5. Hukuk Dairesi 2024/839 E. , 2024/6719 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/9 Esas, 2023/203 Karar
DAVA TARİHİ: 19.02.2019
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen dava ile kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin birleştirilen karşı davada yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın taleple bağlılık gereğince kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı ... ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl ve birleştirilen 2019/161 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; davacıların ... ili, ... ilçesi,... köyü 128 ada 58 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, tapu kaydına orman şerhi işlendiğini, taşınmazın tapuda halen davacı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... İdaresi tarafından açılan birleştirilen karşı davada davacı idare vekili karşı dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi,... köyü 128 ada 58 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosuna göre Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığını beyan ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Devlet Ormanı vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın idari yargının görev alanına girdiğini, taşınmazlar üzerine konulan şerhin ... tarafından konulduğunu, dolayısıyla da davanın idari yargıda açılması gerektiğini, görev açısından davanın reddine karar verilmesini, taşınmazların tapu kayıtlarına ... Orman İşletme Müdürlüğü tarafından taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı beyanı düşüldüğünü, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.12.2012 tarihli ve 2012/3737 Esas, 14278 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine istinaden açılan davalar için ayrıca bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi işbu davalar için de uygulanacak olup davada dava açma süresinin geçtiğini, dava konusu taşınmazın Orman Genel Müdürlüğünce yapılan orman kadastro çalışmaları neticesinde tapu kütüğü sahifesine dava konusu taşınmazların orman sınırları içinde kaldığı şerhi konulduğunu, ... kötüniyetle hareket ederek orman şerhinden dolayı Maliye Hazinesinin tazminat davalarıyla muhatap olmasına yol açtığından herhangi bir tazminata hükmedilecek ise bunun Orman Genel Müdürlüğüne yükletilmesinin gerektiğini, nitekim bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da hüküm altına alındığını, bu nedenle arz ve izah edilen sebeplerle aleyhlerine açılan davanın öncelikle usul yönünden; Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine; yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2019 tarihli ve 2019/34 Esas, 2021/203 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/1241 Esas, 2022/811 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; somut olayda arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin davalı Hazineden tahsiline, davacı adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediğinden davalı birleştirilen dava davacısı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı-birleştirilen dava davalısı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ise taşınmazın değeri belirlenirken, bilirkişi raporunda beklenmeyen giderler, idarecilik giderleri ve değişen masraflar faizi üretim masraflarına dahil edilmek suretiyle az bedele hükmedilmesi, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın konumunun bulunduğu bölge dikkate alındığında sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu ve bölgeden gelen Dairemiz denetiminden geçen dosyalar da gözetildiğinde %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak değerlendirilme yapılması gerekirken % 5 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması doğru görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, Hazine aleyhine açılan asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile belirlenen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle Hazineden alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen karşı davanın kabulüne dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı ... ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; toplam kabul edilen bedelin hatalı hesaplandığını, buna göre de vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, sicilin tutulmasında bir yanlışlık da bulunmadığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, tüm takyidatlardan ari olarak tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı-karşı davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm takyidatlardan ari olarak tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı-karşı davacı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dava konusu taşınmaz tek olup asıl dava ile birleştirilen dava tek bir hukukî nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
1. Davalı- karşı davacı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile gerekçeli kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin esas dava bakımından 14 üncü bendinin, birleştirilen Mahkemenin 2019/161 Esas sayılı dosyası bakımından 12 nci bendinin ve birleştirilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/30 Esas sayılı dosyası bakımından 14 üncü bentlerinin hükümden çıkarılması, gerekçeli kararın hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 180.986,00 TL vekâlet ücretinin davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı-karşı davacı ... ve davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!