5. Hukuk Dairesi 2023/8154 E. , 2024/2336 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/232 Esas, 2021/323 Karar
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... oğlu ...'in kök tapu kaydının dava konusu ... ... parsele ifraz gören 94.380,00 m² yüzölçümündeki taşınmazdan 09.09.1977 tarih 181 cilt 36 sahife ve 8 sıra nolu tapu kaydı ile 1/2 hisseye tekabül eden 47190,00 m²lik taşınmaz ile yine ... ... parsele ifraz gören kök tapu kaydının 98.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 44000/98000 hisseye tekabül eden 44000,00 m²lik taşınmaz olmak üzere dava konusu parselden toplam 91190,00 m² taşınmazı satın aldığını, dava konusu taşınmazın 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında makilik niteliği ile ... adına tespit edildiğini, davacıların dayandığı tapu kayıtları ve diğer tapu sahiplerini de kapsamı içerisine alan ... ... parselin tespitine Antalya Kadastro Mahkemesine itiraz ettiklerini, Antalya Kadastro Mahkemesinin 25.04.2005 tarihli ve 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı ilamı ile davanın reddedildiğini, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiğini, davacıların murisi hak sahibinin üçüncü şahıs olduğunu ve iyi niyetli olarak tapudan, tapu siciline güvenerek taşınmazı satın aldığını, Tapu Kadastro Müdürlüğü tarafından tapusu kendisine verilmiş olmasına rağmen aradan uzun bir zaman geçtikten sonra tapusunun yok sayıldığını, mahkeme kararı ile de netlik kazandığı şekli ile dayanak tapu kayıtlarının yolsuz tescil olarak oluşturulduğunu, bu yolsuz tescile güvenerek yer satın alan davacıların ve murislerinin zarara uğradığını bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca değerlerinin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu ettiği ... ... parselin 91.190,00 m² lik kısmının parselin hangi bölümü olduğunun ölçekli olarak belirtilmediğini, ... ... parselin 9329050,00 m² ise bu bütün tapunun hangi kısmının dava konusu edildiğinin ölçeklendirilerek belirtilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde dava değerinin eksik, düşük gösterildiğini, davalı idarenin mülkiyet ediniminin yasal mahkeme kararına dayandığını, tazminat talepleri yönünden istemlerinin zamanaşımına uğramış olması halinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu edilen parselin son imar parseli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, revizyon görüp yeni imar parsellerine dönüşmüş ise son imar parseline dava açılması gerektiğini, davacı tarafın aktif taraf ehliyetinin olup olmadığının öncelikle irdelenmesi gerektiğini, bu açıdan davacının aktif taraf ehliyeti bulunduğuna dair belgelerin dosyaya sunulmasını, celbine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu edilen yere ilişkin emsal satışların sorularak rayiç değerin belirlenmesi gerektiğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 23.02.2016 tarihli ve 2014/146 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 23.02.2016 tarihli ve 2014/146 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesinde yazılı 10 yıllık genel zamanaşımı süresi alacağın muaccel (istenebilir) hale geldiği gün işlemeye başlar ve 10 yıl sonra aynı gün dolar. Somut olayda davacının mülkiyet hakkını mahkeme kararıyla kaybettiği 01.07.2008 tarihi itibarıyla zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel (istenebilir) hale geldiği gözetildiğinde, genel zamanaşımı süresinin 01.07.2018 tarihinde dolacağı, davanın açıldığı 25.03.2014 tarihi itibarıyla 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı kuşkusuzdur. Bu itibarla, mahkemece; tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterecekleri deliller toplanıp, işin esasına girilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Tapu Sicil Müdürlüğünün yapmış olduğu ya da Yüksek Yargıtay'ın kabulü ile tapu kaydının dayanağı izaleyi şuyu davasında yüzölçümün 1.838.000 m²den 22.201.202 m² çıkartılarak tescilin yolsuz yapılmasının bedelinin davacılara ödetilmesinde hukuk mantığı bulunmadığını, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, birleştirilen dosya yönünden açıkça hüküm kurulmamasının usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri
2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Antalya ili, ... köyünde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak, 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarih ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada, taşınmazın ... ve ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarih ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tâbi tutulduğu, maliklerin talebi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün 19.07.1968 tarih ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli ... İmar Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacılar murislerinin bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği; ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davacıya ait tapu hiçbir parsele revizyon görmeyerek kayıt kapsamındaki alanın ... parsel olarak makilik vasfı ile Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili Antalya Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale-i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı, 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber öncesinin Devlet Ormanı olması nedeniyle tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra 25.03.2014 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Reddedilen davada davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!