WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/9243 E.  ,  2024/3756 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2030 Esas, 2023/988 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.03.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacı vekili Av. ... ile davalı Hazine vekili Av. ... gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Sakarya ili ... ... 118 ada 2 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin 2010 yılında satın aldığını, 15.921,31 m² taşınmazın 7.161,73 m²'lik kısmının Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/47 Esas, 2014/228 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek Hazine adına tescil edildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini beyan ederek belirlenecek tazminatın tapu kaydının iptal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde olmadığını, Hazinenin özel mülkü için kadastro çalışmaları sırasında uygulanmayan tapuya dayalı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava açma yetkisini kullanarak tapuyu iptal ettirdiğini, bu durumun kadastro uygulaması ve tapunun oluşumu içerisinde yer alan kanunun öngördüğü doğal bir süreç olduğunu, bir tarafın Hazine olmasının bu malı kamu malı niteliğine getirmeyeceğini, bu yerin kanun gereği Hazineye kalmış olmasının da bu taşınmazı özel mülk niteliğinden çıkarmayacağını, faize itirazları bulunduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, taşınmaz bedelinin tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda davacının taşınmaz üzerinde hak sahibi olamayacağının görüldüğünü, taşınmazın müteggayyibe eşhastan ve ermeni milletinden metruken Hazine'ye intikal eden ve bu sebeple Hazine adına tapu oluşturulan yerlerden olduğunu, bu nedenle hiçbir şekilde şahıslarca kazanılması ve şahıslara tescil edilmesinin mümkün olmadığını, her nasılsa, tapuya bağlanmış olmasının, bu yerde kişinin hak sahibi olduğu anlamına gelmeyeceğini, bilirkişi raporunun hatalı olup, gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın mütegayyip eşhastan metruken Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğu gerekçesiyle Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/47 Esas, 2014/228 Karar sayılı dosyası ile eski tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptal tescil davasında davanın kabulüne karar verildiği ve dava konusu taşınmazın 7.161,73 m²'lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği bu kararın temyiz edilmesi üzerine onanarak 01.02.2017 tarihinde kesinleşmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kadastro öncesi sebebe dayanılarak açılan dava sonunda tarım arazisi olup özel mülkiyete konu olabilecek nitelikteki taşınmazın 1331 sayılı Emval-i Metruke Kanunları'na (1331 sayılı Kanun) göre Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle mülkiyetin kaybedildiği ileri sürülerek açılan tazminat davasında 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olduğundan İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, davanın reddi yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin tapu siciline güvenerek malik olduğuna, davacının kazanımının korunmamasının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fırkası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu Sakarya ili, ..., ..., 118 ada 2 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 06.04.2005 tarihinde yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında zilyetlikten davacı murisi ... adına tespit ve tescil edildiği, davacı ...’ya bir kısım hissenin intikal yolu ile 25.12.2008 tarihinde intikal yolu ile geçtiği, davacının diğer hisseleri de satın almak suretiyle tam hisse ile 16.06.2010 tarihinde malik olduğu, Hazine vekili tarafından dava konusu taşınmazların mütegayyip eşhastan metruken Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğu gerekçesiyle Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/47 Esas, 2014/228 Karar sayılı dosyası ile eski tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptal tescil davasında davanın kabulüne karar verildiği ve dava konusu taşınmazın 7.161,73 m²'lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine onanarak 01.02.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 06.01.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kadastro öncesi sebebe dayanılarak açılan dava sonunda dava konusu taşınmazın 1331 sayılı Emval-i Metruke Kanunları'na göre Hazineye intikal eden yerlerden olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle mülkiyetin kaybedildiği ileri sürülerek açılan tazminat davasında dava konusu taşınmazın tapu kaydının idarece sonradan oluşturulan başka bir tahdit ya da kadastro komisyonunun işlemi ile ortadan kaldırılmadığı, tapu kaydının; yasama, yürütme ve yargı erkinin birbirinden ayrı ve bağımsız olması ilkesinin doğal sonucu olarak yürütülen yargısal bir faaliyet neticesi iptal edildiği gözetildiğinde, davacı tarafın mülkiyet hakkını kaybettiğinden bahisle açtığı tazminat davasında 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından, davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye ödenmesine,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.