WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/7695 E.  ,  2024/2124 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/48 Esas, 2023/350 Karar
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada 3 parsel (eski ... ada 1 parsel) sayılı taşınmaza yol yapılarak kamulaştırmasız olarak el atıldığını belirterek taşınmaz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın imar planında kısmen park kısmen yaya yolunda kaldığını, taşınmaza kamulaştırmasız el atılmadığını, talep edilen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.11.2013 tarihli ve 2013/125 Esas, 2013/592 Karar sayılı kararı ile davanın ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 18.11.2013 tarihli ve 2013/125 Esas, 2013/592 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın imar planında kısmen park alanı, kısmen de ilçe belediyesi sorumluluğundaki ana arter niteliğinde olmayan yol olarak ayrıldığı, toplam 342,24 m² olan taşınmazın zeminde (A) harfi ile gösterilen 91,15 m²sine asfalt yol, (B) harfi ile gösterilen 26,15 m²sine yaya kaldırımı ve (D) harfi ile gösterilen 69,32 m²sine asfalt yol yapılmak suretiyle toplam 186,62 m²sine davalı ... tarafından fiilen el atıldığı, buna göre fiilen el atılmayan ve krokide (C) harfi ile gösterilen 155,62 m²lik kısmın aynı belediyenin sorumluluk alanında bulunan imar planında park alanında kaldığı, fiilen el atılan kısımlarla proje bütünlüğü bulunduğu gözetilerek, dava konusu taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen kısmının da bedeline hükmedilmesi gerekirken sadece fiilen el atılan kısmın bedeline hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla imar parseli olduğu, bilirkişi kurulunca somut emsal alınan ... Mahallesi ... ada 27 parsel sayılı taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla kadastro parseli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaz ile benzer özellikler taşımayan ve emsal olacak nitelikte bulunmayan ... ada 27 parselin satışının somut emsal alınarak dava konusu taşınmazın belirlenen m² değerine % 32,90 oranında düzenleme ortaklık payı ilave edilerek değer belirlenmiş olup Bursa gibi büyük şehirlerde özellikleri itibarıyla dava konusu taşınmaza daha uygun emsal taşınmaz satışlarının bulunması mümkün olduğuna göre, nitelikleri itibarıyla uygun bir emsal satış ile karşılaştırma yapılarak taşınmaz bedelinin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu biçimde değer tespiti doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 04.12.2015 tarihli ve 2015/68 Esas, 2015/345 Karar sayılı kararı ile davanın ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.12.2015 tarihli ve 2015/68 Esas, 2015/345 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla imar parseli olduğu, bilirkişi kurulunca somut emsal alınan ... Mahallesi ... ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla kadastro parseli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaz ile benzer özellikler taşımayan ve emsal olacak nitelikte bulunmayan ... ada 3 parselin satışının somut emsal alınarak dava konusu taşınmazın belirlenen m² değerine %33,90 oranında düzenleme ortaklık payı karşılığı miktar ilave edilerek değer belirlendiği anlaşılmakla, Bursa gibi büyük şehirlerde özellikleri itibarıyla dava konusu taşınmaza daha uygun emsal taşınmaz satışlarının bulunması mümkün olduğuna göre, nitelikleri itibarıyla uygun bir emsal satış ile karşılaştırma yapılarak taşınmaz bedelinin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu biçimde değer tespiti doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Karşı Verilen Karar
Mahkemenin 10.03.2020 tarihli ve 2016/504 Esas, 2020/100 Karar sayılı kararı ile davanın ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.03.2020 tarihli ve 2016/504 Esas, 2020/100 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal incelemesi yapılmaksızın, dava konusu taşınmazın dava dışı paydaşı tarafından daha önce açılmış olan davada tespit edilen m² birim bedelinin dava tarihine eskale edilmesi suretiyle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve gerekçeli karar başlığında davacı ...’ın gösterilmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkmenin Üçüncü Bozma Üzerine Verdiği Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden ise davalı idarenin usuli kazanılmış hakkı gözetilerek kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, belirlenen bedele yasal faiz değil kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğini, taşınmaz bedelinin dava tarihine göre belirlenmesi ve enflasyon sebebiyle taşınmaz değerinin beş kat artmış olması nedeniyle hak kaybına uğradıklarını ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca maktu harç ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, el atılmayan kısımların bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, emsal taşınmaz çok daha değerli olduğu halde dava konusu taşınmaza yüksek bedel belirlendiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki davacılar ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine men'i müdahale davası açmağa hakkı olduğuna; ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.

4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun ( 2942 sayılı Kanun)11 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılıp idarenin usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek belirlenen bedelinin davalı ... Başkanlığından tahsili yerindedir.

3. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki davada dava konusu taşınmazın toplam 186,62 m²lik kısmına 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmış olup, bu tarihten sonraki el atmalara ilişkin 2942 sayılı Kanun’da bir düzenleme bulunmadığı, kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı nazara alındığında fiilen el atılan taşınmaz bedeli yönünden ve fiilen el atılmayıp proje bütünlüğü ilkesi kapsamında fiili el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşılan ve krokide (C) harfi ile gösterilen 155,62 m²lik kısım yönünden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4 ün uygulanma imkanı bulunmadığından nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğrudur.

4.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... Başkanlığının tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. 18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğinden davacılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... Belediyesi vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a. (11) numaralı bendindeki “yargı masrafının” ibaresinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılarak, yerine "davalı ... Belediyesinden alınarak davacı tarafa verilmesine" ibaresinin yazılması, (12) numaralı bendindeki “yargı giderinin” ibaresinden sonra gelen kısmın hükümden çıkartılarak, yerine "davalı ... Belediyesi üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı ... Başkanlığından aşağına yazan kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.