5. Hukuk Dairesi 2023/7844 E. , 2024/2452 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1764 Esas, 2022/1333 Karar
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ... adına kayıtlı iken askeri güvenlik sahası içerisinde kalması nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı tarafından el konulduğu gerekçesiyle İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/638 Esas, 1963/326 Karar sayılı kararı ile davalı Hazine adına tesciline karar verildiğini, iki yıllık hak düşürücü süre de geçtiği için müvekkillerin murislerine herhangi bir bedel de ödenmediğini, müvekkilleri veya murislerinin dava dosyasında taraf olarak gösterilmediğini ve bu nedenle davanın kesinleşmediğini, dava dosyasında keşif ve tespit yapılmadığını, el konulan taşınmaz üzerine kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacına uygun olarak tesisler veya inşaatların yapılmadığını, taşınmaza kamulaştırma işlemine dayanmaksızın idare tarafından el konulduğunu, üzerinde hiçbir tesis mevcut olmadığını ve etrafının tel ile çevrilmesinin hizmet icaplarından doğan bir zorunluluğa dayanmadığını, tel örgünün 1956 yılından çok sonra çekildiğini, bu nedenle 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) kapsamında bulunmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan 1/3 hissesinin iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 19.12.1963 tarihinde tesis kadastrosu nedeniyle Hazine adına tescil edildiğini, söz konusu davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 57 yıl sonra davacılar tarafından tapu iptali ve tescili nedeniyle dava açılmasının hukuki dayanağı olmadığını, kadastro tespiti ve tapu işlemlerinin hukuka uygun olarak yapıldığını, yolsuz tescilin söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların zilyetliğinin mevcut olmadığını, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/638 Esas, 1963/326 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun gereğince Hazine adına tescil kararı verildiğini, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak 02.12.1961 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında müvekkilleri murisi adına 1/3 oranında payın tespit edildiğini, ancak daha sonra 19.12.1963 tarihinde yeniden bir tescil yapıldığını, ikinci kez yapılan bu tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, her ne kadar 19.12.1963 tarihli tescil işlemi 221 sayılı Kanun’a istinaden yapılmış ise de 221 sayılı Kanun’a göre tescil şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmediğini, 221 sayılı Kanun’a göre tescile karar verilebilmesi için taşınmazın üzerinde kamu hizmetinin görülebileceği şekilde tesis ve inşaat yapılması gerektiğini, fiilen tahsis hususunun hiç araştırılmadığını, 221 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 04.08.2022 tarihli, 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edildiğini, bu kararın 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığını, iptal kararının yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiğini, böylece 04.05.2023 tarihi itibarıyla 221 sayılı Kanun’un ortadan kalktığını, sonuçta müvekkillerine kamulaştırma bedeli ödenmeksizin mülkiyet haklarının ellerinden alındığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü ve devamı maddelerinde dava şartlarının düzenlendiğini, aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasında diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun belirtildiğini, dava şartlarının davanın her aşamasında resen dikkate alındığını, hak düşürücü sürenin özel kanun olan 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlendiğini, bu düzenleme uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra artık kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağını, somut olayda dava konusu ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği tarih olan 19.12.1963 ile dava tarihi olan 23.11.2020 arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiğini, bu durumda tutanağın kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!