5. Hukuk Dairesi 2023/9151 E. , 2024/2086 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2004 Esas, 2023/1008 Karar
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisi ...'ün Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazı ... Tapu Müdürlüğünün 04.09.1974 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile satın aldığını, söz konusu satış sonrasında muris ... adına tapu senedi tanzim edildiğini, ancak satış işleminin tapu siciline tescil edilmediğini, bu kapsamda tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin 1974 yılında yapıldığını veya yapılmadığını, bu sebeple tazminat sorumluluğu yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafın intikal işlemleri sırasında bu durumu öğrendikleri savunmasının yerinde olmadığını, zira dava konusu taşınmaza ilişkin 1974-2000 yılları arasında vergi ödemesi yapılamadığında taşınmazın bir başkası adına kayıtlı olduğunu bilebileceğini, öncelikle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın işlemi gerçekleştirmeyen Tapu Müdürlüğüne karşı açılması yerine Hazineye karşı açılmasının hatalı olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... Tapu Müdürlüğünün 04.09.1974 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile müvekkillerinin murisi ... tarafından satın alındığını, söz konusu satış sonrasında muris ... adına tapu senedi tanzim edildiğini, muris ...’ün vefatı sonrasında üzerine kayıtlı olan ... ve 5885 parsel sayılı taşınmazların intikal işlemlerini ikmal etmek amacıyla mirasçıları olan müvekkillerinin ... Tapu Müdürlüğüne müracaat ettiklerini, ... parsel sayılı taşınmazın murisleri ... adına kayıtlı olmadığını, ancak 5885 parsel sayılı taşınmazın murisleri adına kayıtlı olduğunu öğrendiklerini, ... parsel sayılı taşınmazın murisleri adına kayıtlı olmama sebebini görevli memurlara sorduklarında ... Tapu Müdürlüğünün 04.09.1974 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış senedi ile murislerine satıldığını ve tapu kaydı düzenlendiğini ancak tescil işleminin yapılmadığını, ... parsel sayılı taşınmazın 1980 yılında bu kez başka bir kişiye satıldığını ve onun adına tescil yapıldığını 10.07.2020 tarihinde öğrendiklerini, bunun üzerine 03.02.2022 tarihinde bu davayı açtıklarını ancak on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa müvekkillerinin ... parsel sayılı taşınmazın murisleri adına tescil edilmediği hususunu 10.07.2020 tarihinde öğrendiklerini, bu tarihe kadar gerek müvekkilleri gerekse müvekkillerinin murisince ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı gözetildiğinde müvekkillerinin dava konusu işlemden 10.07.2020 tarihinde haberdar olduklarının açık olduğunu, dolayısıyla davanın açıldığı tarih olan 03.02.2022 tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisi adına 04.09.1974 tarihli ve ... yevmiye numaralı tapu senedi düzenlendiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde 09.08.1969 tarihinde ... Belediye Başkanlığı tüzel kişiliği adına tescil edildiği ve daha sonra 22.05.1975 tarihinde ... oğlu ...'a satış yoluyla devredildiği ve 18.06.1980 tarihinde ise ... oğlu ... adına satış yolu ile devrinin yapıldığı ve halen güncel tapu kaydında taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, somut olayda davacıların yolsuz olduğunu iddia ettikleri tescil işleminin 18.06.1980 tarihli tescil işlemi olduğu, bu tarih itibarıyla zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel hale geldiği, davanın 03.02.2022 tarihinde açıldığı, öte yandan davalı Hazine vekiline dava dilekçesinin 16.02.2022 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra 02.03.2022 tarihinde (esasa cevap süresi içinde) açıkça zamanaşımı definde bulunulduğu, buna göre davanın açıldığı tarih itibarıyla on yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine ilişkin kararının usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 125 inci maddesi.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
6. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kusursuz sorumluluk hallerinden birisi olan ve 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında 6098 sayılı Kanun'un 125 inci maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması esastır.
3. Dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki son işlemin 18.06.1980 tarihinde dava dışı ... oğlu ... adına satış suretiyle tescil işlemine ilişkin olduğu, eldeki davanın ise 03.02.2022 tarihinde açıldığı, böylece dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı Hazine vekilinin de süresinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı definde bulunduğu gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!