WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/9152 E.  ,  2024/1696 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/560 Esas, 2023/560 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/372 Esas, 2021/642 Karar

Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, Arifiye ilçesi, ... Mahallesi 615 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydına orman şerhi konulduğunu, bu durumun davacının mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını kısmi dava olarak açamayacağını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazların tapu kaydına orman şerhi konulması hususunda orman idaresinin yetkili ve sorumlu olup, şerhin süresi içerisinde konulup konulmamasının sorumluluğunun Hazineye yüklenemeyeceğini, her ne kadar açılan davanın reddi gerekmekte ise de mahkeme aksi kanaate ise davacının tapusunun iptalinde kamu yararının bulunması, taşınmazların özel mülkiyete konu edilebilecek bir alanda yer almaması ve davacının taşınmazları uzun süreden beri kullandığı da değerlendirilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) ilgili maddeleri gereğince hakkaniyete uygun bir indirim yapılarak tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın emsal taşınmazdan birçok yönden üstün vasıflara sahip olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede yer alan emlak m² birim fiyatlarının bilirkişi heyetince tespit edilen m² birim fiyatlarından daha yüksek olduğu hususları karşısında, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davaya konu taşınmazın gerçek bedelinden daha düşük bir bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... Hazinesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hazinenin tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan sorumluluğuna ilişkin açılan davalarda hangi zaman aşımının uygulanacağına dair kanunda açık bir hüküm bulunmadığını ancak öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere 6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesindeki zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, bu kanunda ön görülen zamanaşımı süresinin ise zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği açılan davalarda öncelikle taşınmazın niteliğinin tespitinin gerektiğini, gerçek zarar neyse tazminatın o miktarda olması gerektiğini, davaya konu taşınmazın ormanlık arazi olup tarıma elverişli bulunmadığını, tarıma elverişli araziler yönünden yapılan hesaplamanın davaya konu taşınmaz bakımından uygulanamayacağını, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini, Maliye Hazinesi'nin harçtan muaf olduğunu ancak hükmün 3 nolu bendinde başvuru ve keşif harcı ile sorumlu tutulduklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmaz halen davacı adına tapuya kayıtlı olduğundan davada zamanaşımının söz konusu olmadığı, Ormanların kullanım hakkı Orman Yönetimine kuru mülkiyeti ise Hazineye ait olup Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu nazara alındığında tapu maliği tarafından 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davasında Hazine'nin sorumluluğuna gidilmiş olasında isabetsizlik bulunmadığı ayrıca Maliye Hazinesinden tahsiline karar verilen keşif harcı yargılama gideri kapsamında olduğundan davalının harç ile sorumlu tutulmadığı, taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planında bulunması, etrafının meskun mahal olması ve belediye hizmetlerinden faydalanması gözetilerek arsa niteliğinde olduğunun benimsenmesi ve bedelinin emsal taşınmazlara göre belirlenmesinin yerinde olduğu, emsal taşınmazdan faydalanmak yoluyla taşınmazın özellikleri de dikkate alınarak taşınmazın 2019 tarihinde m² bedelinin 649,02 TL olarak tespitinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği böylelikle İlk Derece Mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... mirasçıları ... vd. ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; davacılar murisi adına kayıtlı dava konusu taşınmazların davacılar murisi tarafından 02.08.1994 tarihinde satın alındığı, tapu kaydına 05.07.1995 tarihinde 3858 yevmiye numaralı işlem ile "Orman sınırları içerisine alındığından, satılamaz. (Orman İşletme Müdürlüğü'nün 14/06/1995 tarih-954 sayılı yazısı)" şeklinde, 22.03.1996 tarihli ve 1313 yevmiye numaralı işlem ile "Satılamaz" şeklinde ve 28.08.2002 tarihli ve 6464 yevmiye numaralı işlem ile " Devlet Ormanıdır. Alınıp, Satılamaz, Devir ve Temlik (İpotek) Ettirilemez." şeklinde şerhler işlendiği eldeki davanın 21.11.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. .

3. Arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak, değer biçilmesinde ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline, tapularının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ... mirasçıları ... vd. ve davalı Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.