6. Ceza Dairesi 2022/10426 E. , 2024/6286 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :2020/1473 E., 2021/959 K.
SUÇ :Konutta veya eklentilerinde yağma
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2019 Tarihli ve 2019/44762 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli yağma, tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1.d.2, 53/1, 106/1-1. cümle, 125/1, 86/1, 86/3-a.3 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/641 (E) ve 2020/38 (K) Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Nitelikli Yağma, Tehdit, Hakaret suçlarından beraat kararı, kasten yaralama suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/1473 E., 2021/959 Karar sayılı kararı ile sanığın katılana yönelik eylemi nedeniyle üzerine atılı hakaret suçunu işlediği anlaşılmış ise de, katılanın kendisinin de sanığa hakaret etmiş olabileceği yönündeki beyanı dikkate alınarak, Türk Ceza Kanunu'nun 129/3 ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/4-c maddeleri uyarınca takdiren ceza verilmesine yer olmadığına, nitelikli yağma, tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümler yönünden KALDIRILMASINA, sanığın katılana yönelik eylemleri nedeniyle ayrıca kasten yaralama suçundan da dava açılıp kovuşturma sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın eylemlerinin bütünü ile nitelikli yağma suçunu oluşturduğu, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halinin söz konusu olmadığı, bu nedenle Türk Ceza Kanunu'nun 149/2 maddesi hükmü de gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu düşünüldüğünden, bu aykırılık nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin ilk derece mahkemesince takdirine, bu nedenle karardan bir suretinin kesinleşmesi beklenmeksizin ilk derece mahkemesine gönderilmesine, nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunda İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak, Türk Ceza Kanunu 149/1-d, 168/3, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1-Yağma suçunun oluşmadığına,
2-Faydalanma kasdı olmadığına,
3-Katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna,
4-Telefonun malikinin katılan olmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ile katılanın evli oldukları ve çocuklarının bulunmadığı, çocuklarının olmaması sebebiyle aralarında sorun bulunduğu,olay gecesi sanığın evde şarjda bıraktığı cep telefonuna katılanın baktığı ve eşinin porno sitelerine giriş yaptığını gördüğü, bu yüzden sanığın saat 23.30 sıralarında eve geldiğinde kavga ettikleri, katılan ailesinin evine gitmek istediğinde, sanığın "Sabah gidersin" diyerek göndermediği, sabah olduğunda saat 09.00 sıralarında katılanın ailesinin evine gitmek için eşyalarını hazırladığı sırada, sanığın katılandan ziynet eşyalarını istediği, katılanın vermeyeceğini söylemesi üzerine sanığın eşi katılanı yere yatırıp, darp etmeye başladığı, kendini savunan katılanın sanıktan kurtularak 155 polis imdat hattını cep telefonu ile aramaya çalıştığında sanığın katılanın kullanımında bulunan cep telefonu katılanın elinden çekip alarak "Şimdi git nereye gidersen" dediği, katılanın bunun üzerine evden ayrıldığı ve yakındaki bir iş yerinden 155'i aradığı, polislerin katılanı karakola götürdükleri, sanığın bu olaylar yaşandığı sırada müştekiye yönelik olarak "Seni Özgecan gibi "yaparım şeklinde ifadeler kullandığı "seni sinkaf etsinler"şeklinde beyanlarda bulunduğu, sanığın karakolda aldığı telefonu eşi katılana geri verdiği, eylemin ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
2-Sanığın "...........................maçtan döndüğümde eşim bana ''Sen ne şerefsiz, adi adamsın. Beni aldatıyorsun" dedi. Bende kendisini aldatmadığımı söyledi. Bu sırada eşimin, telefonumdan porno sitelerine girdiğimi fark ettiğini anladım. Eşim ailesinin yanına gitmek istediğini söyledi. Bende biraz sakinleşmesi amacıyla "Sabah gidersin, çok geç oldu. Ben salonda yatarım" dedim. Müşteki bu sırada annemin bir akrabasının kullanması için anneme verdiği ve anneminde geçici süreliğine kullanması için müştekiye verdiği telefonu getirerek koltuğun kenarına bırakıp "Bunu da sahibine ver" dedi. Bende "Şimdi sende kalsın, sabah giderken verirsin" dedim. Bir gün sonra eşim evden çıkarken bana telefonu uzattı, bende telefonu almak istediğimde telefonu bırakmadı. Bende telefonu çektim, ancak alamadım. Eşim bana saldırarak yüzümü, gözümü, vücudumu tırnaklarıyla çizdi. Bende kendisini ittirdim, ittirirken de elimin tersi yüzüne geldi. Daha sonra müşteki telefonu bırakarak evden ayrıldı. Bu olay sırasında kendisine herhangi bir şekilde tehdit ve hakarette bulunmuş değilim. Daha sonra telefonu götürerek sahibine vermesi için anneme verdim. Ancak karakoldan aranılarak telefonun getirilmesi istendiğinde bende telefonu annemden alarak karakola götürüp teslim ettim. ..................." şeklinde savunmada bulunmuştur. " şeklindeki savunması dosyada mevcuttur.
3-Katılanın beyanı dosyada mevcuttur.
4.Katılanın 09.07.2019 Tarihli basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu ancak Akut Stres Bozukluğu oluşturması nedeniyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığının tespit edildiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu Raporu dosyada mevcuttur.
5-13.06.2019 tarihli Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü Raporu dosyada mevcuttur.
6-17.06.2019 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı Raporu dosyada mevcuttur.
7-Tanık E.S.'nin " Sanık benim oğlum olur. ...................Bu telefonu yaklaşık bir kaç ay önce ... isimli arkadaşım, telefonumun bozulması nedeniyle geçici olarak kullanmak amacıyla vermişti. Oğlum ve gelinim bizdeyken gelinim telefonu görerek bir süre kullanmak istediğini söyledi. Bende telefonu kullanması için geçici olarak kendisine verdim. ... telefonu iade edeceğimizi biliyordu. ..................... oğlumla birlikte karakola giderek telefonu teslim ettik. Davaya konu telefonu ben gelinime hediye olarak almadım." şeklinde beyanı dosyada mevcuttur.
8- 12.06.2019 tarihli Olay Tutanağı dosyada mevcuttur.
9-Önleyici Tedbir Kararı (6284 sy yasa gereği)
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat kararı kaldırılarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-d, 168/3, 62 md.leri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası karar verilmiştir
.
IV. GEREKÇE
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde dahada açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.
Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, .../.../Önok age s. 704, Koca/Üzülmez Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583)
Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku özel hükümler 13. bası Ankara age 657, Gökçek vd age s.88)
Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa ... yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya işyerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç mal varlığına karşı suçlar adalet 2011 age s.231,Gökcan/Artuç age s.5348)
Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.
Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan ,olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak ... başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.
Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ile katılanın evli oldukları ve çocuklarının bulunmadığı, çocuklarının olmaması sebebiyle aralarında sorun bulunduğu ve sürekli tartıştıkları, sanığın evde şarjda bıraktığı cep telefonuna katılanın baktığı ve eşinin porno sitelerine giriş yaptığını gördüğü, bu yüzden sanığın saat 23.30 sıralarında eve geldiğinde kavga ettikleri, katılan ailesinin evine gitmek istediğinde, sanığın "Sabah gidersin" diyerek göndermediği, sabah olduğunda saat 09.00 sıralarında katılanın ailesinin evine gitmek için eşyalarını hazırladığı sırada katılan ile sanığın evden gidip gitmeme hususunda tartıştıkları, sanığın katılanın kullanımında bulunan cep telefonunu katılanın elinden çekip alarak "Şimdi git nereye gidersen" dediği ve sanık ile katılanı evden gidip gitmeme hususunda tartışmaya devam ettikleri ve gidip gitmeme hususundaki tartışmalarının büyümesi üzerine sanığın katılanı darp etmeye başladığı, sanık tarafından telefonun alınmasına yönelik bir cebir uygulanmadığı ayrıca katılanın sonradan mahkemede sanığın katılanın ziynet eşyasını almak için darp ve cebir uyguladığına ilişkin katılanın soyut iddiasında başka delil olmadığı, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi ve sanığın suça konu cep telefonunu mal edinme veya kullanma amacı bulunmadığı gözetilerek olayda yağma suçunun unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla sanığın yağma suçundan cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/1473 E., 2021/959 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
15.05.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Her ne kadar çoğunluk tarafından yağma suçunun oluşmadığı katılanın ziynet eşyası almak için darp ve cebir uygulanmasına ilişkin delil olmadığı, şüphenin bulunduğu, keza suça konu cep telefonunun da mal edinme veya kullanılma amacının bulunmadığı bu sebeple kararın bozulmasına karar verilmiş ise de, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/641 Esas, 2020/38 karar sayılı kararı ile sanık hakkında Türk Ceza Kanunu 86/1, 86/3-a, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezasına ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesinin 2020/1473 sayılı kararıyla Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı kaldırılarak sanığın Türk Ceza Kanun'un 149/1-d, 168/3, 62. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla,
Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanık ile katılanın evli oldukları ve çocuklarının bulunmadığı, çocuklarının olmaması sebebiyle aralarında sorunlar bulunduğu, olay gecesi sanığın evde şarjda bıraktığı telefonuna katılanın bakması sonrası eşinin porno sitelerine giriş yaptığını gördüğü bu yüzden daha sonra eve gelen eşiyle tartıştığı ve katılanın ailesinin evine gitmek istediği sanığın bunu engellediği, sabah olduğunda katılanın eşyalarını hazırlayıp gitmek istemesi sırasında sanığın kendisinden ziynet eşyalarını istediği ve katılanı yere yatırıp darp etmeye başladığı, katılanın 155 polis imdat hattını cep telefonuyla aramaya çalıştığı sırada zorla onun elinden telefonu aldığı ve olay yerinden ayrılmak üzereyken "seni özgecan gibi yaparım seni sinkaf etsinler" şeklinde beyanda bulunduğu bu sırada müştekinin karakola müracaat etmesi üzerine bilahare sanığın telefonu iade ettiği, katılanın karakola müracaatından önce herhangi bir telefon iadesinin söz konusu olmadığı, kendisinin iade etmiş olması sebebiyle olayda Türk Ceza Kanun'un 168. maddesinin uygulandığı, yağma suçlarında faydalanma kastından bahsedilemeyeceği zilyetliğin el değiştirmesi suçunun oluştuğu buna göre sanığın katılanı döverek telefonu aldığı ... olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu sebeple onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!