine ilişkin CD inceleme tutanağı mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların amaçlarının yağma suçunu işlemek olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı, katılanın beyanlarından da sanıkların katılana yönelik herhangi bir maddi bir taleplerinin bulunmadığın, ayrıca katılanın sanıklarda herhangi bir silah görmediğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, niyet okuma yöntemiyle sanıkların mahkumiyetlerine karar verebilmenin mümkün olmadığı, karşısında beraat kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 21.06.2021 tarihli ve 2020/417 Esas, 2021/1970 Karar sayılı kararında katılan vekilinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

13.03.2024 tarihinde karar verildi.