5. Hukuk Dairesi 2023/12709 E. , 2024/6393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1804 Esas, 2023/130 Karar
DAVA TARİHİ: 06.09.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/472 Esas, 2021/269 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada kesinleşen terkin hükmünün infaz edilememesi nedeniyle tapu kaydının iptali ile yol alanının terkini ve kalan kısmın tescili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dosya Dairemize gönderilmiş, Dairece temyiz inceleme görevi Yargıtay 1. Hukuk Dairesine ait olduğundan dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine karar verilmiş; Yargıtay 1. Hukuk Dairesince dosyanın Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş; Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunca yapılan inceleme sonucunda dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ...,... Mahallesi 861 parsel sayılı taşınmazda Hayati ... tarafından ... aleyhine açılan davada yer bedelinin davalı belediyeden alınıp davacıya ödenmesine, nizalı parselin bedeli ödenen toplam 437,41 m²lik kısmının davacı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine kararı verildiğini, kararın temyiz incelemesinde hüküm fıkrasının ikinci maddesindeki terkin ve tescile ilişkin bölümün çıkartılarak yerine “nizalı parselin fenni bilirkiş...imzalı krokide sarı ile boyalı fiilen yol haline getirilen 340,87 m²lik bölüm ile aynı krokide belirlenen ve üzerinde ağaçlar bulunan 88,54 m²lik ... alan halindeki kısmının davacı üzerindeki tapusunun iptali ile yol haline getirilen bölümün tapudan terkinine, ... alan halindeki kısmının ise davalı ... adına tesciline” cümlesinin yazılmasına şeklinde hükmün düzeltilerek onandığını, kararın kesinleştiğini, kararın infazı için müracaat edildiğinde parsel alanının 448,00m² olduğu, Mahkemenin 437,41 m²lik kısmı ile ilgili hüküm kurduğu, geri kalan kısım ile ilgili bir kararın bulunmadığının belirtildiğini, taşınmazın tapu alanının koordinat değerlerinden hesaplanan alandan farklı olması nedeniyle Mahkeme kararının teknik olarak uygulanamadığını, Mahkemeye yapılan tavzih taleplerinin reddedilerek kararın kesinleştiğini belirterek yüzölçümünün kadastral paftasına ve koordinat değerlerine uygun şekilde düzeltilmesini ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/474 Esas, 1999/1074 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan alanın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol alanının terkinine, kalan kısmın tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/474 Esas, 1999/1074 Karar sayılı dosyasında müvekkillerinin babasına ait olan taşınmazla ilgili yapılan yargılama sonucunda 340,87 m² arsanın yol olarak terkinine, imara elverişli olmayan geri kalan 96,54m² yerin bedelinin ödenerek belediye yönünden tapuda tesciline karar verildiğini, kararın temyiz edilmesinden sonra 340,87 m²lik bölümün davacı üzerindeki tapusunun iptali ile tapudan terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığına, 88,54m²lik yerin ise terkini şekilde verilen kararın davacı üzerindeki tapusunun iptali ile davalı ... adına tesciline şekilde düzeltilmek suretiyle onanması yönünde hüküm kurulduğunu, kararın kesinleştiğini, taşınmazın tapu alanının koordinat değerlerinden hesaplanan alandan farklı olması sebebiyle Mahkeme kararına tavzih talebinde bulunulduğunu, tavzih yoluyla hükümde değişiklik yapılamayacağına karar verildiğini, davacının taleplerinin usule aykırı olduğunu, taleplerinin yüzölçümü düzeltilmesi olduğundan husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki yüz ölçümünün idari yoldan, mümkün olmadığı takdirde dava yolu ile düzeltilmesi gerektiğini belirterek davanın husumet yönünden reddine, tapu iptali tescil davası yönünden öncelikle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise bedeli ödenmeyen 121,39 m² olarak hesaplanan yerin bedelinin müvekkillerine ödenmesi karşılığında davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından Kadastro Müdürlüğüne yönelik başvurunun Mahkeme kararının infazına ilişkin olduğu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/474 Esas, 1999/1074 Karar sayılı kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden kesinleşmiş karar karşısında taşınmaza yönelik farklı bir alanın hüküm altına alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu yer için Mahkemece karar verilen bedel müvekkil ... tarafından ödenmiş olmasına karşın, müvekkili idare adına tescil ve terkin yapılamadığını, bu durumun ortaya çıkmasında müvekkili idarenin kusuru olmadığını, gerekli başvuru Kadastro Müdürlüğüne yapılmış olup akabinde tavzih talebinde bulunulduğunu ve tescil talepli dava açıldığını, ancak tüm bu girişimler sonuçsuz kalarak bedeli ödenen yerin terk ve tescil işlemlerinin yapılamadığını, Kadastro Müdürlüğüne yapılan başvuru sonucunda hatalı olarak 448,00 m² gösterilen taşınmazın yüzölçümünün 29.09.2022 tarihinde 550,83 m² olarak düzeltildiğini, dava konusu taşınmazın sırf yüzölçümünün düzeltilememiş olması nedeniyle 20 yıla yakın zamandan bu yana müvekkili ... adına tescil edilemediğini, belirlenen bedel davacı tarafa yaklaşık 20 yıl önce ödenmiş olup kamunun mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile bilirkişilerce doğru hesaplanmış yüzölçümüne göre yol alanının terkinine, kalan kısmın müvekkili idare adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz ile ilgili ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/474 Esas, 1999/1074 Karar sayılı kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, taşınmazın güncel yüzölçümü ve kesinleşmiş ilgili karar karşısında taşınmaza yönelik farklı bir alanın hüküm altına alınamayacağı, böylece Mahkeme kararında usul ve kanuna aykırı bir husus bulunmadığı anlaşıldığından davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın infaz edilmediği iddiasıyla açılan tapu kaydının iptali ile yol alanının terkini, kalan kısmın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu İstanbul ili, ...,... Mahallesi 861 parsel sayılı 448,00 m² yüzölçümlü taşınmaza ilişkin davalılar murisi Hayati ... tarafından açılan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/474 Esas, 1999/1074 Karar sayılı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının kabulü ile bedeline hükmedilen 437,31 m²lik kısmın yol olarak terkinine hükmedildiği, kararın idarece temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.11.2001 tarihli ve 2001/21613 Esas sayılı kararı ile 340,87m²lik bölümün davacı üzerindeki tapusunun iptali ile tapudan terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığına ve aynı krokide belirlenen üzerinde ağaçlar da bulunan etrafı tel örgülerle çevrili 88,54m²lik yerin tapusunun iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken terkinine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün düzeltilerek onandığı ve karar düzeltme talebinin reddi ile kararın kesinleştiği, hükmün infazı için Kadastro Müdürlüğüne başvurulması üzerine taşınmazın tapu alanının koordinat değerlerinden hesaplanan alandan farklı olması sebebiyle infazının teknik olarak uygulanamadığının belirtilmesi üzerine eldeki dosya davacısı olan idarece tavzih talebinde bulunulduğu, 01.11.2011 tarihli karar ile “yüzölçümü düzeltilmeden infaz edilmesi mümkün olmayıp bu düzeltme işleminin ayrı bir dava konusu olduğu ve tavzih yoluyla hükümde değişiklik yapılamayacağı” gerekçesiyle tavzih talebinin reddine dair kararın da Dairemizin 18.04.2017 tarihli ve 2016/2245 Esas, 2017/10982 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacı idarece 29.09.2022 tarihinde teknik hataların düzeltilmesi yoluyla dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 550,83 m² olarak düzeltildiği anlaşılmakla; dava konusu taşınmazın 437,71 m²lik kısmının iptali ile yol olarak terkinine ilişkin kararın Dairemizin 27.11.2001 tarihli ve 2001/21613 Esas sayılı kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla kesinleşen karara göre sonradan yüzölçümü değişen taşınmazın bedel ödenmeyen kısmının acılan dava ile davacı idare adına tescilinin mümkün olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!