WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/8152 E.  ,  2024/2426 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/79 Esas, 2023/174 Karar
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkile ait İstanbul ili, ... (...) ilçesi, ..., ... mevkiindeki; 13, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 124, 125, 126, 127, 128, 131, 150, 151, 153, 154, 155, 157, 158, 161, 162, 174, 175, 176, 177, 178, 180, 181, 182, 201, 202, 203, 204, 848, 849, 850, 851, 852, 853, 854, 855, 856, 857, 866, 867, 868, 869, 870, 872, 873, 874, 877, 878, 879, 880, 881, 882, 883, 886, 887, 888, 945, 947, 950, 952, 954, 956, 959, 961, 963, 965, 967, 969, 971, 973, 975, 977, 979, 982, 987, 991, 992, 994, 996, 998, 1002, 1004, 1008, 1010, 1012, 1014, 1016, 1018, 1020, 1022, 1024, 1028 ve 1030 parsel numaralı taşınmazların Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/6 Esas, 2004/20 Karar sayılı ve 15.07.2005 kesinleşme tarihli kararıyla, orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, dava konusu parselleri 05.11.1973’te satın alındığını, dava konusu taşınmazların satın alındığı tarihte tapu kaydı üzerinde bu yerlerin orman olduğunu gösterir hiçbir şerhin mevcut olmadığını, tapu sicilinin güvenilirliğine dayanılarak iyi niyetle bu yerlerin satın alındığını, davacı şirketin malvarlığını oluşturan dava konusu taşınmazların tapu kayıtları üzerinde bu yerin orman olduğunu gösterir şerh bulunmazken, bilahare bu yerlerin orman olduğu iddiası ile hiçbir bedel ödenmeksizin tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı idareden tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci madde şartlarının oluşmadığını, müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.01.2015 tarihli ve 2012/4 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararı ile davanın Orman Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 20.01.2015 tarihli ve 2012/4 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de tapu kütüğünün gerçek kişi davacı adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararlarının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Davacıların zararı, Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/6 Esas, 2004/20 Karar sayılı kararının kesinleştiği 15.07.2005 tarihinde oluşmuş olup, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması ve bu tarih itibari ile taşınmazların arsa yada arazi olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki; hükme dayanak yapılan bilirkişilerce düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazlardan imar planı içinde kalanların dava tarihi itibari ile metrekare değerinin aynı Mahkemenin başka bir dosyasında alınan rapor ve dava konusu taşınmazın özellikleri dikkate alınarak metrekaresinin dava tarihi itibari ile 150,00 TL olacağı, imar planı dışında kalanların ise metrekarelerinin 45-90 TL arasında değişen miktarlarda olacağı belirtilmiş, somut emsal ya da gelir metodu kullanılmak sureti ile değerleri belirlenmemiş, mahkemece de bu rapor hükme esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde davaya konu taşınmazın niteliğinin ve değerinin yönetimine uygun tespit edildiği söylenemez. Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazların tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihte arsa vasfında olup olmadığı yeniden araştırılmalı, taşınmazların arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihteki gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.02.2022 tarihli ve 2020/3 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 15.02.2022 tarihli ve 2020/3 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; kapatılan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/7611 Esas, 2018/1856 Karar sayılı ve 15.03.2018 tarihli ilâmı ile dava konusu taşınmazlara mülkiyetin kaybedildiği tarih itibarıyla değer biçilmesi gerektiği şeklinde bozma yapıldığı, bu hususun davalı Hazine vekili lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden bozma sonrasında hükme esas alınan raporda usuli kazanılmış hak zedelenerek taşınmazlara dava tarihi itibarıyla değer biçilerek fazla bedele hükmedilmesi, dava konusu taşınmazlardan 1008 parsel sayılı taşınmaza mükerrer hesaplama yapılmış olması, dava konusu 1018 parsel sayılı taşınmaz için hesaplama yapılmamış olması, kabule göre de bozma öncesi verilen ilk kararın davalı tarafça temyiz edilmediği ve bu nedenle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin bozma öncesi ilk karar ile tespit edilenden fazla bedele hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, kararın kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığını, zamanaşımı definin kabulü gerektiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 rarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazların 1968 yılında tapulama ile tescil edildikleri, davacı şirketin eski ticaret ünvanı olan "Hayfavi A.Ş." adı ile bu taşınmazlara 05.11.1973 tarihinde satın alma yolu ile malik olduğu, daha sonra bu taşınmazların ifraz ve tevhidler görerek dava konusu parsel numaralarını aldığı, Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/6 Esas, 2004/20 Karar sayılı kararıyla taşınmazların orman olduğu gerekçesi ile tapusunun iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, ilgili kararın temyiz incelemesinden geçerek 15.07.2005 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 30.01.2012 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3. Dava konusu taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin tespiti ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen ve bozma ilamına uyularak verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.