5. Hukuk Dairesi 2023/7984 E. , 2024/2468 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2236 Esas, 2023/486 Karar
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) mülga 17 nci maddesi uyarınca tescil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilli tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1005 ada 17 parsel sayılı taşınmazın Belediye Encümeninin 22.11.2000 tarihli 3953 sayılı kararı ile park ve ... alan olarak kamulaştırılmasına karar verildiğini, Kıymet Takdir Komisyonunca 1005 ada 14, 17 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar için toplam kamulaştırma bedelinin 60.232.859.000 TL olarak belirlendiğini ve dava konusu 1005 ada 17 parselin kamulaştırma bedeli olan 5.230.000.000 TL’nin parsel malikleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve Kiracı adına ..., Belediye/ Adana Şubesine 08.01.2001 tarih ve ... nolu makbuz ile bloke edildiğini, ancak bu bedel tapu maliklerine ödenmediğinden 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasının ardından TMSF'ye devredildiğini, parsel maliklerinin adresleri tespit edilmediğinden Basın ilan kurumu aracılığı ile 28.11.2000 tarihinde Bölge gazetesinde ilan edilmek sureti ile ilanen tebligat yapıldığını, kamulaştırma işleminin tamamlandığını, ancak bugüne kadar taşınmazın rızaen ferağı gerçekleşmediğinden tapu tescilinin sağlanamadığını, dava konusu taşınmazın davacı idare adına bedelsiz tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ve davasının 2942 sayılı Kanun'un mülga 17 nci maddesindeki tescil davası olması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının talep ve davasının 2942 sayılı Kanun’un 4650 sayılı Kanun ile değişik hükümleri uyarınca açılmış kamulaştırma bedelinin tespiti (bedelsiz) tescili davası olarak kabul edilmesi halinde özellikle 8 inci maddesindeki koşullar yerine getirilmediğinden esasa girilmeden reddini, bu kabul görmediği takdirde kamulaştırma bedelinin tespit edilerek müvekkillerine ödenmesini ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, davacı idarenin kamulaştırma işlemleri sırasında yapmış olduğu tebligat işlemlerinin yasal olmadığını ve geçerli kabul edilemeyeceğini, davacı ... zamanında tapu müdürlüğünden gerekli araştırma yapmış olsa idi davalıların kendilerine ya da 2000 yılında yaşayan murislerine ulaşıp sağlıklı şekilde tebligat işlemlerinin sağlanabileceğini, kamulaştırma tebligatları yapıldığı sırada tapu maliklerinin bir kısmının ölmüş olduğu düşünüldüğünde bu tebligatın geçersizliğinin ortaya çıktığını, davacı kurumun tapu maliklerinin gaip ve bilinmeyen kişiler olduğunu düşünerek kayyım tayini yaptırmadan kamulaştırma işlemi yapması sebebiyle tebliğin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; gerek müvekkilinin gerekse müvekkilinin murisinin davaya konu kamulaştırmadan ve kamulaştırma bedelinden hiçbir zaman haberlerinin olmadığını, mirasçı olarak müvekkiline herhangi bir tebligat yapılmadığını, müvekkilinin bu davadan da diğer akrabalarının haber vermesi üzerine tesadüfen haberdar olduğunu, davaya konu olan kamulaştırma ve tebligat işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığını, kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerine ödenmediğini, en önemlisi de kamulaştırma nedeni ile davaya konu taşınmazlara davacı tarafından el koyma yapılmadığını, dolayısıyla kamulaştırma amacının da yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3. Davalı ..., ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; yasada belirtilen zorunlu kamulaştırma işlemlerinin doğru ve usulüne uygun olarak, yasal süreler içinde gerçekleştirilmediğini, davanın haksız ve kötü niyete dayalı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kamulaştırma işlemlerinin yürütüldüğü tarihteki yasal mevzuata göre müvekkili idarenin üzerine düşen tüm yasal sorumlulukları yerine getirdiğini, yapılan ilanen tebliğin usulüne uygun olduğunu, ilanda dava konusu taşınmazın kamulaştırıldığının açıkça belirtildiği de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen taşınmazın belediye encümeninin 13.12.2000 tarihli kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiği, taşınmaza kıymet takdir komisyonu tarafından 5.230.000.000 TL bedel biçildiğinin sabit olduğu, ancak belirlenen bedel, o zamanki mülk sahiplerine usulünce tebliğ edilmemiş, bankaya yatırılan paradan da mülk sahipleri usulünce haberdar edilmemiş olup, yapılan gazete ilanının da, sadece kıymet takdir komisyonunun taşınmazın değerini belirlemek için taşınmaz başında olacağına ilişkin olduğu, ayrıca alınan kamulaştırma kararına karşı gidilecek kanun yolu ve tezyidi bedel için dava açılıp açılmayacağı hususu taşınmazın sahiplerine kanuna uygun şekilde tebliğ edilmediği, paranın bankaya yatırılmış olmasının taşınmazın kamulaştırma işleminin usulünce yapıldığı anlamına gelmediği, kaldı ki mülk sahipleri kamulaştırmadan haberdar olmadıkları için dava açamadıkları gibi bankaya bloke edilen parayı da alamadıklarını, usulüne uygun kamulaştırma işlemi olmadığından davacı tarafın tescil isteminin kabul edilmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olduğundan davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenleri tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2942 sayılı Kanun’un mülga 17 nci maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un "Tapulu taşınmaz mallarda tescil” kenar başlıklı (mülga 24.04.2001 - 4650/21 md.) 17 nci maddesi şöyledir;
“Tebliğ edilen kamulaştırma işlemine karşı idari ve adli yargıya başvurulmadığı veya bu konuda açılan davaların kesin olarak sonuçlandığı ancak taşınmaz mal sahibinin ferağ vermediği hallerde, takdir edilen ve artırılan bedelin tamamı milli bankalardan birine yatırılarak makbuzu ilgili belge örnekleriyle birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme iki tarafı derhal davet ederek, gelmemeleri halinde gıyaplarında, belgeleri inceleyerek, kamulaştırma usulüne uygun şekilde tamamlanmış ise, taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verir ve tapu dairesine bildirir.
Kamulaştırması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti itibarıyla sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde sicil kaydının terkinine karar verilir.
Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, ilgili tapu dairesi durumu vergi dairesine bildirir.
Bu Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.”
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!