5. Hukuk Dairesi 2023/7688 E. , 2024/606 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/212 Esas, 2022/359 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesine göre idarenin davacıya geri alım hakkını kullandırmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu Yozgat ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... 46 pafta 683 ada 4 parsel sayılı 9450,67 m² miktarlı taşınmazın kamyon garajı yapılmak suretiyle davalı idare tarafından kamulaştırıldığını, aradan geçen uzun yıllar sonrasında kamulaştırma amacı gerçekleştirilmeyerek 13.01.2010 tarihinde yapılan ihale ile taşınmazın 4.130.000,00 TL bedelle satıldığının müvekkileri tarafından öğrenildiğini, kamulaştırma amacının ortadan kalkması veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesindeki usule uyulması gerektiğini, uğranılan zarar sonucu fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile ihale tarihi olan 13.01.2010 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1986 yılında kamulaştırmanın amacına uygun olarak kullanıldığını, geri alım hakkının 5 yıl içerisinde kullanılması gerektiği halde üzerinden 25 yıl geçtiğini davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.06.2013 tarihli ve 2010/178 Esas, 2013/306 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve Resmî Gazete'de yayımlanan 14.05.2015 tarihli ve 2014/177 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile 6552 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 9 uncu maddesinde yer alan "22. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile" ifadesinin iptal edildiği, böylece 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve halen kesinleşmeyen davada 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkanı kalmadığı belirtilerek, davalı idarenin kamulaştırılan taşınmaz yönünden kamu yararı kararında belirtilen amacı gerçekleştirmediği gibi taşınmazı başka bir kamu yararı amacı doğrultusunda da kullanmayarak 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde keyfiyetin idarece mal sahibine veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulmasına ilişkin yükümlülüğü yerine getirmeden taşınmazı özel kişilere devrederek davacıların mülkiyet hakkına kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı amacı bulunmadan müdahale edilerek Anayasanın 35 inci maddesindeki güvencelere aykırı olarak mülkiyet hakkını ihlal ettiği anlaşılmış olup dava konusu taşınmazın kamulaştırma nedeniyle davacı idareye ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren; 3. kişilere devri sonucu alınan bedelin ise satış tarihinden başlamak üzere Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu ile dava tarihi esas alınmak suretiyle güncellenmesi için uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak bu iki bedel arasında davacı taraf aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı takdirde de davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru gösterilmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 29.12.2022 tarihli ve 2019/212 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun’da geri almaya ilişkin düzenlenen 23 üncü maddede kamulaştırma kararının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde taşınmazı amacına uygun olarak kullanmama veya kamulaştırılan taşınmazda bir işlem yapılmaması hallerinde mal sahibi veya mirasçılarının kamulaştırma bedelini yasal faiziyle ödeyerek taşınmazı geri alabilecekleri, bunu da hakkın doğmasından itibaren içerisinde kullanmaları gerektiği hükme bağlandığını, bu kapsamda davanın bu süreler içerisinde açılmadığını, bozmaya ilişkin Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararında da " Davalı idare, kamulaştırılan taşınmaz yönünden kamu yararı kararında belirtilen amacı gerçekleştirmediği gibi taşınmazı başka bir kamu yararı amacı doğrultusunda da kullanmayarak 3. kişiye ihale yoluyla satışını gerçekleştirmiştir. " şeklinde tespite yer verildiğini, bu tespit doğrultusunda 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinden önce 23 üncü madde hükmünün gözönüne alınması ve yargılamanın bu esas doğrultusunda yapılması gerektiğini, taşınmaz amacına uygun şekilde kullanılmamış ise 22 nci maddenin bir önemi kalmadığını, buna göre davacıların kamulaştırma tarihinden( 12.03.1986) itibaren 5 yıl içerisinde amacına uygun kullanım olmadığı için 12.03.1991 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde geri alım haklarını kullanmaları gerektiğini, Yargıtay ilamında bu husus tespit edildiği halde gözönüne alınmadığını, 22 nci madde uyarınca farkın hesaplanması gerektiği yönünde karar verilerek kararın bozulduğunu, oysa bu husus dikkate alınmış olsaydı 22 inci maddeye ilişkin bir incelemeye gerek kalmadan davanın reddi kararı verilmesi gerektiği belirtilerek, bozma yerine onama şeklinde karar verileceğini, Yargıtay'ın bu hatalı bozma kararı sonrası yerel mahkeme de bozma kararı uyarınca farkın hesaplanması yoluna giderek bilirkişi raporu aldırdığını, alınan bilirkişi raporları sonucu davanın kabulune karar verildiğini, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda ise arsa değerinin hiç dikkate alınmadığını, güncelleme yapılırken tüm seçenekler hesaplanmış ve ortalaması alınmış ise de asıl alınması gerekenin değer mevduat oranı olduğunu, zira güncellemenin sağlıklı ve doğru bir şekilde yapılması için asıl olan mevduat oranı olduğunu, bu nedenle diğer seçeneklerin dahil edilerek ortalama bulunması yerine sadece mevduat oranı baz alınarak hesaplama yapılmasının daha hakkaniyetli bir yol olacağını, 1986 yılında ödenen 47,55 TL'nin 34 yıl gibi uzun bir süre sonra 769.356,81 TL gibi düşük bir bedel çıkmasının hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminini isteme hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Buna karşın, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4 üncü maddenin üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki dava 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi uyarınca açılan tazminat davası olup bu kapsamda maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı idare vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerin hükümden çıkartılmasına yerine "Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL maktu harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına, yatırılan peşin ve ıslah harçların davacılara iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, aşağıda yazılı kalan temyize başvurma harcının davalı idareden alınmasına,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!