WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/9217 E.  ,  2024/2353 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/109 Esas, 2023/46 Karar
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyü ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; açılmış olan davaya bakmakta yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen taşınmazın iadesi istemi açısından kesin hüküm oluştuğunu, davacı tarafın tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını bu nedenlerden dolayı açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.01.2016 tarihli ve 2015/109 Esas 2016/31 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile belirlenen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 28.01.2016 tarihli ve 2015/109 Esas, 2016/31 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden nispi peşin harç ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamakta olup, davalı taraf harçtan muaf olsa dahi nispi peşin harcın alınması gerekir. Ne var ki; davacı dava dilekçesinde belirtilen dava değeri (80.000,00 TL) üzerinden peşin nispi harcı ödememiştir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nispi peşin harç alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuştur.Bu durumda mahkemece; yürürlükteki Harçlar Tarifesi uyarınca dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nispi peşin harcı ödemesi konusunda davacı vekiline usulünce süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.01.2021 tarihli, 2020/140 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile belirlenen bedele dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 28.01.2021 tarihli, 2020/140 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; değerlendirme ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/281 Esas, 2008/44 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihi olan 27.03.2009 tarihi itibarıyla yapıldığından, dava konusu taşınmazın değerinin tespit edilmesinde münavebeye esas alınan ürünlerin 2009 yılındaki dekara üretim masrafları ve kilogram satış fiyatlarına ilişkin belgeler ilgili kuruluşlardan getirtilerek resmi veriler üzerinden taşınmazın değerinin hesaplanması gerekirken, bu husus yerine getirtilmeden denetimine imkan vermeyecek şekilde düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak değerinin tespit edilmesinin düşünülmemesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 02.02.2023 tarihli ve 2022/109 Esas, 2023/46 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile belirlenen bedele dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece Yargıtay bozma kararlarından sonra, tekrar önceki gibi karar verildiğini, bu bağlamda önceki temyiz nedenlerini tekrar ederek, kıymet takdirine esas alınan verilerin üst dilimden alındığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın 13.08.1992 yılında yapılan tapulama sırasında 21.100 m² yüzölçümü ve tarla niteliği ile dava dışı kişi adına tespit ve tescil edildiği 19.07.2001 tarihinde davacı tarafından satın alındığı; Hazine tarafından açılan dava sonucu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/281 Esas, 2008/44 Karar sayılı kararıyla taşınmazın tamamının evveliyatı ve eylemli durumu itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptaline ve taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği; verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 27.03.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 06.04.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,

28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.