5. Hukuk Dairesi 2023/7843 E. , 2024/1675 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2635 Esas, 2023/764 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar ve davalı Hazine vekilleri
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/112 Esas, 2021/185 Karar (Birleştirilen dosya: 2018/220 Esas, 2021/104 Esas, 2021/106 Esas)
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılardan ... , ... ve davalı Hazine vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekilleri asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; davacıların ... ve Hatice kızı ... (...)'in mirasçıları olduğunu, veraset ilamının dosyaya sunulduğunu, ... (...) adına kayıtlı olan Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi 10782 ada 2 parselde kayıtlı olan taşınmazın önce isim benzerliği nedeniyle ... Kızı ...'nin mirasçıları adına intikalen devredildiğini, Tapu Müdürlüğünün açık kusuru ile davacıların zarara uğradığının açık olduğunu bu nedenle uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız davanın öncelikle hak düşürücü süre, zamanaşımı yönünden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yeterli ve detaylı inceleme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davacılar tarafından asıl ve birleştirilen davaların süresi içerisinde açılmadığını, bu nedenle tüm davaların hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacıların kök murislerinin dava konusu taşınmaz ile bir ilgisi ve bağlantılarının bulunmadığını, bu nedenle davacıların dava açma haklarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, dava konusu asıl ve birleştirilen dosyalarda ve 16.07.2021 tarihli ek karara konu davada Maliye Hazine'sinin bir kusurunun bulunmadığını, zarar ve iddia edilen olay arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle tüm davaların reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile asıl dosyada davacı ... için 150.000,00 TL diğer davacılar için ise 1.000,00 TL üzerinden dava açıldığını, 06.09.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için dava talep değerinin 173.546,50 TL'ye diğer davacılar için ise 5.393,50 TL'ye yükseltildiğini, bu anlamda gerekçeli kararda asıl dava için hükmedilen değerlerin yanlış olduğunu, davacı ... için 186.373,85 TL, diğer davacılar içinse 5.792,15 TL hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine bu anlamda asıl dosyada aleyhlerine hükmedilen avukatlık ücretinin de tarifeye uygun olmadığını, ayrıca gerekçeli kararda hükmedilen bedele asıl dava için 24.03.2013 tarihinden itibaren faiz ödenmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, gerekçeli kararda birleştirilen 2018/220 Esas sayılı dosyada davalı olarak Seyhan Tapu Müdürlüğünün gösterildiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber birleştirilen 2018/220 Esas sayılı dosyada davacı ... için 335.604,50 TL, diğer davacı ... için 335.604,50 TL üzerinden dava açıldığını, 16.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... ve ... için dava talep değerinin ayrı ayrı 360.410,05 TL'ye yükseltildiğini, ancak gerekçeli kararda ıslah ile arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerekirken 24.05.2013 tarihinden itibaren faiz ödenmesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karar duruşma tutanağında ve gerekçeli kararda asıl dava ile birleştirilen Adana 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/104 Esas sayılı dosyası hakkında karar verilmediğini, ilgili birleşen dosyaya ait taleplere ilişkin kararın gerekçeli kararda bulunmadığını belirterek, açıklanan nedenlerle mahkemece verilen 24.06.2021 günü ve 16.07.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına, asıl dosyada, birleştirilen dosyalarda ve ek karara konu dosyada davacıların tüm davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine vekili davacıların kök murisinin taşınmazın kayıt maliki olmadığı yönündeki itirazı açısından yapılan değerlendirmede, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/370 Esas, 2017/226 Karar sayılı dosyasında verilen karar ile bu karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu sonucunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 2017/1579 Esas 2018/149 Karar sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde davacıların kök murisi olan ... ve Hatice kızı 1270 doğumlu 15.02.1961 doğumlu ...'in taşınmazın gerçek kayıt maliki olduğu belirlenmiş ve buna göre hüküm tesis edilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 2017/1579 Esas 2018/149 Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmişse de hükmün gerekçesinde taşınmazın kayıt malikinin ... ve Hatice kızı 1270 doğumlu 15.02.1961 doğumlu ... olduğu şeklindeki tespitte herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sadece hakkında dava açılan şirket yönünden davanın usulden reddine karar verildiği, ... yönünden ise usulüne uygun olarak harcı yatırılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu karara yönelik yapılan temyiz başvurusu neticesinde ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 2017/1579 Esas, 2018/149 Karar sayılı kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/1698 Esas, 2019/3766 Karar sayılı ilamı ile onanmak sureti ile 10.09.2019 gününde kesinleştiği gözetilerek istinaf itirazının yerinde olmadığına, Dairenin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporuna göre, davacı ...'nın miras hisse değerinin 173.546,50 TL, davacılar Cabbar Faruk, Feryal Şerife, ..., ..., Nilgün Çarpar, Sühan Erzenci'nin miras hisse değerinin her biri için ayrı ayrı 5.393,50 TL olduğu, davacılar ... ve ...'in ise her biri için hisse değerinin 335.604,50 TL olduğu belirlendiği,Mahkemesince davacılar vekilinin ıslah dilekçesine ve birleştirilen dosya davacıları yönünden ise dava dilekçesindeki talebe uygun şekilde kabul kararı verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından belirlenen değerlerin düşük olduğuna ilişkin olarak herhangi bir istinaf başvurusu yapılmadığı, kaldırma kararından sonra hükme esas alınan 12.11.2020 günlü hesap raporu incelendiğinde taşınmazın değerinin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporuna göre daha yüksek belirlendiği, ilk karara yönelik olarak taşınmazın değerinin daha yüksek olduğu belirtilerek herhangi bir istinaf başvurusunun bulunulmaması hususları dikkate alındığında artık davalı ... lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan, mahkemece asıl dava ve birleşen dava tarihleri dikkate alınarak faiz işletilmesi gerekirken hatalı şekilde zarar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi asıl ve birleştirilen davalar yönünden de ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği dikkate alınarak tüm bu hususlar yönünden hüküm kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar ... ve ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kazanılmış hak nedeniyle bir kısım alacağın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Hazinece kazanılmış hakka dair istinaf yokken bu hususun dikkate alınmasının mümkün olmadığını, faizin zarar tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar murisinin tapu kaydıyla ilgisi olmadığından hak sahibi olmadıklarını, davanın tüm mirasçılar tarafından açılması gerektiğini, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından; dava konusu Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi 10782 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 1004 ada 46 parselin kadastro tespiti ile ... kızı ... ile ... adına tescil edildiği, imar uygulaması sonucunda 10782 ada 8 parsel numarası ile 25.01.2007 tarihinde ... kızı ... adına tescil edildiği, 24.05.2013 tarihli ve 17162 yevmiye numarası ile kişi kimlik bilgilerinin düzeltilmesi ile ... kızı ... adına tescil edildiği ve taşınmazın mirasçılara intikali sonrasında 04.06.2013 tarihinde üçüncü kişiye satıldığı anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmaza, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılar ... vd'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!