5. Hukuk Dairesi 2023/7995 E. , 2024/1528 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/857 Esas, 2023/1113 Karar
KARAR : Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/204 Esas, 2022/596 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı karşılığı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin dava değerinin her bir davalının payı yönünden karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olarak belirlenen 8.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 04.05.2023 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden temyiz incelemesine konu edilen kararın miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda, temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ek kararının hatalı olduğu anlaşılmakla, kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, ... Mahallesi 529 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma konusu irtifak hakkı karşılığı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Recep Çalık cevap dilekçesinde özetle; davacının belirlediği kamulaştırma bedelini kabul etmediklerini, taşınmaz değerinin daha yüksek olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyerek, taşınmazın gerçek değerinin verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma konusu irtifak hakkı karşılığı ve pilon yeri bedelinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine hüküm altına alınan vekâlet ücretinin toplam kamulaştırma bedelini geçemeyeceğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’un 15 inci maddesiyle eklenen 426/A maddesinin gerekçesinde “İstinaf yoluna başvuran taraf açısından bu sınır, davada ileri sürdüğü istemin kabul edilmeyen bölümüne göre belirlenecektir.” ifadesine yer verilmiştir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 6100 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması sebebiyle bu madde hükmü gerekçesiyle birlikte aynen benimsenerek anılan Kanun’un 341 inci maddesine aktarıldığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında uyuşmazlığın esasını malvarlığının değerinin ne olduğunun yargı kararıyla ortaya çıkarılması, başka bir ifadeyle taşınmazın değerinin mahkeme tarafından belirlenmesinin oluşturduğunu, 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararında “kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında kararın taşınmaz maliki bakımından kesinlik sınırının, başka bir deyişle istinaf edilebilir olup olmadığının belirlenmesinde mahkeme tarafından lehine hükmedilen miktarın bir öneminin bulunmadığı” ve “uyuşmazlığın niteliği gereği taşınmaz malikinin istinaf talebinin temel dayanağını mahkeme tarafından kamulaştırma bedeli olarak belirlenen bu miktarın hatalı olduğu, taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı iddiasının oluşturduğu” ve bu durumun taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının ihlaline yol açacağı açıkça belirtilmiştir. bu itibarla, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararının “12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE” ilişkin kararı sadece davalı taşınmaz malikleri yönünden geçerli olduğunu, 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kamulaştırma davalarında paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını, istinaf incelemesine konu edilen dava değeri her bir davalının payı yönünden karar tarihi itibarıyla 6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında kesinlik sınırı olarak belirlenen 8.000,00 TL'nin altında olduğundan 6100 Kanun'un 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda davacı idare vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçelerinde kararın kesin olmadığını beyan etmek suretiyle istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma konusu irtifak hakkı karşılığı ile pilon yeri bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak davacı idarenin istinaf dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; istinaf incelemesine konu edilen kararın miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın istinafı olanaklı bulunduğundan, işin esasına girilerek istinaf incelemesi yapılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin yanılgılı değerlendirme neticesi miktardan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının şimdilik sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!