WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

5. Hukuk Dairesi         2023/12694 E.  ,  2024/5184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1545 Esas, 2023/1436 Karar
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/506 Esas, 2023/301 Karar (Birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/15 Esas 2023/3 Karar Sayılı Dosyası)

Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dosyalara ilişkin dava dilekçelerinde özetle; ...köyünde bulunan 117 ve 613 parsel sayılı taşınmazların kök miras bırakan ...’a ait olduğunu, ölümüyle geride çocukları...,... ve ...’ın kaldıklarını, müvekkillerinin miras bırakanı ... ...’ın 1/3 payı bulunduğu ve 1946 yılında ölü olduğu halde 1953 yılına yapılan kadastro tespiti sırasında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan taşınmazların kök miras bırakan ... mirasçıları arasında taksim edildiği, ancak murisleri ... adına tespit yapılmadığını, bunun üzerine tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, ancak Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/306 Esas, 2013/605 Karar sayılı ilamıyla davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, temyiz incelemesinden geçerek 16.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, tapu sicilinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin zararının oluştuğunu ileri sürerek belirlenecek tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıların murisleri ... tarafından davaya konu taşınmazlardaki payları dava dışı amca oğullarına satıldığından zarar oluşmadığını, kusurlu bir işlemi bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek, ayrıca davanın zamanaşımı süresi içinde ve Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı Yaşar Çoban kararında belirtilen makul süre içinde açıldığını, zamanaşımının başlangıç tarihinin tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarih olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine maktu vekâlet ücretinin altında bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı oluğunu belirterek, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ve miras bırakanları tarafından davaya konu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 5602 sayılı Tapulama Kanunu’nun (5602 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde belirtilen 30 günlük süre içinde kadastro müdürüne itiraz edilmemiş, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 09.10.1988 tarihine kadar tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmamış olduğundan, kadastro tespitinin yapıldığı 1953 yılı ile hak düşürücü sürenin dolduğu 09.10.1988 tarihi arasında çok uzun süre bulunmakta olup, davacılar, miras bırakanlarına ait olduğunu iddia ettikleri 1/3 paya ilişkin hak düşürücü sürenin dolduğu tarihe kadar mülkiyete yönelik dava açmadıkları, bu nedenle tazminat istemine konu taşınmazların kadastro tutanakları ve tapu kütükleri mevcut şekli ile kesinleştiğinden, bunun sonucu olarak da davacıların kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz ve dava açma hakkı ile mülkiyet hakları ortadan kalktığından, davacıların ağır kusuru sonucunda zarar meydana geldiğinden Hazineden tazminat istenilmesi olanaklı olmayıp, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolan davacılar yönünden açılan davada, davalı Hazine vekili süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olup, eldeki asıl ve birleştirilen davaların 17.12.2022 ve 10.01.2023 tarihlerinde açıldığı tarih itibari ile makul süre de dolmuş bulunduğundan davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; 1953 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında 117 parsel sayılı 96.250,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı, satın alma, ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Feyzi oğlu... ... adına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleşmekle 11.04.1956 tarihinde tapuya tescil edildiği, 613 parsel sayılı 45.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın vergi kaydı, irsen intikal, hisse bağışı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 5/8 payı... oğlu Yusuf ..., 3/8 payı... kızı Satı ... tespit edildiği, itiraz edilmeksizin kesinleşmekle 28.12.1953 tarihinde tespit gibi tapuya tescil edildiği, davacılar ... ve arkadaşları tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/306 Esas, 2013/605 Karar sayılı ilamıyla davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, temyiz incelemesinden geçerek 16.03.2015 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine davacılar vekilinin miras bırakan ... ...’ın 1/3 payı bulunduğu halde yapılan kadastro tespiti sırasında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan kök murisleri ... adına tespit yapılmadığını, bu nedenle tapu sicilinin hatalı olduğunu, uğranılan zarar nedeni ile eldeki asıl ve birleştirilen davanın açıldığı anlaşılmıştır.

3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir.

4. Buna göre, yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki asıl ve birleştirilen dava 17.12.2022 ve 10.01.2023 tarihlerinde açılmış olup makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekilinin süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından tazminat istemli davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.